Fransa Cumhurbaşkanları’nın aşk hayatı: Aldatma, ihanet, entrika, gizemli aşklar

Perşembe, 20 Mart 2014 12:00

Aşık olmaya biçilebilecek bir fiyat ya da bir rakam bulunmasa bile, aşkın sonuçları bazen çok pahalı olabiliyor. Özellikle de politikacılar için.Bir Fransız klasiği olan ve Kral IV. Henri ile başlayan ‘Elysée Entrikaları’ bugün hala rüzgârını durmaksızın estirmeye devam ediyor.

Fransız politikacılar, mutlu bir aile ya da düzenli ilişki portresi yansıtarak kamuoyu önünde pozitif bir algı yaratmak istiyorlar. Fakat Paris’in romantik havasından mıdır bilinmez, her seferinde yaşadıkları gizli aşklar nedeniyle magazin dünyasına manşet olmayı başarıyorlar. Özellikle François Mitterand ’tan François Hollande’a uzanan siyasi süreçte bu durumun daha da ayyuka çıktığını görebiliyoruz. Her ne kadar özel hayata saygı mantığıyla hareket edilmesi gerekse de siyasilerin yaşamları, onların sürdürdükleri politikalar kadar halkı ilgilendiriyor.

DA MITTERRAND A HOLLANDE, GLI AMORI PROIBITI DELL'ELISEOİlk olarak, 20 yaşında bir kızı olduğu sonradan ortaya çıkan Cumhurbaşkanı François Mitterrand ile Fransız siyasi dünyasına olan yaklaşımlar bambaşka bir yön kazandı. Siyasilerin özel hayatı ile ilgilenme eğilimi, Jacques Chirac döneminde daha da artmaya devam etti. Elysée tarafından deliller yok edilmeye çalışılsa dahi haberciler siyasilerin özel yaşamının ve gizli aşklarının izini sürmeyi bırakmadı.1995 yılında göreve gelen Cumhurbaşkanı Jacques Chirac aşka ve kadınlara olan düşkünlüğü ile biliniyordu. Hatta bu nedenden dolayı ülkesinde uzun süre ‘Ateşli tavşan’, ‘ Duş dahil üç dakika’ gibi enteresan lakaplarla anıldı ve bir çok karikatüre konu oldu. Elysée Sarayı’ndaki gizli buluşmalar ve her seferinde farklı bayanlarla yaptığı iş görüşmeleri kapsamında basına yakalanan Jacques Chirac’ın hayatı kısa sürede magazin dünyasının malzemesi haline geldi. Gazetecilerle, fotoğrafçılarla ve hatta Claudia Cardinale gibi ünlü aktrislerle bile yasak aşk yaşadığı iddia ediliyordu. Yer yer Don Juan olarak anılan Chirac’ın bu durumu, zamanla eşi ile arasında gerginliklere yol açtı. Partidekiler ve çevresindekiler tarafından eleştiriye maruz kalan Chirac, olayların boşanma ile sonuçlanmaması için hayatına çekidüzen verme kararı aldı. Bilinmez ama belki de aşklarını daha gizli yaşamaya başladı.

SARKOZY BRUNİChirac’ın ardından Cumhurbaşkanı olan Sarkozy, onun sadece siyasi kimliğini değil aynı zamanda magazinsel kimliğini de devraldı. Sarkozy’nin özel hayatı Fransa’da olduğu kadar tüm dünya gündeminde de yer alarak onu bambaşka bir çizgiye taşıdı. Henüz Paris Belediye Başkanlığı görevini yaparken eşi Marie’yi, bizzat nikâhını kıydığı Cecilia ile aldatan Sarkozy’nin bu ilişkisi de uzun soluklu olmadı. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde mutlu bir aile tablosu çizen Cecilia ve Sarkozy çiftine siyasi başarı ne yazık ki yaramadı. Ayrılıklarının ardından Sarkozy ‘Fransa tarihinde görev sırasında boşanan ilk cumhurbaşkanı’ unvanını da kazanmış oldu. Bir türlü ‘first lady’sine kavuşamayan Fransız halkı bu boşanmanın nedenlerinden biri olan Carla Bruni’yle tanıştığında, tüm soru işaretleri bir süreliğine de olsa ortadan kalktı. Kimileri bu ilişkinin saray için hazırlandığını düşünürken, kimileri de Sarkozy’nin özel hayatını gündemde tutarak siyasi başarısızlıklarını kapatmak istediğini düşünüyordu. Gerçekten de Sarkozy’nin François Hollande karşısında seçimleri kaybetmesinin ardından Carla Bruni’nin aldığı boşanma kararı kimseyi şaşırtmayan bir gelişme oldu.

valerie-trierweiler  HOLLANDEVe Hollande… Reklam filmlerine, bilgisayar oyunlarına konu olmaya başlayan aşk hayatı, Fransız halkı tarafından bir pembe diziymiş gibi takip ediliyor. 2012 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sarkozy’i geride bırakarak büyük bir zafer elde eden sosyalist lider Hollande’ın ilk eşi, kendisinden dört çocuk sahibi olduğu ve otuz yıldan fazla birlikte yaşadığı sosyalist bir politikacı olan Ségolène Royal idi. İkili Ségolène Royal’in 2007 Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Nicholas Sarkozy’e karşı kaybetmesinin ardından boşandı. Aynı yıl içinde ayrılıklarının asıl nedeninin, Hollande’ın Valérie Trierweiler ile yaşadığı aşk olduğu ortaya çıktı. Hollande’ı bir türlü paylaşamayan Royal ve Trierweiler’in uzun süre boyunca sosyal medyadan yürüttükleri siyasi atışmalar bir çok çevre tarafından ağır şekilde eleştirildi. Bu durum ister istemez Hollande’ın kariyerine de zarar vermeye başladı. Sarayın kapılarının açılmasının ardından Trierweiler tüm kişisel işlerini bırakarak Hollande’ın siyasi işleriyle bizzat ilgilenmeye başladı. Her şey herkes için gayet yolunda giderken, geçtiğimiz Ocak ayında magazin dergisi Closer hazırladığı kapak ile gündemin altüst olmasına neden oldu. Derginin iddialarına göre François Hollande, iki çocuk sahibi ünlü oyuncu Julie Gayet ile gizli aşk yaşıyordu. Hollande ve Gayet’in duruma itiraz etmemeleri ve suskun kalmaları first lady Trierweiler’in hastanelik olmasına neden oldu. Olayların ardından Trierweiler ile olan ilişkisinin resmen sona erdiğini duyuran Hollande’ın Gayet ile olan ilişkisini devam ettirdiği düşünülüyor.

Tüm bu entrikalara alışan Fransız halkının büyük kesimi Cumhurbaşkanlığı mevkiisinin ve özel hayatın birbirinden ayrı tutulması gerektiğini savunuyor. Siyasiler ve gazeteciler özel yaşamın kariyer üzerinde çok fazla etki yarattığını düşünse de yapılan anketlere göre Fransız halkı oy verirken kişilerin siyasi düşüncelerine daha çok önem veriyor. Elbette herkesin aynı fikirde olabileceğini düşünmek imkansız. Özellikle muhalefet partisi ve halkın belli bir kesimi ‘birlikte olduğu insanı kandırma’ olgusunun siyasi ilişkilere de yansımasının endişesi içinde. Ama sevmek ya da aldatmak insanın doğasında mevcutken, sırf mesleklerinin yarattığı o kasvetli havadan dolayı siyasilerin özel hayatlarını sert bir şekilde sorgulamak ne kadar doğru olabilir? Sonuçta aşkın kimi nerede, ne zaman ve nasıl yakalayacağını bilemiyoruz. Aslında Fransız yazar Antoine Bret’in deyimiyle ‘’Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğu’’ oluyor ve aşk siyaset falan tanımıyor…

Pascal Piedfort