Erdoğan: Tutanağı kimin sızdırdığını açıklarız

Salı, 5 Mart 2013 14:12

130305_erdogan640.hmediumBaşbakan Erdoğan, basına yansıyan İmralı görüşmeleri tutanaklarıyla ilgili olarak “Kimler tarafından, nasıl sızdırıldığını ortaya koyar, açıklarız” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşma yaptı.

Kadına yönelik şiddeti lanetlediklerini belirten Erdoğan, “Kadına yönelik şiddeti, kadına kalkan eli her fırsatta lanetliyoruz. Şiddetin her türlüsü kötü. Kadına ve çocuğa şiddet, tahammülü mümkün olmayacak. Kadına yönelik şiddette artış var diyen yalancılar ortaya çıkıyor. Geçen yıl 8 Mart’ta çıkardığımız yasa ile şiddete karşı tedbirler aldık. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” dedi.

Pazar günü vefat eden sanatçı Müslüm Gürses’e bir kez daha anan Erdoğan, “Sevgili Müslüm Gürses’i hakka uğurladık. Allah’tan rahmet diliyorum, ailesi ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Geçmişte tek tip müzik icrası için ağır baskılar uygulandı. Müslüm Gürses, Orhan Gencebay ve Ferdi Tayfur ve daha nicesi, bu baskıya, bu tek tipçiliğe, bu zihniyete karşı bir itiraz olarak ortaya çıktı. Halkın diliyle müzik yaptılar.

Müslüm Gürses sadece bir ses sanatçısı değildi. Sevgiyi, dayanışmayı çoğaltan bir sanatçıydı. Sivil bir itirazın da temsilcisiydi” diye konuştu.

‘ARABESKTEN NİYE RAHATSIZ OLUYORSUNUZ?’
Arabesk müziğe yönelik eleştirilere de tepki gösteren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Arabesk müzik halen tartışılıyor. Bırakın, onun da bu ülkede hedef kitlesi var. Bunlar bizim zenginliklerimiz, niye rahatsız oluyorsunuz? Bu insanlar halkın içinden geldiler. Boyunları büküktü, kalpleri kırıktı. Sazları ve sözleriyle zulme isyan ettiler. Merhum Cem Karaca gurbete mahkum oldu. Ahmet Kaya gurbette hayata gözlerini yumdu. Şivan Perver tek tipçi zihniyet, terör örgütü baskısı nedeniyle doğduğu topraklara hasret içinde yaşıyor.”

‘AHMET KAYA BENİ CEZAEVİNE UĞURLADI’
Fransa’da yaşamını yitiren sanatçı Ahmet Kaya’ya karşı yapılanları da hatırlatan Erdoğan, “Köşe yazarları Ahmet Kaya’ya neler yaptılar. Salondan zor kaçırıldı. Aynı Ahmet Kaya, beni Pınarhisar’a uğurlayanlardan birisiydi” dedi.

‘KAHVEYE DAVETİNİ KIRMADIK’
Bir çocuğun katıldığı tören sırasında yanına gelerek kendisinden bir talepte bulunduğunu da hatırlatan Erdoğan, “Bir yavrumuz geldi. Bir dil bir dil… ‘Başbakanım ne olur evimize gidelim’ dedi. ‘Annem çok güzel kahve yapıyor’ dedi. ‘Ben de kahve yaparım, hatta daha güzel kahve yaparım’ dedi. O yavrumuzun talebini kırmadık, onun evine de gittik” diye konuştu.

‘ŞEHİTLERİN KEMİKLERİNİ SIZLATACAK ADIM ATMAYIZ’
Bazı şehit ve gazi yakınlarının çözüm süreciyle ilgili soru işaretleri taşıdığını dile getiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Şehit yakını ve gazilerimizle tam bir iletişim içindeyiz. Yaşadıkları acı nedeniyle art niyetlerin istismarına çok açık bulunuyorlar. Bunu çok az bir kısım için söylemek mümkün. CHP ve MHP’nin tavrı kanı durdurmaya yönelik değil. Muhalefetin asılsız itirafları nedeniyle çok az sayıda şehit yakını ve gaziler soru işaretleri taşıyor. Şehitlerin ruhunu, kemiklerini sızlatacak, hatıralarına halel getirecek hiçbir adımı atmamız, hiçbir girişimde bulunmamız mümkün değildir.”

‘BU NASIL MİLLİYETÇİLİK?’
Erdoğan, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Benim askerim dağda yakaladığı teröriste üşümesin diye parkasını verecek kadar kahramandır. Benim komutanım mağarada teröristi ‘Seni annene götüreceğiz’ diye çıkaran alicenap bir komutandır. Şehit aileleri tedirgin olmasın, bizim şehitlerimiz hangi yolda ise biz de o yoldayız.

Allah aşkına bu nasıl bir milliyetçiliktir? Kendi ülkesini bu kadar küçük, ürkek gören, hep yenilgiyle anan biri nasıl milliyetçi olabilir? Şehitleri istismar edip bu ülkeye korkaklık, fitne salmak milliyetçilik olamaz.

’30 YILDA KOCA BİR HİÇ’
30 yıldır muhalefetin terör sorunun çözümü için hiçbir şey yapmadığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“BDP’nin farklı isimler altında 30 yıldır nerede durduğunu herkes biliyor. Ama CHP ve MHP’nin nerede durduğuna dikkatli bakmanızı istiyorum. Ne yaptılar, koca bir hiç. Çözüm için ne yaptılar? Koca bir hiç. CHP’nin yaptığı şey birkaç rapor hazırlamaktır.

MHP, küfretmekten, hakaret etmekten, şehit cenazelerini istismar etmekten başka bir şey yapmadı. İktidarda olduğu dönemde çözüme yanaşmadılar, muhalefette olduklarında da çözdürmediler.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kendisine yönelik eleştirisine yanıt veren Erdoğan, şunları kaydetti: ”Teröre karşı 30 yıl milli duruş sergileyemediniz. Bugün de milli bir duruş sergileyemiyorsunuz. Eğer ortada bir ihanet varsa, o ihanet gençlere, annelere olan ihanettir. Bu terörün çözülmesini engelleyerek, millete yapılan bir ihanettir. Şehitleri istismar edip, şehit yakınlarını istismar edip, bu ülkeye korkaklık, ürkeklik, bunun yanında fitne salmak milliyetçilik değildir ve olamaz.”

‘DOĞRU, YALAN SÖYLEYENDEN BAŞBAKAN OLMAZ’
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Yalan söyleyenden başbakan olmaz” sözlerine de yanıt veren Erdoğan, “Söylediği tek şey budur. Evet, yalan söyleyenden başbakan olmaz. Doğru. Bunun için de bu ülkede başbakan olamadı, yalan söylediği sürece başbakan olamayacak” dedi.

‘SINIRSIZ ÖZGÜRLÜK OLMAZ’
İmralı görüşmelerinin basına sızdırılmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, şöyle konuştu;

”Hiç kimse gayri milli yayıncılığı, bu sabotajı eleştirmiyor. Bildik yazarlar bize basın özgürlüğü dersi vermeye çalışıyor. Sınırsız bir özgürlük olamaz. Kimse kimsenin özgürlük alanına tecavüz edemez. Kendi özgürlük alanında oynarsın. Kimse kusura bakmasın. Medya nasıl milli alanları çiğneyerek yayın yapmakta özgürse, bizler de hissiyatımızı açıklamada en az onlar kadar özgürüz. Hiçbir devirde yazamadıklarını bu devirde yazıyorlar…

Türkiye’nin aleyhine, sürecin aleyhine olacak böyle bir yayınını yapmak asla milli bir tavır değildir. Basın özgürlüğü diyenler, gitsinler İngiltere’ye, ABD’ye baksınlar.

‘SIZDIRANI ORTAYA ÇIKARIRIZ’
Şu anda dolaşan belgelerin, kimler tarafından nasıl sızdırıldığını, ne olduğunu, öyle zannediyorum ki kısa zaman içinde ortaya koyar, onu da açıklarız. Kimin ne söylediğine değil, bizim ne söylediğimize bakın. Kimin ne yaptığına değil, bizim ne yaptığımıza, ne yapacağıma bakın. Hiçbir yalana, hiçbir dedikoduya, söylentiye asla kulak asmayın. Sürecin hassasiyeti nedeniyle biz az konuşuyor, çok iş yapıyoruz.

Sizler bu süreç içinde konuşmayacaksınız. Önüne gelen konuşmaya kalkarsa, baltayı taşa vurursa, bu çözüm sürecini, kristali kırarız.”