“Esad’ın Türkiye’ye saldırması intihar olur” Başbakan’ın başdanışmanı Akdoğan konuştu

Pazartesi, 2 Eylül 2013 10:46

adBaşbakan Erdoğan’ın siyasi başdanışmanı Yalçın Akdoğan, Suriye’ye yapılacak operasyonun ardından Türkiye’nin hedef olabileceği endişeleriyle ilgili

Başbakan Erdoğan’ın siyasi başdanışmanı Yalçın Akdoğan, Suriye’ye yapılacak operasyonun ardından Türkiye’nin hedef olabileceği endişeleriyle ilgili, ‘Esad’ın saldırması delilik, intihar olur. Çünkü bir NATO ülkesine saldırı yapılmış olur ve işin rengi değişir. Türkiye kendisini savunacak güce sahip’ dedi. Akşam Gazetesi’nden Şenay Yıldız’ın röportajı şöyle…

Başbakan Erdoğan’ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan Suriye’ye yapılacak operasyonun bölge ülkelerine yayılması ihtimalini değerlendirdi: “Esad’ın sağa sola saldırmasının sadece kendi sonunu hızlandıracağını düşünüyorum. Ama İsrail’le bir kutuplaşma üreterek, ‘Bu operasyon İsrail’in işine geliyor’ gibi bir söylem üzerinden bölgedeki Müslüman ülkelerin desteğini almak isteyebilir, bu oyuna düşülmemeli.”

- ABD Başkanı Obama askeri müdahale kararını açıkladı ama Kongre`den onay isteyeceğini duyurdu. Bu açıklamayı nasıl yorumladınız?

Askeri eylemin gerekliliği konusunda karar verdiğini açıklaması önemli bir gelişme. Zorunluluk olmadığı halde Kongre’den yetki isteyeceğini açıklaması ise hukuki değil siyasi bir mülahazaya dayanıyor olsa gerek. Kongre’yi öne çıkarması ve Kongre üyelerini dünyaya mesaj vermeye çağırması da yetki alımı konusunda bir endişesi olmadığını gösteriyor. Uluslararası kuruluşların devreye girmediği bir ortamda böyle önemli bir harekâtın kararını Kongre ile paylaşması muhtemel eleştirilerin önünü kesme amacı taşıyor olabilir.

TESPİT VE BEKLENTİ FARKI

- ABD Suriye’deki rejimi değiştirme hedefi gütmeyen, sınırlı bir operasyon hazırlığı içinde.

Başbakanın “Müdahale 1–2 günlük olmamalı, rejimi bırakma noktasına getirmeli” açıklamasından anlıyoruz ki bu konuda bir görüş ayrılığı var…

Bunu görüş ayrılığı olarak değil; bir tespit ve beklenti olarak değerlendirmek gerekir. Başbakanımız, sorunun nihai ve kalıcı çözümü için adım atılmasının önemine işaret etmiştir. Müdahalenin hedefi, kapsamı elbette tartışılabilir ama Batı’nın ilk kez Suriye meselesinde somut bir tavır takınıp, elini taşın altına koyacak olması önemli bir durumdur. Bu kararın kimyasal silah kullanılmasının ardından alınması, hassasiyetin kullanılan silaha dönük olduğunu göstermiştir ki bu da ayrı bir eleştiri konusudur. İnsanların hangi silahla öldüğü mü, öldürülmesi mi önemli? Biz başından beri ahlaki bir duruş sergiliyoruz ve nasıl öldürüldüğünden bağımsız olarak insanların öldürülmesi ne tepki gösteriyoruz, her ikisini de sorun olarak görüyoruz. Kimyasal silah kullanımı bir savaş suçudur ve insanlığın kırmızı çizgisi haline gelmiştir. Başbakanımızın “Tezkereye gerek yok” demesi, şu an için böyle bir gereklilik olmadığını ifade ediyor. Şu ana kadar bir talep gündeme gelmedi, mevcut tezkerenin yetki çerçevesi ve kapsamı bellidir, belli imkânlar sunmaktadır. Suriye’den yönelebilecek herhangi bir tehdide veya saldırıya karşı ise daha önce çıkardığımız tezkere gereken yetkiyi zaten sağlıyor.

İRAN-İSRAİL DENKLEMİ

- Ankara Şam’ın müdahaleye tepki için saldırması ihtimalinden endişeli mi?

Suriye’nin herhangi bir müdahalenin ardından Türkiye’ye dönük bir askeri tepki vermesi, saldırması delilik ve intihar olur. Esed’in bunu yapacağını sanmıyorum. Çünkü o zaman bir NATO ülkesine saldırı yapılmış olur ve işin rengi değişir. Türkiye kendisini savunacak güce ve kudrete sahiptir, mevcut tezkere de bu yetkiyi vermektedir. Ayrıca farklı ülkeleri tehdit altında göstererek taraf haline getirmek de doğru bir yaklaşım olmaz. Sayın Obama müttefik olarak tanımladığı Irak’ın da tehdit altında olduğunu söylüyor ama İran’ın gölgesi altındaki Irak Başbakanı müdahaleye karşı olduğunu açıklıyor.

- Beşşar Esad’ın İsrail veya Ürdün gibi çevre ülkelerine saldırıp, savaşı bölgeye yayması riski görüyor musunuz peki?

Bunun kendisine bir faydası olacağını düşünmüyorum ve sağa sola saldırmasının sadece kendi sonunu hızlandıracağını düşünüyorum. Ama İsrail’le bir kutuplaşma üreterek, “Bu operasyon İsrail’in işine geliyor” gibi bir söylem üzerinden bölgedeki Müslüman ülkelerin desteğini almak isteyebilir, bu oyuna düşülmemeli. Bu konu İran-İsrail denklemine de çekilmemeli. Esed’in İsrail’i işin içine çekerek, böyle bir kutuplaşma üretmesine fırsat verilmemeli.

Röportajın devamını okumak için