Erhan Tuncel Dink cinayetinin romanını yazıyor!

Pazartesi, 25 Mart 2013 12:54

dink-ile-santoro-yu-baglayan-ortak-nokta-1094726Dipnot Tablet Yazarı Ali Mendillioğlu “Yeraltından Notlar” adlı köşesinde Hrant Dink cinayetinin kara kutusu olarak bilinen Erhan Tuncel ile röportaj yaptı.

Erhan Tuncel, Hrant Dink cinayeti hakkında bildiklerini roman olarak yayınlamaya hazırlanıyor. Erhan Tuncel, kimdir, Yasin Hayal ile olan ilişkisini, suikast sürecine nasıl dahil olduğunu, yeni romanını Mendillioğlu’na anlattı;

İşte o röportaj;

Erhan Tuncel ile röportaj yapmak üzere Beşiktaş Çarşı’da randevulaşıyoruz. Hrant Dink cinayetinin kara kutusu olduğu düşünüldü hep Erhan Tuncel’in ve cinayetin üzerindeki kalın sis perdesini kaldırması beklendi. Randevulaştığımız yere doğru yürürken şunu düşünüyordum. Konuşmayacak… Hrant cinayetinin detaylarını ve sorumlularını bilmesi de bilmemesi de konuşmaması için mazereti olabilir. Buluştuğumuzda cinayetin aydınlatılamayan yönlerini bilse de bilmese de konuşmayacağını bildiğimi, Erhan Tuncel kim sorusunun cevabını bulmak için görüşmek istediğimi söyledim. Ses kayıt cihazını açmadan önce samimi olduğuna inandığım bir sohbet sonrasında ses kayıt cihazını açarak röportajımıza başladık.

18 Ocak günü, yani Hrant Dink cinayetinden önce Erhan Tuncel kimdi?

18 Ocak 2007 tarihinde Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesinde öğrenciydim. Kamuoyunun bildiği üzere Emniyet İstihbarat Birimi ile bağlantısı olan bir kişiydim. Daha sonra 19 Ocak 2007 hem Türkiye hem benim açımdan bir milat oldu. İstanbul Emniyetinin kimliğimi açıklamasından sonra kamuoyunun yakinen tanıdığı bir kişi oldum.

Emniyet İstihbarat ile ilişkiniz ne düzeydeydi?

Emniyette 2004-2006 döneminde yardımcı istihbarat elemanıydım. Daha sonra Kasım 2006 yılında ilişkimin kesildiğini ben de Hrant cinayetinden sona öğrendim.

Yasin Hayal ile ilişkinizin düzeyi neydi?

Yasin Hayal ile daha önceden bir tanışıklık vardı. Emniyetten grubu takip etmem istendiği için yakın ilişkide olduğum bir şahıstır kendisi. İlişkimizin boyutu Bakanlık Teftiş Kurulu’nda detaylı bir şekilde var.

Suikast sürecine nasıl dahil oldunuz?

Dahil olmam şöyle oldu. Emniyet İstihbarata bu konuyu ihbar ettiğim için konu hakkında bilgi istediler. Gereken bilgileri araştırdım ve kendilerine ulaştırdım. Gözaltına alınan şahıslar ismimi verdiler. Bildiklerimi ve gördüklerimi paylaşmamdan dolayı olaya dahil edildim. Gelişen süreçte garip bir şekilde bir “yapı” tarafından bu olayı engellemeye çalışan bir kişi olmama rağmen bir numaralı sanık haline getirildim daha sonra bu davadan beraat ettim.

18 Ocak gününe kadar kendinizi milliyetçi biri olarak tanımlıyordunuz bu görüşünüz değişti mi gelişen süreçte?

Milliyetçi olduğum gazetecilerin bir yorumudur. Biz defalarca söyledik, milliyetçi değiliz biz vatanseveriz. Milliyetçilik dar kalıbına kendimi hapsetmem. Her ülke vatandaşı gibi ben de bir vatanseverim.

Vatana dair algınızda bir değişiklik oldu mu diye düzelteyim o zaman soruyu?

Vatana dair algımda hiçbir değişiklik olmadı vatanımı yine seviyorum. Bir bedel ödemek gerekiyorsa seve seve öderim, ancak benim burada vatandan kastım burada yaşayan halklardır. Ancak devlet açısından olumsuz yönde bakış açım değişti. O dönemlerde devletperesttik ama daha sonra yaşanan süreçte devletin işleyişinin bu şekilde olmadığı; özellikle üst düzey yöneticilerin hem bürokrasi hem siyasiler olsun sadece kendilerini düşünen insanlar olduklarını anladım. Hatta şu söz iddalı değildir “Bu insanlar şu ana kadar her şeyi düşünmüşler bir tek Türkiye’yi düşünmemişler.” Bu ülke hepimizin, devletimiz bir çatıdır, bu çatı çökerse herkes altında kalır. Ancak bu yöneticiler yüzünden çatının birçok kiremiti çürümüş durumda. Bazı kesimler, insanlar, halklar yağmur altında kalmış. Yağmur yağdıkça çatının altında ıslanıyorlar. Bazıları çürük kiremitlerin altında oturmuyor.

Cezaevinden çıktıktan sonra hayatında ne değişti?

Cezaevinden çıktıktan sonra hayatım çok değişti. Kamuoyunda ismimin sürekli lanse edilmesinden dolayı ilişkilerim aşırı derecede zedelendi. İzole bir yaşam sürüyorum, bir karantina altında kalmış gibi yaşıyorum. Bu durum ikili insan ilişkilerinde olmuyor. Beni daha önceden tanıyanlarla eski çevremle diyaloglarım hala sürüyor. Yalnız Emniyetle ilişkim kesildi. Yaşamımın çok zor olduğunu söyleyebilirim. Bu bana has bir durum değil. Mahpus yatanlar iyi bilir, insanın en zor dönemi cezaevinden çıkış dönemidir, hayatını kurma deneyimidir. Sürekli aleyhimde haberler yapılması ilişkilerimi çok zedeliyor. Kimliğimin deşifre edilmesi beni çok yıprattı.

Yeni hayatında önüne hedef olarak koyduğun ne var mesela? Yurt dışına çıkmayacağını söylüyorsun…

Yurt dışına çıkmam bu aşamada çok zayıf bir ihtimal ama şunu söyleyebilirim. Dava sürecini hayatımda belirleyici olmaktan çıkaramadım. Normal bir hayat düzeni kurabilmek için gerek ticari olsun gerek özel hayat bakımından dava hayatımda hala belirleyici ve kısıtlanmış durumdayım. Bundan sonra, elimden geldiği kadarıyla hayatımı kurup işime gücüme bakmayı düşünüyorum.

Meclis Araştırma Komisyonuna MİT tarafından verilen ilgili bir raporda Trabzon anılırken milliyetçi duygularından kaynaklı kullanılabilecek gençler olduğu söyleniyor. Sen de o dönemde Trabzon’da idin bu ne kadar gerçekçi bir tespit? Ogün ve Yasin örnekleri var önümüzde.

Özellikle Türkiye’de geçmiş dönemlerde MİT ve Emniyetin hazırladığı raporlara temkinli yaklaşmak gerektiğine inanıyorum. Bu raporlar dönemin siyasi iktidarının düşüncesini yansıtıyor. Hatta meşhur bir söz vardır: “Geleceğin belli olduğu, tarihin ise sürekli değiştiği bir dünyada yaşıyoruz.” Bizdeki raporlar bu yönde yazılıyor.

Papaz cinayeti ve Hrant cinayeti bu bölgede organize bir çalışma olduğu hissiyatı yaratıyor…

Tabi ki bu raporu açıklayanlar bunların kimler olduğunu da iyi biliyorlar. Kamuoyundan saklamasınlar. Ortada 2006 yılından sonra işlenen dört büyük cinayet var, bunların aydınlatılması için bu kişilerin açıklanması önemlidir. MİT’in kaynakları senden benden çok çok fazladır. Dolayısıyla bu raporu hazırlıyorlarsa kim olduklarını da açıklasınlar. İstihbarat kurumu direkt talimat vermez. Hanefi Avcı’nın bu konuyu çok iyi açıklayan bir tarifi vardır “havayı ısıtırsınız ceketi çıkartır, havayı soğutursunuz ceketi giyerler” yapılan budur. Bunu yapanları devlet tespit etsin ortaya çıkarsın.

Bütün yazılan çizilenlerin dışında Erhan Tuncel kimdir? Sen kendini nasıl tarif edersin?

Ne kadar kendimi anlatsam ben sonuçta bir algıyım. Yıllarca yazılıp çizilen bir şahsım ve herkes tarafından başka algılanıyorum. Ben Anadolu’nun küçük bir şehrinde doğup büyümüş, üniversite okuyan, vatanını seven, bedel ödeyen ve ödemeye hazır olan, daha önce de siyasi fikri olan ve yaşamını normal bir üniversite öğrencisi standartlarında devam ettiren bir kişiydim. Ancak tabi ki bu olay hayatımızı değiştirdi eski dönemime dönmek için çok uğraşıyorum. Kendimi ifade etmek için çok uğraştım ancak hep ifadenin boyutu yanlış anlaşıldı. Kamuoyunda sanki bu olayı aydınlatacakmışım gibi bir algı oluşturuldu.

Gerçekten var mı böyle bir durum?

Yok! Ben bildiklerimi paylaştım. Savcı incelemeye devam ediyor gerekirse gene paylaşırım. Şöyle bir algı oluştu Hrant cinayeti eşittir Erhan Tuncel. Bu yanlış bir denklemdir. Bu denklem defalarca kuruldu. Bu denklem problemin çözümü değil. 75 milyon vatandaştan biriyim.

Yakın akrabalarınız içinde Ermeni akrabalarınızın olduğu iddiası basına yansıdı. Bu iddiaların gündeme getirilmesi seni rahatsız ediyor mu?

Hayır bu beni rahatsız etmiyor. Bu benim çok kültürlü olduğumu, aile yapımın zengin olduğunu gösterir. Olayın aslı Başbakanlık Teftiş Kurulundaki istihbaratçıların uydurma raporuna dayanıyor. Nedim Şener’e röportaj vermeme rağmen kendisi bir şeyler yazdı. Bu konunun diğer kaynağı da Nedim Şener’dir. Benden iki kuşak önceden, bizde teyze dediğimiz yetim olarak alınan bir kadın var ailemize. Ben zar zor hatırlıyorum, bu kadın büyütülmüş ve evlendirilmiş. Bu iddiaların kaynağı o kadındır. Bunun haricinde ben insanları etnik kimliğine göre ayırmam. Birlikte büyüdüğümüz çok Ermeni ve diğer dinlerden arkadaşlarım var. Hatta bu konuda bir tanesi röportaj verebileceğini söyledi. Annesi basına isminin yansımasını istemediği için yapmadı. Hayatımın hiçbir safhasında ne din ne mezhep ayrımı yapmadım.

Bir roman çalışman olduğunu duydum. Kendi hikayen mi anlattığın?

Aslında kendi hikayem değil. Dink cinayeti hakkında şöyle bir birikimim oldu. Birebir sorguda bulundum, grubun takibatını yaptım. Müfettişler ile görüşmelerim oldu, tüm duruşmalara katıldım. Bu konuda geniş bir birikimim var, bunu yazıya dökmeyi uygun buldum. Bir roman tarzında hazırladım. Şöyle bir dedikodu çıkmış Türkiye’de yayıncılık zor ve çok uğraş gerektiren bir iş. Daha önce görüştüğüm gazeteciler kitabımın yayınlanmadığı yönünde bir tespitte bulunmuşlar. Bu işin aslı yok, sadece üç yayınevi ile görüşmem oldu. ‘Kitabı gönder iki ay içinde biz bir incelemede bulunalım uygun görürsek sana döneriz’ dediler. Bu benim için zaman kaybıdır. Bu teklifi kabul etmedim. Romanımın bir iki ay içinde yayınlanacağını umut ediyorum, anlaştığımız bir yayınevi var. Roman büyük resmi ortaya çıkarmaya çalışıyor. Şu ana kadar Hrant Dink cinayeti ile ilgili kimsenin ağzına alamadığı, almak istemediği büyük resmi ortaya koyacağım romanımda.

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ