Filistin Meselesi: Küçük Ceylan ile Avcının Hikayesi

Cumartesi, 26 Temmuz 2014 15:44

Gazze’de ölü sayısı 800′ü aştı. BM çocuklar için artık güvenli bir bölge olmadığını açıkladı. Ali Mendillioğlu Filistin meselesini ‘Küçük Ceylan ile Avcının Hikayesi’ yazısıyla Dipnot Tablet 175. sayıda anlatıyor.

 

Filistin Meselesi: Küçük Ceylan ile Avcının Hikayesi

Filistin-Arap edebiyatının güçlü kalemlerinden (kişisel fikrimi soracak olursanız en güçlüsü) Hasan Kanafani oğluna adadığı bir yazısında Filistinli olmanın anlamını şöyle özetler.

“Öbür odada senin annene sorduğunu duydum: ‘Anne ben Filistinli miyim?’ Annen “Evet” yanıtını verince bütün evin üstüne ağır bir sessizlik çöktü. Sanki başımızın üstünde asılı bir şey düşmüş de gürültüyle patlamıştı, sonra da… sessizlik. “Sonradan… senin ağladığını duydum. Kıpırdayamıyordum. Öbür odada, senin şaşkın hıçkırıklarının arasında kavram gücümü aşan bir şeyler doğmaktaydı. Sanki öpülesi bir neşter senin göğsünü yarıyor ve oraya senin sahici yüreğini yerleştiriyordu. Öbür odada ne olduğuna gidip bakmak için kıpırdayabilmek gücünden yoksundum. Gene de biliyordum ki, uzakta kalmış bir vatan yeniden doğmakta. Tepeleri, ovaları, zeytin bahçeleri, ölmüşleri, yırtılmış, katlanıp kaldırılmış bayrakları, hepsi, etten ve kandan yoğrulu bir geleceğe doğru yollarını bulmakta, işte gene bir çocuğun yüreğinde yeniden doğmaktadırlar… İnsanoğlunun büyüdüğüne inanma. Yok, apansız doğar o: Bir söz, birden yepyeni bir vurguyla yüreğine işler. Tek bir sahne onu çocukluğunun çatısından alaşağı ederek yolun katılığına fırlatır…”

Dünya üzerinde pek az dava Filistin davası kadar sarsıcı ve kapsayıcı olabilmiştir. Filistin sadece coğrafik bir tanım değildir. Yedi kıta dört iklimin her renk ve dilden insanının yüreğinin konukluğunda baş misafirdir. Filistin umut gibi onlarca yılda ancak boy veren zeytin ağaçlarının ülkesidir. Filistin yoksul çocukları düşünü görürken uykusunda gülümseten hüzünlü portakal bahçelerinin ülkesidir. Kenan ilinin çölleri inancın turnusol kâğıdıdır. Sadece Filistinliler değil dünyanın dört bir yanından gelen insanların dökülen her damla kanında uçsuz bucaksız bir kırmızıya durur Filistin çölleri.

fft64_mf1206368

Ve Filistin devlet erkanlarının kumar masasında hep güçlü bir kozdur… Oyunun sonunda oy’a tahvil edilen, “Lanetliyoruz, fena kınıyoruz, çok fena kınıyoruz”larla tur dönen etkili bir blöftür her daim. Oysa Filistin çölleri turnusol kağıdıdır. Nasıl üzerine düşen her damla kanda kırmızıya durup inancın, umudun sağlamasını yaparsa, dökülen sahte gözyaşlarında da maviye dönüp riya ve ikiyüzlülüğü ayrıştırmayı da bilir.

Filistin bir kere daha ateşle sınanırken aldığı her nefes, bizim kahredici etkisizliğimiz yüzünden ciğerlerine batıyor. Kuru gürültüye kesmişken yer gök, bu kakafonide “ne yapmalı” sorusunun cevabını usulca ve usulünce gene Hasan Kanafani veriyor “Şahin” öyküsünde, Filistinli mültecileri aslında daha genelleştirirsek bizi de bir ceylan metaforu ile betimleyerek.

Devamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play