Fatih Akın “Kesik” Filmini Dipnot’a Anlattı: “Bu Bir Soykırım Filmi Değil”

Perşembe, 23 Ekim 2014 10:38

Kesik (The Cut) filminin gösterimi için Londra Film Festivali’nde bulunan Fatih Akın, filmin ardından Dipnot Tablet’in sorularını yanıtladı.

Fatih Akın’ın merakla beklenen filmi “Kesik” (The Cut) Türkiye’den önce Londra Film Festivali’nde gösterildi. Mayfair’deki Curzon Cinema’da full dolu bir salonda gösterilen film büyük alkış aldı.

1915 Ermeni olaylarını konu alan ve Mardin’de başlayan film, hikaye ilerledikçe dünyanın çok farklı köşelerinde devam ediyor. Osmanlı döneminde Mardin’de yaşayan bir aile, 1915 olayları patlak verince askerlerin zoruyla birbirlerinden ayrılıyorlar. Baba Nazaret Manukyan esir alınıyor ve Türk askerleri tarafından öldürüleceği sırada başka bir sivil Türk tarafından son anda kurtarılıyor. Özgür kalan Nazaret kızlarını aramaya koyuluyor. Nereye götürüldükleri ya da hayatta olup olmadıkları konusunda hiç bir fikri olmayan Nazaret yine de vazgeçmiyor ve sadece kızlarını bulmak için yaşamaya başlıyor.

Neredeyse dünyayı bir ucundan diğer ucuna kateden Nazaret’in hikayesi oldukça alegorik. Nazaret’in sesini kaybetmesi ve kimseye derdini anlatamaması, yıllar boyu Ermenilerin başlarına gelenleri seslendirememelerini sembolize ediyor sanki. Nazaret’in kızlarını arayışındaki sebat ve inanç ise Ermenilerin yaralarını sarmak, yaşadıkları derin travmadan sonra kopan parçalarını bir araya getirmek istemeleri gibi.

Film festivalindeki gösterimin ardından soruları yanıtlamak için sahneye gelen Fatih Akın’a ilk önce Ermeniler teşekkür etti. Kimileri gözyaşları içinde Fatih Akın’ın elini sıktı ve çok etkilendiklerini söylediler. Fakat filmin Türkiye’de Türk izleyici tarafından nasıl karşılanacağını tahmin etmek güç. Filmde Osmanlı askeri son derece kötü kalpli ve acımasız olarak gösterilmiş. Filmdeki tek “İyi Türk” olan karakter askerilerin emrinde olan Mehmet adındaki bir sivil. Mehmet vicdan azabı ile karışık olarak Nazaret’in hayatını kurtarıyor ve kaçmasına yardım ediyor. Mehmet’in bir sahnede Nazaret’den özür dileyişi ise oldukça anlamlı.

Tek parça değil de sanki iki ayrı bölümden oluşan filmin ilk yarısında baştan sona bir soykırım filmi izleyeceğinizi sanıyorsunuz. Ama film ilerleyen dakikalarında bu türden ayrılarak daha çok bir insan hikayesine, hatta yer yer bir gerilim filmine, ama en çok da bir yol filmine dönüşüyor. Fatih Akın’a “Bu filme soykırım filmi denilmesi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?” diye sorduğumda, kendisi “Bu bir soykırım filmi değil” diyor. Zaten daha önce de tarihsel ya da politik filmleri ile tanımadığımız Fatih Akın, “Kesik” filmi için, “Bu sadece bir film. Sadece bir film size 1915 olaylarını anlatamaz. Soykırım filmi çekecek olsaydım, çok daha öncesinden başlar, çok daha uzun bir dönemi kapsayan, belgesel türünde bir film çekerdim” diyor. Fatih Akın, “Kesik” filmi ile izeyicinin en azından düşünmeye teşvikedileceğini, Türkiye’de “Ermeni soykırımı” konusunun daha çok tartışılacağını umuyor.

Hemen akla gelen ikinci bir soru da Fatih Akın’ın Türk izleyicisinden gelecek muhtemel tepkilere hazır olup olmadığı. Kendisine Türk izleyici bu filmi nasıl karşılayacak diye sorduğumda filmi önce Türk sanatçı dostlarına izlettiğini, onlardan iyi tepkiler aldığını anlatıyor ve “Türk halkı nasıl bir tepki verecek göreceğiz” diyor. Filme önyargısız ve düşünsel olarak “çıplak” bir şekilde gidin diyen Akın filmin bir soykırım filmi şablonu üzerinden değerlendirilmemesini istiyor. Alman eleştirmenlerden aldığı eksi puanlarını da bu önyargıya bağlıyor. “Alman eleştirmenler “Kesik” filminde bir Holocaust (Yahudi Katliamı) şablonu beklediler. Holocaust filmlerinde gördükleri resmi “Kesik”te göremeyince filmi sevmediler. Halbuki 1915 olayları ve Yahudi Katliamı birbiriden çok farklı” diyor.

Hazırlayan: İldem Wilson

Yazının tamamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK
iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play