Ergi Şener, Dünya Mobil Kongresi ’16 da Öne Çıkanları Yazdı

Perşembe, 25 Şubat 2016 17:06

ERGİ ŞENER

Her sene, GSMA (GSM Association – GSM Birliği) tarafından düzenlenen ve dünyanın en büyük mobil teknolojiler etkinliği olan Mobile World Congress (MWC – Dünya Mobil Kongresi) bu sene, 22-25 Şubat tarihlerinde, 11. kez Barselona’nın ev sahipliğinde gerçekleşti. Mobil endüstrisinde öncü bir yeri ve oldukça prestijli bir repustasyonu bulunan MWC’nin bu sene mottosu “Mobile is Everything” (Mobil her şeydir) olarak belirlenmişti. Tam anlamıyla, mobil dünyanın kalbinin attığı ve mobil dönüşümün etkilediği her sektörün ve oyuncunun yer aldığı bu etkinliğe yönelik izlenimlerimi Dipnot Tablet için derledim.

Mobile World Congress 2016: https://www.youtube.com/watch?v=9jnOBrQYIjw

Öncelikle belirtmek isterim ki, bu yazıda pek çok haber sitesinde yer aldığı üzere ilk kez tanıtılan, lansmanı yapılan ürünleri anlatmaktansa; genel olarak öne çıkan kavramları, Dipnot Tablet’te de pek çok kez paylaştığım mobil trendleri ve bu trendlerin son kullanıcılara ya da sektörlere etkilerini, pazardaki konumlarını ve beklentileri kendi gözlemlerim doğrultusunda aktaracağım. Yani bir anlamda, şu anki skoru paylaşmaktansa, maçın gidişatını ve buna  yönelik olarak da skorun nasıl şekillenebileceğini yorumlamaya çalışacağım (Efsane buz hokeyi oyuncusu Wayne Gretzky’nin belirttiği üzere önemli olan topun gideceği yere doğru kaymak, topun olduğu yere değil… – I skate to where the puck is going to be, not where it has been…)

MWC’ye, 2010’dan beri düzenli olarak katılmaktayım. Bu sure boyunca da, tartışılan konuları, bu konuların değişimini (ya da bazılarının artan bir odakla aynı kalmasını), çok büyük beklentilerle lanse edilen teknolojilerin ve servislerin yok oluşlarını, bir bölümünün ise yaşamımızı nasıl ciddi biçimde değiştirdiğini ve bunların sebeplerini gözlemlemeye çalışıyorum. İlk katıldığımda, 56.000 kişilik katılım ile rekor kıran Kongre, dünyada düzenli olarak gerçekleşen pek çok kongre ya da etkinliğin önemini kaybetmesine ya da tamamen tarihe karışmasına nispet edercesine, artan bir ilgi ilgi devam ediyor. Bu sene, yeni bir rekor kırarak, 200 ülkeden, 100.000’den fazla katılımcı ile gerçekleşen MWC; mobil teknolojilerin hayatımızı ve dünyamızı önemli ölçüde değiştirdiğini ve insanların da bu alana yönelik sürekli bir beklenti içerisinde olduklarını bir kez daha kanıtlar nitelikte. Sanal gerçeklikten, robotlara; giyilebilir cihazlardan, akıllı ev ve arabalara; mobil ödemelerden, her ilgi alanına yönelik uygulamalara kadar, mobil teknolojiler dünya çapında inovasyonun temelini oluşturuyor. Nitekim, Google’un eski CEO’su Larry Page’in belirttiği üzere, “artık “mobil öncelikli” bir dünyada değil, “sadece mobil” olan bir dünyada yaşıyoruz. (We are no longer in a mobile first World, we are in a mobile only World). MWC’de bunu doğrular nitelikte.

MWC süresince, son tüketiciye yönelik ürün ve servisler katılımcı firma standlarında sergilenirken; her kesimden mobil dünyaya yön veren ve sektörün önde gelen kişileri önümüzdeki yıllarda mobil dünyayı şekillendirecek yeni trendleri ve standartları belirlemek üzere görüş alışverişinde bulunuyorlar. Kongre’ye katılım, genellikle şirketlerin C level olarak nitelendirdiği üst yönetimleri nezdinde; ağırlıklı olarak mobil network operatörleri ve Google, Facebook, Paypal gibi OTT (over the top) lerden (Apple, MWC’ye katılmıyor); MasterCard, Visa gibi ödeme otoritelerine ve bankalara; Samsung, Sony, Huawei, ZTE, HTC gibi OEM lerden, her ülkeden pek çok start-up a kadar farklı odaklardaki katılımcıları içeren çok geniş bir spektrumda gerçekleşiyor. Bu etkinlik, dünyanın farklı coğrafyalarından, farklı kültürlerden insanların, global olarak her kesime hitap edebilecek, herkesin kullanabileceği ürün ve servisleri nasıl geliştirdiklerini, nasıl tanıttıklarını gözlemleme ve bunlardan dersler çıkarma ve potansiyel iş fırsatlarını değerlendirerek işbirlikleri gerçekleştirme adına da oldukça verimli bir şekilde organize ediliyor.

Bu sene de pek çok üreticinin en yeni ve “hero model” olarak belirttikleri ürünlerini tanıtmalarının yanında, büyük oyuncuların da yeni planlarını, stratejilerini ve işbirliklerini ilk olarak Dünya Mobil Kongresi’nde öğrendik. Örneğin, Facebook bu etkinlikte sanal gerçekliği (virtual reality – VR) bir platform haline getirme ve sanal gerçekliği sosyallaştirme çabalarından bahsetti. Samsung, en yeni “amiral gemileri” Samsung Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge’i ve akıllı kamerası Gear 360’ı, LG ise ilk akıllı modüler telefon olan G5’i yine ilk defa MWC’de görücüye çıkardı. Ayrıca, Samsung ve Facebook VR alanındaki işbirliklerini açıkladılar.

‪Samsung Galaxy S7 and S7 edge: Official Introduction: https://www.youtube.com/watch?v=cyohHyQl-kc

Facebook, Samsung to Make 360 Video More Social: https://www.youtube.com/watch?v=Bc9qA3–mh8

Bu sene Kongre’de öne çıkan konuların başında, VR uygulamaları, nesnelerin interneti (Internet of Things – IoT), dronelar ve robotlar, artan daha iyi altyapı ihtiyacı, mobil ödeme sistemleri, mobilde güvenliği artıracak biometrics uygulamaları ve embedded (gömülü) SIM girişimi geliyor.

 

“VR” – Sanal Gerçeklik Gerçek Oluyor…

Bu sene MWC’de başınızı nereye çevirirseniz, VR gözlükleri içerisinde başlarını sağa sola çeviren insanlarla karşılaşılıyordu. Bu alanda ardı ardına gelen lansmanlar ve yeni ürünler, VR gözlüklerinin artık diğer tüketici elektroniği ürünler gibi hayatın bir gerçeği olmaya başladığını işaret etmekte. Etkinlik boyunca, Samsung’un Gear VR’ından, HTC’nin Vive’ına sanal gerçeliği geniş kitlelere taşımaya aday pek çok etkileyici donanım lansmanlarına şahit olduk. Facebook da VR’ı “next big thing” (bir sonraki büyük proje) olarak ele aldığını, direk Marc Zuckerberg tarafından dile getirdi. Zuckerberg, Samsung’un basın toplantısında da VR uygulamalarının geleceğine vurgu yaparak son zamanlarda sosyal mecralarda da sıkça paylaştığı bebeğinden bir örnek verdi: “Kızımı düşündüğümde, pek çok kez, ilk anlarını tekrar yaşamak istiyorum, örneğin ilk adım attığı zamanı. O özel anları, kameralarla 360 derece tüm detaylarıyla çekerek, o anda yanımızda olmayan yakınlarımla da paylaşmayı istiyorum. Bu sayede annem ve babam da, özel anlarımızda sanki yanımızdalarmışcasına, sevincimizi paylaşıyor olacaklar.” Sanal gerçekliğin sosyal platformlar olarak gelişmesi ile birlikte, müşterilerin VR içeriğini kolayca oluşturup, paylaşması ve görüntülemeleri de sağlanıyor olacak. MWC, ilerleyen aylarda VR gözlükleri ile 360 derece kameraların kullanıcılar açısından mutlaka temin edilmesi gereken ürünler olacağını da göstermiş oldu.

Zuckerberg talk about Gear VR at Samsung Galaxy Unpacked 2016 MWC: https://www.youtube.com/watch?v=kCrZAK5BLKg

Bugün bu denli popüler hale gelen VR uygulamalarıyla ilk kez, Nintendo’nun piyasaya çıkardığı oyun konsolları sayesinde tanışmıştık. Daha gerçekçi VR uygulamalarını sunmak adına, duyulara da hitap edecek sistemler geliştirmek gerekiyor, bu nedenle gelişmiş VR gözlükleri oldukça önemli bir bariyeri ortadan kaldırmış oluyor. Samsung, katılımcılara yeni gözlükleri ile VR’ın cinema ve tiyatro deneyimini nasıl değiştireceğini test etme imkanı da sağladı.

Samsung gear VR theater with 4D at Barcelona for the MWC: https://www.youtube.com/watch?v=rMZ6Wg0ms6U

Samsung ayrıca, yakın zamanda satışa da sunacağını açıkladı Galaxy S7 ve S7 Edge telefonlarında Gear VR gözlükleri ücretsiz olarak vereceğini de duyurdu. LG de yeni G5 telefonu ile birlikte 360 VR gözlük ve kamerasını, diğer aksesuarlarıyla birlikte,  tanıttı. Sony ve Nokia de ayrıca birer 360 derece kamera lanse etti.

“IoT” – Connecting Everything (her şeyin bağlı olması) çılgınlığı…

Cisco’nun öngörüsüne göre, 2020’ye kadar, bağlantılı cihazların dünya nüfüsunu geçeceği öngörülüyor. eMarketer’a göre ise bu yıl akıllı telefon kullanıcılarının sayısının 2 milyarı aşacağı tahmin ediliyor, 2018’e kadar da dünya çapında kullanıcıların 1/3’ünün akıllı telefonu olacak. Akıllı telefonların yaygınlaşması ile birlikte bağlantılı teknolojiler de artık her alana yayılmakta.

Bugün her anımızda yanımızda bulunan Internet’in hayatımıza girmesiyle birlikte belirli evrimlerine tanıklık ettik. İlk olarak, arama motorları sayesinde bilgiye erişim, basın/yayın sektörünün dijitalleşmesi, internette surf ve “e-mail”lere kolay ulaşım odağında başlayan kullanım; zamanla mesajlaşmaya, e-ticaret sitelerinden alışverişe, sosyal ağlara ve mobilden tüm bu kullanımlara erişimimize olanak verecek şekilde gelişti. Son olarak da “nesnelerin interneti” (Internet of Things – IoT) olarak tanımlanan tüm cihazların birbirine ve internete bağlanabilir olması dönemini yaşamaktayız. IoT uygulamalarının bundan sonra hızla günlük hayatımıza gireceği, Kongre’de yer alan operatör ve firmaların hemen hemen hepsinin standlarında IoT uygulamalarına yönelik servislerini tanıtmalarından açıkça anlaşılıyordu. Internete bağlanarak, “akıl kazanan” araba, bisiklet ve ev eşyalarından sonra, şimdi de akıllı şehir planlamalarına başlanmış durumda. Özellikle evimizdeki elektronik cihazların internete bağlanması son kullanıcılara kullanım kolaylığı, hız ve konfor kazandıracak gibi görünüyor. IoT’nin sağladığı değişime yönelik en güzel benzetmeyi birkaç sene önce yine MWC’de bir key-note sunumunda zamanın Ericsson CEO’su şu şekilde yapmıştı: “Eğer iki insan birbirine bağlanırsa, hayatları değişir; eğer her şey birbirine bağlanırsa dünya değişir” (If two people get connected their life changes, if everything connects, the life changes…).

Bununla birlikte, IoT uygulamaları ve odağı oldukça farkılaşmış durumda. IoT uygulamalarının, “yaşam tarzı” (connected life style) etkisi yaratması için bir takım fonksiyonlarını geliştirmesi gerekiyor. Apple’ın HomeKit uygulamasında olduğu gibi trend, ayrı ayrı çalışan bağlantılı cihazların, bu vizyonunu destekleyecek şekilde gruplanmasını ve bir platform mantığında yönetilebilmesini işaret etmekte. Samsung’un da akıllı ev üzerinde çalışmalar gerçekleştiren SmartThings firmasını satın almasının altında çeşitli akıllı cihazları kendi ev otomasyon sistemine bağlama amacı yatıyor. Öte yandan, Alphabet’in Nest termostatı ve DropCam’i akıllı evleri Google ekosistemine bağlıyor. Tüm bu yeni oluşumlar ve servislerle akıllı cihazlar ve evler arasındaki bağı sağlamlaştırıyor, böylelikle de mobil cihazlara bağlılığımız daha da artıyor…

IoT’nin beslediği “Big Data”:

IoT ile birlikte “big data” (büyük veri) kavramı da ön plana çıkıyor. Geniş kullanıcı kitlesine sahip kurum ya da uygulamaların, kullanıcılarının davranışlarını takip edip, anlamlandırmaları sonucunda, müşterileri ile daha yakın ve kişiselleştirilmiş bir iletişim sağlamaları; bu şekilde de müşterilerinin gözünde vazgeçilmez olmak adına önemli mesafe kaydetmeleri mümkün oluyor.

Özellikle big data üzerinden oldukça farklı katma değerli uygulamalar geliştirilmesi de mümkün olduğundan dolayı, büyük veriye sahip olan firmalar açısından da pek çok fırsat ortaya çıkmakta. Dünyanın en büyük Qualcomm Ventures tarafından desteklenmekte olan bir start-up, 10.000 taksi ile 20 milyonluk bir şehrin (Sao Paulo) “network qulity” sini (çekim kalitesini) ölçümleyebileceğini standındaki simulasyon ile sergiledi. Öte yandan, bir Sony iş ortağı Japonya’da gerçekleştirdiği bir çalışma ile yine taksi şöforlerinin uygulamaları ile yolların bozukluğunu raporlayarak belediyelere bildirdikleri uygulamayı tanıttı. Israil bazlı bir start-up da akıllı telefonların kameralarından yararlanarak en yakın park alanına, park yeri arayan kullanıcıları yönlendiren platformunu tanıttı.

Bunların dışında, son kullanıcıların uygulamalarına giren SDK’lar ile de kullanıcının cihazında yüklediği ve kullandığı uygulamalar takip edilip, bu doğrultuda müşterinin daha yakından tanınması, profilinin çıkarılması amaçlanıyor. Beacon uygulamalarının bu sene geçen yıla nazaran düşüşte olduğu görüldü.

Haftaya GSMA MWC’de öne çıkan konuları paylaşmaya devam edeceğim.