Eylül geldi çattı… İstanbul’da sonbahar deyince akla ilk gelenler…

Pazar, 1 Eylül 2013 14:27

galata-kulesiEylül aylarını hep ‘Pazar’lara benzetmişimdir. Yoğun bir okul ya da iş haftasının ardından dinlendiğimiz, kafamızı dağıtıp eğlendiğimiz Cuma ve Cumartesi’den sonra, tekrar aynı düzene dönüşümüzün, haftaya başlangıcımızın habercisidir. Bize bunu hatırlatır, bu yüzden oldum olası Pazar’larını da sevemedim, Eylül aylarını da. Güzel bir yaz tatilinin ardından, belki bir yaz aşkının ardından eski hayatımıza dönüşümüzü hatırlatır bize. Tatil olan okullar açılır, yazın azıcık rahatlamış olan İstanbul trafiği gene eski boğucu haline döner, hava daha erken kararmaya başlar, günler kısalır, çalışanların üzerindeki iş yükü ve baskı artar… Bu yüzden hep hüzünlü bir tarafı olmuştur Eylül ayının. Çoğu insan için Eylül ayı demek; sahip olduğumuz düzenden kaçamayacağımız gerçeğiyle yüzleşmektir… Bir tane hayatımız olduğunun, onun da yazın yaşadıklarımız değil de ondan sonraki dokuz ay boyunca yaşayacaklarımızdan oluştuğunun farkında varmamızdır… Hareketli yaz aylarından sonra bu ayda melankolik şarkılar dinlenir, efkarlı bir ruh hali olur insanlarda.

Teoman’dan “İstanbul’da Sonbahar”, Sezen Aksu’dan “İstanbul İstanbul Olalı”, Muse’dan “Unintended” gibi şarkılar mesela…

Hüzünlü filmler, aşk filmleri izlenir; kimileri belki de uzun sürebileceğini umdukları yaz aşklarını düşünerek izler bu filmleri, kimileri ise tatilden sonra aynı şeyleri yapmaya başlayınca aslında hayatlarından çok da memnun olmadıklarını, yani kısacası mutlu olmadıklarını anlayarak seyreder… “500 Days of Summer”, “Forrest Gump”, “Notting Hill”, “La vita è bella (Hayat Güzeldir), hatta bazen “Titanic” gibi… Biliyorum “Titanic” kulağa biraz abartı gibi geliyor ama yaz tatili çok güzel geçmiş bir insan gerçekten küçük çaplı bir depresyona girebilir ve o insan çok değişik şeyler yapabilme durumuna sahiptir… Yazın sürekli dışarıda gezen inanların bazıları Eylül’de evlerinde oturup, bu müzikleri dinlerken, bu filmleri izlerken birkaç kadeh şarabını içer… Dışarı çıkmak istediğinde de İstiklal Caddesi güzel bir seçenek olur. İnsanın efkarına efkar katar İstiklal, akşamları hafiften serinlemeye de başlar, tam içmelik bir durum çıkar ortaya. Bu ayı bu kadar “karanlık” çizmişken, ışığı da göstermek lazım tabi. Bu sene 6-7-8 Eylül’de Rock’n Coke olcak olması gerçekten teselli edici bence. Bir geçiş ayı olan Eylül için de bir geçiş süreci lazım tabi ki; e o da Arctic Monkeys, Palma Violets, The Prodigy ve Jamiroquai gibi grupların gelmesiyle olurdu zaten..

Oğuzcan George Dilmener

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ