Ergi Şener yazdı: “Drone”lar ve kişisel robotlar

Perşembe, 25 Şubat 2016 17:28

Bu sene kongrede, pek çok standta hareket edebilen, iletişime geçebilen, ekranlı robotlar yer alıyordu. Hatta bu robotlardan biri (IBM’in robotu) bir tartışma programında bile yer aldı. Kontrol edilebilen kiosk şeklinde bir robot örneğini İspanyon operatör Telefonica ziyaretçilerine tanıttı ve farklı lokasyonlarda çalışan insanların bu robotlar yardımı ile görüntülü olarak konuştuğu, robotların çağrı merkezi hizmeti sağladığı farklı kullanım alanları doğrultusunda anlatıldı. Farklı tasarımlarda, kişisel robotları görmeye devam edeceğiz gibi görünüyor, zaten günlük hayatımızın vazgeçilmezlerinden olmaya başlayan, telefonlarımızda kullandığımız ya da bağlantılı bir cihaz olarak yanımızda bulundurduğumuz dijital sanal asistanlarımız bu anlamdaki çalışmaların altyapısını oluşturmaya çoktan başlamış durumda.

Ancak oldukça sempatik ve arkadaş canlısı görünen, operasyonel anlamda insanların yoğunluğunu ve görevlerini devralması beklenen bu robotlar bu hızla gelişmeye devam eder ve yapay zekaları kontrol edilemez, birbirleri ile de iletişime ve etkileşime geçmeye başlarlarsa, insanlığı tehdit etme olasılığı da bulunuyor. Yani bilim kurgu filmlerini yabana atmamakta yarar var. Bill Gates, Elon Musk, Stephen Hawking de bu endişeyi taşımakta ve ara ara dile getirmekteler. Bill Gates gerçekleştirdiği bir açıklamada endişesini dile getirmişti: “Süper zeka konusunda çok kaygılıyım. Önce makineler birçok alanda işimizi görecekler ama bu aşamada süper zeka seviyesinde olmayacaklar. Bunu iyi yönetirsek olumlu sonuçlar alırız. Ancak birkaç on yıl sonra makineler bize kaygı verecek kadar zeki olacaklar. Bu konuda Elon Musk’la diğerlerine katılıyorum ve insanların bundan neden kaygı duymadığını anlamıyorum.”

 

 

Etkinlik devam ederken Google da, satın aldığı Boston Dynamics tarafından geliştirilen insansı robot Atlas’ın yeteneklerine yönelik bir video yayınlayarak bu alandaki çalışmalarındaki son noktayı paylaştı.

 

Anlaşılan dronelara yatırımın oldukça arttığı bu dönemde, farklı tasarımlarda insansız servis araçlarını görmeye devam edeceğiz. İlginç drone uygulamalarından biri NXP firmasının tanıttığı dronelar ile motosiklet sürüşünü daha güvenli kılan uygulamaydı. Dronelar evcil hayvanları dolaştırma, küçük çocuklara snowboard yaptırma gibi pek çok amaç için kullanılmaya devam edecek gibi görünüyor.

Giyilebilir cihazlarda çeşit artıyor:

Strategy Analytics isimli araştırma firmasının raporlarına göre son çeyrekte, tarihte ilk defa akıllı saat satışları İsviçre saatlerini geçmiş durumda (akıllı saatler 200.000 kadar daha fazla dağıtılmış). Tahmin edileceği üzere akıllı saat pazarını Apple ve Samsung elinde bulunduruyor, pazarda yer alan akıllı saatlerin %80’i bu iki dev tarafından sağlanmakta.

IoT’nin bir uzantısı olan giyilebilir cihaz furyası, geçen sene olduğu gibi, bu sene de MWC’nin hot topiclerinden birini oluşturuyordu. MWC’de akıllı saatlerin yanında oldukça farklı giyilebilir cihazlar yer almaktaydı. Kurumsal kullanıma, çocuklara ya da sağlık uygulamalarına yönelik giyilebilir cihazların yanında kolye, tişört, mont, ayakkabı, yüzük ya da farklı nesnelerle oldukça enteresan, uygulamalar geliştirildiği görüldü. Giyilebilir cihazlarda moda vurgusunun da bu sene daha öne çıktığı görüldü. Pek çok ünlü moda firması akıllı saatlerini yeni tasarımlarında görücüye çıkardı.

Ödemelerde ticaretin interneti dönemi:

Açıkçası bu sene mobil ödeme açısından oldukça sönüktü. IoT’nin ödeme dünyasına daha da fazla etki etmeye başladığı görüldü. Ağa bağlanabilen her cihaz, üzerinden ticaret ve ödeme yapılabilir hale gelecek (every connected device will become a commerce device) vizyonunun gerçekleşmeye başladığı, hem MasterCard hem de Visa standlarında farklı uygulamalar ile desteklendi. Geçen sene Visa’nın tanıttığı “connected fridge” leri bu sene MasterCard sahiplenmişti, CES’de de bu alanda Samsung ile işbirliğini açıklayan MasterCard bu odağını, buzdolabının üzerindeki ekrandan kolay sipariş uygulaması ile tanıttı. Visa ise Honda ile gerçekleştirdiği uygulama ile arabadan siparişlerin nasıl verileceğini ve benzin istasyonunda arabadan inmeden kolay mobil ödeme uygulamalarını tanıttı. İki ödeme otoritesi de pek çok giyilebilir cihaza temassız ödeme özelliğini ekleyerek bu alanda ödemeyi basitleştiren çözümleri tanıttılar. Bunlar arasındaki en ilginçlerinden biri Visa standındaki montun kol ucunda yer alan temassız chip ile ödemelerin mont üzerinden yapılmasıydı. OTT ler, MWC’yi ödeme anlamında bu sene boş geçtiler. Geçen sene birbirleri ile yarışırcasına yeni ödeme servislerini duyuran Apple, Samsung ve Google, bu sene sadece “Pay” servislerinin yayılım planlarından bahsettiler. LG’de beklenen LG Pay lansmanını MWC gerçekleştirmedi.

 

Bu sene de operatörler ödeme yarışının gerisinde kaldılar.  Türkiye’de de olduğu üzere, tüm dünyada operator tabanlı ödeme ya da cüzdan uygulamalarının düşüşte olduğu net bir şekilde gözlendi. Apple Pay ve Samsung Pay tarzı OEM Wallet lar ya da HCE (Host Card Emulation) çözümü ile bankaların cloud based mobile payment uygulamalarını kendi mobile bankacılık uygulamalarında gerçekleştirebilmeleri, MNO ların oyunun dışında kalmalarının ana sebebini oluşturuyor.

Yine de yeni nesil ödeme  uygulamalarının arasında Apple Pay’in önde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu başarıda, Steve Jobs’un “noktaları birleştirmek” vizyonunun etkisini görüyoruz. Apple, önce iTunes üzerinden 800 milyon kredi kartı topladı. Ardından, Passbook’u lanse edip, ödemeye girmeden loyalty kartları, uçak biletlerini, kuponları mobil cüzdanda tutma ve kullandırma alışkanlığını kazandırdı. Sonra, donanımına ek bir özellik olarak touch ID’yi ekledi ve artık şifre girmeye gerek olmadan, biotmetrics ile müşteri “authentication”ı gerçekleştirilebilir dedi. Apple Pay, deneyim olarak tüm bu uygulamaları birleştiren eşsiz bir çözüm oldu. Güvenlik açısından da tokenization denilen yeni spesifikasyonlar doğrultusunda kart numarasının POS ile paylaşılmadığı bir yapı kurdu. Ayrıca, lansman sırasında önemli merchantlar ile işbirliği gerçekleştirildiğini ve ilk günden anlaşmalı merchantlarda Apple Pay’in kullanılabileceğini duyurdu.

 

 

Bu sene MWC’de bana göre en ilgi çekici ödeme uygulaması dijital, interaktif displayler üzerine ödemenin entegre edildiği yeni nesil vending makinalarıydı.

Ödeme alanında öne çıkan bir diğer trend de biometrics uygulamalarının ödemeye hızla entegre olmasıydı. Parmak izi, akıllı telefonlar açısından bir standart haline gelirken, MasterCard selfie payment olarak nitelendirdiği yüz tanıma ile ödeme uygulamasını tanıttı.