Erdoğan’ın ODTÜ’lü öğrencilere tepkisi böyle oldu!

Cumartesi, 22 Aralık 2012 10:08

Başbakan Erdoğan, ODTÜ’deki olaylarla ilgili olarak üniversite yönetimini samimi bulmadığını belirterek, “Sizin yetiştirdiğiniz öğrenciler bunlarsa bu ülke batmış” dedi.

Erdoğan, canlı yayınlanan NTV-Star ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Arınç’ın BDP açıklaması:
Erdoğan konuşmasında isim vermeden Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “Bir BDP’li kadın vekile çok kızıyordum. Ama artık kızmıyorum. Onun yerinde olsam ben de dağa çıkardım” sözlerini de değerlendirdi.

Erdoğan, “Hayır bizim yolumuz bu değil. Bir kere dağdaki dağdan kaçanı infaz ediyor. Bizim değerlerimiz içinde bu yol yok. Bizim değerlerimizde anlatmak konuşmak ikna etmek var” diye konuştu.

“Kuvvetler ayrılığı” tartışması:
Erdoğan, ”Kuvvetler ayrılığına gerçekten karşı mısınız?” sorusu üzerine, bunu, Konya’da işadamlarıyla yaptığı sohbet toplantısında ifade ettiğini belirterek, ”Bir defa Türkiye’de kuvvetler ayrılığı prensibini en güçlü savunan partinin lideriyim. Bu konuyu bir defa altını çizerek güçlü bir şekilde ifade edeyim. Kimse bunu eğip büküp sağa sola çekmesin” ifadesini kullandı.

Bir Başbakan olarak milleti ve ülkesi adına konuştuğunu ve bu sorumlulukla da milletinin bazı gerçekleri bilmesini istediğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

”Kuvvetler ayrılığı dediğimiz yasama, yürütme, yargının, Anayasa ve yasalarda belirlenmiş bir hareket alanı vardır. Bu belirlenmiş hareket alanı içerisinde bunlar hareket etmek durumundadır. Dolayısıyla yasama, yürütmenin alanına giremez, yürütme yasamanın alanına giremez, yürütme yargının yerinde olamaz, yargı, yürütmenin veya yasamanın yerinde olamaz. Hepsinin alanı bellidir. Kuvvetler ayrılığını en güçlü şekilde savunan ülkeyiz, çünkü bunun bedelini ağır ödedik, geçmişte ödedik. Düşünün Türkiye’de 330′a yakın bir oya sahip iktidar partisinin kapatılmasıyla karşı karşıya kalmış bir partiyiz. Onun için diyoruz ki, biz burada, erkler yetki ihlaline gitmesin, yasama da gitmesin, yürütme de gitmesin, yargı da gitmesin.”

Başkanlık sistemi:
Başkanlık sistemi tartışmalarına ilişkin soruya karşılık Erdoğan,”Başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı ortadan kalkıyor mu, böyle bir şey mi var? Tam aksine daha da güçleniyor” dedi.

Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kuvvetler ayrılığı ile ilgili açıklamasına ilişkin soru üzerine, ”Farklı bir şey söylemedim ben” diye konuştu.

ODTÜ’de yaşanan olaylar:
ODTÜ’de ”Göktürk-2” uydusunun fırlatılması dolayısıyla düzenlenen tören sırasında yaşanan olaylarla ilgili soru üzerine Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Ben şuna üzülüyorum. Siz nasıl bir üniversite yönetimisiniz ki, kalkıyorsunuz orada o gün, Türkiye Göktürk-2′yi fırlatacak, gururlanmamız lazım. Siz ne biçim öğretim üyesisiniz, sizin yetiştirdiğiniz öğrenciler bunlarsa bizim ülkemiz batmış, bitmiş. Bu öğrencilerin gururlanması, ‘seyredelim’ demesi lazım. Yani ‘Şuralara dev ekranlar koyun da izleyelim’ demeleri gerekirken, orada gelip lastik yakıyorlar. Bunu yapan kim?

Bu ülkenin evlatları, genç mühendisleri, böyle bir tasarım yapmışlar, böyle projeyi hazırlamışlar, bunu uzaya fırlatıyorsunuz, hep beraber, aşkla kendi uydusunu artık uzaya fırlatıyor diye bu heyecanı duyması lazımken, bunlarda böyle bir heyecan yok. Ne rektöründe var, ne diğer akademisyenlerinde var. Ondan sonra utanmadan, sıkılmadan kalkıp söyledikleri şey; ‘polisin, güvenliğin olmadığı bir üniversite istiyoruz’. Neymiş? Derslere girmiyormuş. Girmezsen girme, bu tür öğretim üyeleri olsa ne olur olmasa ne olur. Bunların elinde ancak bunlar olur.”

Gül’ün Göktürk-2 törenine davet edilmemesi:
Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Göktürk-2 uydusunun uzaya fırlatılması törenine davet edilmemesine ilişkin olarak ”Bu davet tamamen bizim dışımızdadır. TÜBİTAK’ın davet listesidir. TÜBİTAK sayın Cumhurbaşkanımız’la görüşüp bunun kararını vermiş olsaydı, çok daha isabetli olurdu. Cumhurbaşkanımız gelir ya da gelmezdi onun tasarrufudur. Ama bunu da medya bilmiyor, zannediyor ki bizim tarafımızdan böyle bir şey yapılmış. Bunun faturasını bize kesmeye çalışıyorlar. Organizasyon tamamen TÜBİTAK’a aittir” dedi.

Uludere olayı:
Erdoğan’a Uludere’de yaşananlar da soruldu. Erdoğan bunun üzerine şunları söyledi:

“Biz AK Parti iktidarı olarak hep yaşatma gayreti içinde olduk. Ama birileri hep öldürme gayreti içinde. Bakın dün Meclis’te biri Uludere için bağırıyor. Bu bir soykırımdır. Bunu söyleyen kişi Bingöl’ü konuşmuyor. Bizim askerlerimiz toplu halde şehit oldu. Bunları kimse gündemde tutmuyor. Ama herkes Uludere’yi gündemde tutuyor. Medyanın sorumluluğu vaR bu konuda. Askeri ve sivil yargı konuyu inceliyor.

Uludere’deki görüntüleri izlediğimde insan ve katırların hareketleri izleyebiliyorsunuz. Ancak katırların üstleri örtülü. Altında ne olduğu bilmiyorsunuz. Bunlara uyarı yapıldığı halde yürüyüşün devam etmesi hali var. Bunları terörist mi kaçakçı mı olduğunu ilgili birimlerin tespit etmesi mümkün değil. Orası terör bölgesi. Burada iki şey var. Bir kaçakçılığı meşrulaştıralım. İki terör olayı ise bunu kaçakçılık ile yapalım. Hata olmaz mı böyle işlerde her zaman olur.

’34 sivil vatandaş hayatını yitirdi’ sözünü kesen Erdoğan, ‘Bakın bu kadar basitleştirmeyelim, Terör örgütü üyesi de sivildir. Bakalım askeri ve sivil yargı ne karar verecek. Bunların kaçının sivil olduğunu bilmiyoruz. Buna rağmen biz bir adım attık. Dersim yanlışına düşmek istemedik. Dersim adına ben o gün özür diledim.”

Silivri’deki yargılama:
Başbakan Silivri’deki yargılamalarla soru üzerine, “Ben Kılıçdaroğlu kadar cesur değilim, Anayasa’yı çiğneyemem. Yargıya müdahale yetkim yok. Silivri bir açık hava hapishanesi değildir. Partimin hukukçuları bizimle ilgili olan boyutuyla değerlendirmektedir. Bizim gündemimizde af diye birşey yok. Benim silahlı kuvvetler mensupları için tutuksuz yargılanma isteğimi söylemişimdir. Ama bunun ötesine geçmem” dedi.

Tutuklu milletvekilleri:
Başbakan tutuklu milletvekilleriyle ilgili de, “Siz dışarıda hiç mi milletvekili adayı bulamadınız da tutuklu olan insanları milletvekili adayı olarak gösterdiniz. Bundan sonrası Anayasa’da bir değişiklik yapmak suretiyle aday olabilmek şartlarında tutuklular milletvekili olamaz.Suçun nevi ağır olduğu halde cezaevinden çıkarılmış olanlar var. Eğer bunu kullanırsanız yarın başkaları da bu yoldan girer” şeklinde konuştu.

Devletteki derin yapı:
“Devletteki derin yapı temizlendi iddiası içinde değiliz” diyen Başbakan sözlerine şöyle devam etti:

“Derin yapının sıfırlandığı bir ülke olamaz. Bu tür yapılar geçmişte bize zarar verdi. Mafya çete bunlarla olan mücadelemiz toplumu rahatlatmıştır. Diyelim ki siyasette belli yerlere geçmişte atama yapan bir yapı şimdi bunu yapamaz. Bizim çete ve mafyalarla olan mücadelemiz çok önemlidir. Benim belediye başkanlığım dönemimde bazı arkadaşlarımız işkence gördü. 98-99 aralığında 2000 yılında öyle devam etti. ”

“Eşim zehirlenecekse ben zehirleneyim”

Erdoğan, ”Eşi mi kontrol eder acaba yemekleri? Sizde kim kontrol eder? Önce kime tattırıyorsunuz, Emine Hanım’a mı?” sorusuna cevaben de ”O kadar da değil. Eşim zehirlenecekse ben zehirleneyim. Olur mu öyle şey? Benim Rabb’imden temennim, eşim benden önce ölmesin. Ben eşimden önce öleyim. Çünkü eşim benden önce ölürse bana kim bakacak?” dedi.

“Bazı kurumlar arasında yanlış alışkanlıklar var”

”Siz de fişlendiğinizi söylediniz? Çok fazla ayrıntı vermediniz belki daha başka şeyler var mıydı? Bu konuyu gerçekten haberci hatta vatandaş olarak merak ettik ama bu adet tamamen kalkmadı diye bir şüphe oluştu Tunceli-Hozat’taki vakayla. Zaten İçişleri Bakanlığı müfettişleri de bunun yasaya aykırı olduğunu belirttiler. Bazı gazetecilerin de dinlenildiği çıktı ortaya. Ne dersiniz?” sorusuna karşılık da Erdoğan, Hozat konusunda İçişleri Bakanlığı’nın konunun üzerine gittiğini ve şu anda olayın takibinin sürdüğünü ancak an itibarıyla neticelenmediğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Devletin bazı kurumları ve birimleri arasında ciddi yanlış alışkanlıklar var. Bu yanlış alışkanlıkları siz tamamıyla törpüleyip, kazıyıp atamıyorsunuz. Bu dinleme de buna dahil. Kim derse ki bunu tamamen kazıyıp attık, hayır. Ben de dahil bu dinleme bitmemiştir. Ben bunu burada söyledim. Yarın bazı yazılı görsel medya grupları, ‘Bunu durduramadıysan neden oradasın?” başlığını atacak. Öyle bir yanlış anlayışlar kumkuması içerisindesiniz ki, doğruyu söylersiniz ‘Eğer engelleyemediysen neden oradasın?’…

Tamam da bunun tarihine baktığın zaman, sizin geçmişiniz, dedeleriniz, babalarınız veya en yakınlarınız bu ülkenin iktidarında oldukları zaman bu işi engellediler mi, sıfırladılar mı? Bir defa tohumlama yanlış yapıldı. Yanlış bir tohumlama üzerinde bu sistem kuruldu. Onun için bu sistemi siz nereden düzeltmeye kalkarsanız kalkın bir yamalı bohça oluyor. Şu anda da böyle bir durumun içerisindesiniz ve yani makama burada kalkıp da bir böcek koydular, koymadılar vesairesinde, bunu sen bilemezsin ki. Zaten bu tür şeyleri yapanlar en yakınınızda yapıyorlar. Biz ne yaptık, arama-tarama esnasında ilgili birimlerimiz bunu buldu, çıkardı. Epey oldu. Bunu bulup çıkartmak yetmiyor ki. Bunu buraya kim koydu, bunu da çıkartacağız.”

”Makam odanızda mı, aracınızda mı?” sorusu üzerine Erdoğan, ”Evimin altındaki ofisimde olan şey. Bu tür şeyler ne yazık ki oluyor. Bütün tedbirlere rağmen oluyor. Sayın Baykal ve diğer milletvekilleriyle ilgili olan olay. Derin devlet dediğiniz olay var ya boş durmuyor onlar da çalışıyor. Bunlar devletin içine sızmış vaziyette, bunlar var” dedi.

TSK’daki intiharlar:
Başbakan TSK’daki intiharlarla ilgili, “Genelkurmay Başkanımızın bana açıkladığı Türkiye bu olaylarda geri sırada. Sayın Genelkurmay başkanımız bizde bu olayları a’dan z’ye incelettiğini söyledi. Bizde bu olaylar azalmakta. Bunların bir çoğu psikolojik şeyler. Ordumuzun toplamını aldığınızda bu ordunun içine geleni gideni düşünelim. Bir üsteğmen intihar etti. Onunla ilgili olarak Her şey her yerde rahatlıkla açıklanamaz. Bunlar yargınının içindedir ve bunları doğru bulmuyorum. Askerin içinde intiharlar oluyor da dışarıda olmuyor mu? Bunlar çok çirkin şeyler. Yazılı ve görsel medyadan benim ricam bu konularda daha hassas olması, hele hele sosyal medya” dedi.

Tags