Ergi Şener:”Otomobillerimiz tekerlekler üzerinde giden oldukça gelişmiş bilgisayarlara dönüşmekte.”

Salı, 25 Ekim 2016 15:40

Dijital Dönüşümün Otomotiv Endüstrisine Etkileri

Hazırlayan: Ergi Şener

Müşteri ihtiyaçları doğrultusunda sürekli gelişen ve şekillenen dijital servisler, pek çok sektörü olduğu gibi otomotiv sektörünü de ciddi anlamda etkilemekte ve dijital dönüşümün yıkıcı etkisi bu alanda da kendini göstermeye başlamış durumda. Otomotiv sektöründe inovasyon artık geleneksel üreticilerden ziyade teknoloji firmalarından gelmeye başlıyor ve otomobillerimiz de tekerlekler üzerinde giden oldukça gelişmiş bilgisayarlara dönüşmekte… General Motors CEO’su Mary Barra’ya göre, “otomotiv endüstrisi, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içerisinde, geçmiş 50 yılın toplamından çok daha fazla ve ciddi değişim geçiriyor olacak.” Genel olarak otomotiv üreticilerinin tümü işlerinin ve sektörlerinin geleceğine yönelik endişeliler, fakat pazarın hangi yönde evrileceğine yönelik olarak da net değiller. Önümüzdeki 3 ila 5 yıl için bu endişe daha az olsa da bunun ötesinin büyük bir bilinmez olduğunda hemfikirler (IBM’in raporuna göre sektörde çalışan üst düzey yöneticilerin sadece 1/3’ü, organizasyonlarının dönüşüme adapte olabileceklerini düşünüyor. Bununla birlikte, 3/4’ü, büyümek adına, diğer sektörler ile iş birliğinin önemine inanıyor).

Otomotiv endüstrisini ve otomobillerimiz ile olan ilişkimizi kökten değiştirecek teknolojilerin en önde geleni kuşkusuz, son yılların da en populer teknolojileri arasında gösterilen sürücüsüz araçlar. Bu alanda, yapay zeka uygulamaları, “machine learning” ve gelişen sensor sistemleri ile oldukça önemli kat edilmiş durumda. Bugün için çok erken olmasına rağmen, Tesla CEO’su Elon Musk’ın öngörüsü, ilerleyen yıllarda sürücüsüz araçların yaygınlaşmasıyla birlikte sürücülü taşıtların yasaklanabileceği doğrultusunda… Google, Uber, Tesla gibi teknoloji devleri sürücüsüz araçlara yönelik hatırı sayılı bir yatırım yaparak, sektörün dinamiklerini ve geleceğini etkileyecek hamlelerine çoktan başlamış durumdalar. Apple’ın da kendi arabası üzerine çalışmalar yaptığı, teknoloji dünyasında son zamanların en populer söylentileri arasında yerini koruyor. Sürücüsüz araçlar ve dijital dönüşüm, iş modelleri ile birlikte, araba tasarımlarını, otomotiv ekosistemini, müşteri beklentilerini de baştan başa değiştirecek. Hal böyle iken, geleneksel otomotiv üreticilerinin (şu anda kullanmakta olduğumuz araba markalarının) hızlı ve stratejik bir biçimde, bu dijital dönüşüme ve yıkıcı etkilerine nasıl cevap vereceklerine karar vermeleri gerekiyor. Geçtiğimiz aylarda IBM, “Dijital Dönüşüm ve Otomotiv Endüstrisi’nin Geleceği” (Digital disruption and the future of the automotive industry) başlıklı bir rapor yayınlandı. Bu rapordan yararlanarak, sektörün geleceğine etki edecek uygulamalara ve konseptlere değinmek istedim.

Yıkıcı Dönüşüm bir süreç, tek seferlik bir olay değil:

Yeni teknolojilere yönelik beklenti içerisine girdiğimizde en büyük yanılgılarımız genellikle bu teknolojilerin bir an önce, hayatımıza gireceği ve anında günlük hayatımıza, iş yaşantımıza etki etmeye başlayacağı doğrultusunda oluyor. Buna yönelik yeni teknolojilere yönelik analizlerimizde ve beklentilerimizde, Gartner’ın yeni teknolojileri incelediği “hype cycle” eğrisi kapsamında düşünmemizde yarar var. Teknoloji ile tetiklenen konuları, beklentilerin en üst düzeye çıktığı noktaları, beklentilerin düşmesi ile doğru modellerin bulunması ve ürünleşmesi fazlarını analiz eden “Hype Cycle” grafiği bir teknoloji ya da uygulamanın zaman içinde nasıl gelişeceği konusunda fikir verirken; bunun spesifik iş hedefleri kapsamında nasıl hayata geçirileceği ve doğru yatırımların ve stratejilerin planlanması adına da önemli bir görüş sağlıyor. Örneğin, şu anda sürücüsüz araçlar Hype Cycle’ın en tepe noktasında (beklentilerin tepe noktası) yer alan teknolojilerden biri, ancak bu teknolojinin yaygınlaşması ve geniş kitlelere ulaşmasına yönelik gidilecek önemli bir mesafe bulunuyor.

denem

Gartner Teknoloji ilerleme Döngüsü Gartner Hype Cycles Phases
1 Teknolojik Tetikleme Technology Trigger
2 Beklentilerin Tepe Noktası Peak of Inflated Expectations
3 Hayal Kırıklığı Oyuğu Trough of Disillusionment
4 Aydınlanma Eğimi Slope of Enlightenment
5 Verimlilik Platosu Plateau of Productivity

Sürücüsüz araçlar belirli bir geçiş süreci ile hayatımıza giriyor olacak. Belirli fazlarda, insan sürüş müdahalesini daha aza indirecek şekilde daha sofistike ve güvenilir yetenekler sağlanıyor olacak. Mesela, bugün pek çok otomotiv üreticisi, otomatik park uygulamasını “default” bir özellik haline getirmeye başladılar.

Geleceğin Arabası – Nesnelerin Interneti (Internet of Things – IoT) Konseptinin Yeni Yıldızı:

Bir asırdan fazla bir süre otomotiv endüstrisi, temel olarak mühendislikte mükemmellik doğrultusunda rekabet avantajı sağladı. İleriye yönelik, bu tek başına yeterli olmayacak. Hiç kuşku yok ki, gelecekte kullanacağımız arabalar çok daha fazla akıl kazanıyor olacak. Piyasaya yeni çıkan her araç çok daha fazla akıllı, bağlantılı ve farklı servisleri destekliyor olacak. Arabaların, kendi aralarında ve farklı nesneler (trafik ışıkları, otoparklar, perakendeciler, benzin istasyonları, araç servisleri, muayene istasyonları, vb.) ile haberleşme, konuşma ve sosyalleşme yetenekleri olacak. Örneğin, bugün trafik ışıklarının bir kısmı bir aracın yaklaştığını anlayabilmekte; ilerleyen zamanda, sadece bir aracın orda bulunduğu bilgisininden ziyade, trafik kontrollerini de kolaylaştıracak biçimde aracın nereye gittiğini ya da hız sınırını aşıp aşmadığını da belirtebilecek pek çok yetenek farklı cihazlara entegre ediliyor olacak. Diğer bir gelişim alanı da araçlar ve sürücüler arasındaki iletişimde ortaya çıkıyor. Artık uygulamalar ile trafiğin yavaşladığına yönelik erken uyarı sistemleri, ya da trafik yoğunluğuna göre bilgi sağlama çok daha kolay hale gelmekte.
Nesnelerin Interneti konsepti içerisinde, araba, artık büyük veriye yönelik bir hareket problemi halini almış durumda. Otomotiv sektörü içerisinde yer alan oyunculardan, bunu anlayıp, dataya erişim ve doğru işleme yolunu bulanlar, fark yaratmaya başlayacak.

Savaş Arabanın İçinde Hakim OS (operating system – işletim sistemi) olmak:

Arabaların içinde, tüketici deneyimini yönetmek için de ciddi bir savaş olacak ve bu alanda bir takım çalışmalar başlamış durumda. Cep telefonlarında yaygın olarak kullandığımız ve alışkın olduğumuz işletim sistemlerinin araç içlerinde de hakim olacağı ve cep telefonları ya da giyilebilir teknolojilerin arabayı yönetme adına temel kumanda halini alacağı düşünülüyor. Aslında, bu savaşın galibi şimdiden belli gibi, çünkü arabalar ve nesneler her ne kadar bağlı olsa da, asıl kullanıcılar sürekli bağlı olarak tüm bu nesneleri cep telefonları ile mobil olarak kontrol edebilmekteler. Tüketicilerin büyük çoğunluğu, özellikle yeni jenerasyonlar, dijital DNA’larının akıllı telefonları tarafından temsil edildiği konusunda hemfikir. Özellikle, “millennials” olarak nitelendirilen Y jenerasyonu, bir uzantıları, kişiliklerine dair bir imza ya da kişisel markalarına ithafen birden fazla, sürekli bağlantılı cihazı kullanmaktalar. Mobil alışkanlıkların, bu kadar etkili bir hal aldığı günümüzde, otomotiv üreticilerinin de arabalar arasında bilgi transferini, cep telefonları arasında olduğu kadar kolay bir hale getirmeleri gerekiyor.

Yeni Nesil Araba Deneyimi:

Otomotivde de yeni dünyanın DNA’sı, diğer pek çok alanda da olduğu üzere, tasarım odaklı düşünme (desgin thinking) metodolojisi doğrultusunda ürün geliştirip, hataları hızlı farkederek, tolere edebilen (fast fail) yaklaşımını benimsemeye ve “agile” olmaya dayanıyor. Tüketici eğilimi genel olarak alışkın oldukları servis ve hizmetleri araç içinde de, araç modelinden bağımsız olarak, aynı deneyim ile kullanma doğrultusunda. Bu nedenle, müzik, e-mail, navigasyon gibi servislere alıştıkları biçimde erişim sağlamaları bir tercih sebebine dönüşüyor. Başka bir deyişle, artık arabalar, kendi donanım değerlerinden ziyade, eğlence üzerine inşa edilmiş tekerlekli birer bilgisayara dönüşüyor olacaklar.

Araç sahipliğine alternatif yeni servisler de öne çıkıyor:

Araç paylaşım uygulamaları start-up lar tarafından yaygın hale getirilip, populer hale gelse de bugün pek çok geleneksel otomotiv devinin bu pazara girmekte olduğunu görüyoruz. Daimler Car2Go, BMW DriveNow ve son olarak da Ford GoDrive adlı servisler bu alandaki talebi doldurmak üzere lanse edilmekte. Tüm dünyaya yayılmaya başlayan, Uber, Lyft gibi araç paylaşım uygulamalarındaki artış, gerçek zamanlı trafik datalarını kullanarak sürücüleri istenen güzergaha en hızlı şekilde yönlendiren Waze tarzı uygulamalar, hem insanların ulaşımdaki alışkanlıklarını, hem de şehrin trafik akışını ciddi bir biçimde değiştiriyor… Bu yeni uygulamaların en çok etkilediği kesimi de kuşkusuz gençler oluşturmakta. UCLA Ulaşım Araştırmaları Enstitüsü’nün (University of California, Los Angeles – Institute of Transportation Studies) yakın zamanda gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, “millennials”ların özel araç sahipliği oldukça düşmüş vaziyette. Genç neslin ilerleyen yıllarda, bu uygulamaların etkisiyle, daha da az araç sahibi olacağı öngörülüyor.