Erdoğan: Muhatabım İsrail’di, Beyaz Saray’a ne oluyor?

Cumartesi, 24 Ağustos 2013 16:25
basbakannn

Rize’de toplu açılış töreninde konuşan Başbakan Erdoğan, Suriye’de yaşanan olaylara değinerek, “Türkiye olarak Suriye’de olan katliamı o yavruların cansız bedenlerini gördük. Orda kurşun izleri yoktu. Çünkü o çucuklar kimyasal silahlarla katledilmişlerdi. Bu Beşar Esad’ın son çırpınışlarıdır” dedi. Birleşmiş Milletler’e de seslenen Erdoğan, “Ey Birleşmiş Milletler sen niçin kuruldun? Sen barışın güvencesi değil misin?” ifadesini kullandı. Erdoğan, “Mısır’daki darbenin arkasında İsrail var” iddiasına Beyaz Saray’dan gelen kınamaya üzüldüğünü belirtti ve “İsrail ile ilgili sözlerimize Beyaz Saray yanıt verdi. Üzüldüm. Oysa muhatap onlar değildi. Beyaz Saray’a ne oluyor da Beyaz Saray bunu konuşuyor. Eğer bunu konuşması gereken varsa İsrail konuşmalıydı. Yakışık almadı” dedi. Erdoğan, konuşmasını sonlandırırken kullandığı klasikleşen “Beraber yürüdük biz bu yollarla” sloganı ardından dile getirdiği “Bana her şey şehitlerimizi, mazlumlarımızı hatırlatıyor” ifadesi dikkat çekti.

İşte Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

Dünyada nerede bir mazlum var biz oradayız. Yaklaşık 2 yıldır insanlık dışı bir katliam var şu ana kadar yüzlerce insan hayatını kaybetti. Suriye’de bir insanlık dıramı yaşanırken Mısır’da bir darbe oldu. Türkiye olarak Suriye’de olan katliamı o yavruların cansız bedenlerini gördük. Orada kurşun izleri yoktu. Çünkü o çocuklar kimyasal silahlarla katledilmişlerdi. Bu Beşar Esad’ın artık son çırpınışlarıdır.

‘Gerektiğinde Karadeniz gibi kabaracağız’

Gerektiğinde Karadeniz gibi kabaracağız, Fırtına Deresi gibi coşacağız. Gerektiğinde Kaçkar gibi ağırbaşlı olacağız, gerektiğinde Rize’nin gölleri gibi durulacağız. Dünyanın neresinde haksızlık, zulüm varsa Rize’den aldığımız ilhamla saldırgana karşı hakkı savunacağız. 81 vilayetiyle Türkiye’yi nakış nakış işlerken komşularımıza karşı müşfik olacağız, zor zamanlarda onların yardımına koşacağız. Çünkü biz Rize’den böyle gördük. Anne baba ocağından, dedelerimizden bunu böyle gördük.

Yaklaşık 2 yıldır Suriye’de yüzbinlerce masum hayatını kaybetti. 2 milyon Suriyeli vatanını terk etti. 500 bini biz misafir ediyoruz.

Bu sefer de Mısır’da bir darbe yapıldı. Millete karşı bir katliam yapıldı. Türkiye olarak Suriye’de yaşanan katliamı gördük değil mi? Bakınız orda kurşun yoktu. Maalesef ordaki çocuklar kimysal silahla öldürdüldü.

Bu Beşar Esad’ın son çırpınışları. Muntakim olan Allah bunun hesabını soracaktır.

‘Ey BM, sen barışın güvencesi değil misin?’

Bize birileri diyor ki Türkiye yalnızlaştı diyorlar. Onların tankı, topuyla yürüyorsa bizim yanımızda da önce Hak sonra, halk var. Biz medyayla gelmedik yanımızda Hak ve halkla yürüdük.

Türkiye Suriye, Mısır, Somali, Afganistan ile neden bu kadar ilgileniyor diyenler var. NATO kapsamında görev verildiğinde niye gittin diyen var mı? Yok. Ey Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi. Sana sesleniyorum. Sen neden kuruldun? Sen barışın güvencesi değil misin? Şu anda 5 tane ülke, hele hele 2 tane ülke dünyanın kaderini belirliyor. Ama şunu unutmayın, dünya 5′ten büyüktür. Dünya hallkları bunun da hesabını soracaktır.

Binlerce km’lik yoldan gelip Ortadoğu’ya gelip petrolü alanlara bir şey demeyenler Türkiye’ye laf ediyorlar. Bunun içinde Türkiye’deki cahiller de var.

Darbeye darbe diyecek kadar cesareti olmayanlar, Türkiye’ye saldırarak vicdanlarını rahatlamaya çalışıyorlar.

Esma kızımız sniper silahıyla şehit edilirken konuşmayanlar, utanmadan burada konuşuyorlar. Türkiye birilerinin hafsalasına sığmayacak kadar büyük bir ülkedir.

İçimizde de bunlardan var. Mısır’da Suriye’de yaşananlara ses çıkarmayanlar konuşuyorlar. Türkiye birilerinin hafsalsına sığmayacak kadar büyük bir ülkedir. Susmayacak ve susturulamayacak kadar büyüktür. 1071 yılına bu yana kadar bu topraklar üzerinde kardeşliği savunduk. Dikkatinizi çekiyorum, 1000 yıldır kardeşin kardeşini katletmesine asla müsamaha vermedik. Biz hep arabulucu olduk. Hep mazlumun yanında yer aldık. Kardeşleri kucaklaştıran bir anlayış içinde olduk. Selçuklu Devleti’ne bakın. Selçuklu sultan, komutan, beylerine bakın. Parçalayan değil birleştiren olduğunu görürsünüz.

Biz kan akmasın istiyoruz, çocuklar ölmesin istiyoruz. Türkiye’nin bölge politikası çok nettir. Rabialar da ölmesin istiyoruz. Biz huzurlu bir ülke olmak istiyoruz. İnsani ve vicdani olandan yanayız.

‘Mısır’a, Suriye’ye, Filistine’e vefa borcumuz var’

Çanakkale zaferimizde biz Kahireli, Sinalı, Gazzeli, Kudüslü, Şamlı kardeşlerimize neden buraya geldiniz diye sorduk mu? Sormadık. Tarihi bir sorumluluğumuz var. Mısır halkına vefa borcumuz var. Suriye’ye, Filistine’e vefa borcumuz var. Bize ne Suriye, Filistin’den diyen vefasızlık etmiş olur. Dedelerine şehitlerine sırtını dönmüş olur.

Kimse bize yapay gündemler enjekte edemez. Ne yapacağımıza kendimiz karar verir, o yolda ilerleriz. Bizi uluslararası medyada hedef haline getirenler Mısır’daki darbeye darbe diyemeyecek kadar zavallıdır. Biz demokrasiyi milletin iradesinin sandıkta tecellisi olarak öğrendik.

‘Muhatabımız İsrail, Beyaz Saray’a ne oluyor da konuşuyor’

İsrail ile ilgili sözlerimize Beyaz Saray yanıt verdi. Üzüldüm. Oysa muhatap onlar değildi. Beyaz Saray’a ne oluyor da Beyaz Saray bunu konuşuyor. Eğer bunu konuşması gereken varsa İsrail konuşmalıydı. Yakışık almadı.

Biz Suriye’de şehit edilen çocukları yalnız bırakamayız. Biz paslı yürekler taşımadan yürüyeceğiz.

Ana muhalefet partisi Irak’a gidip Türkiye’yi şikayet ediyor. CHP’nin terör örgütleriyle ilişkisini, Suriye’deki kanlı rejimini sahibi Esad’ı destekleyenleri unutmayacağız. Sen geleceksin Türkiye Cumhuriyet’i Başbakan’ına bir genel başkan olarak diktatör diyeceksin ve bunun adı özgürlük. Kılıçdaroğlu’ndan şimdiye kadar 100 bin lira tazminat kazandım.

Mardin’de bir konuşma yaptım. Dedim ki “Etnik milliyetçiliği ayaklar altına aldım” dedi ki git bu konuşmayı Rize’de yap. Şimdi söylüyorum Bizde etnik milliyetçilik yoktur, bizde dinsel milliyetçilik yoktur. Tamam mı Kılıçdaroğlu?

Biz her yerde aynı şeyi söylüyoruz. Düşüncesinin namusuna sahip olamayandan siyasetçi olmaz.

Sevgili Rizeliler siz dik durdukça biz Türkiye’yi büyütmeye devam ederiz.

Sizin dualarınızla Allah’ın izniyle ateşi söndüren olacağız. Bakıyorum Rize Devlet Hastanesi. Bunu inşaa eden kim? Bu iktidar. Üniversiteyi kazandıran bu iktidar.

‘Geziciler Rize’ye geldiler mi?’

Bundan sonra da yiğitçe, mertçe insanlığın sesi olmaya devam edecek. Türkiye yüreklere su serpen bir ülke olacak.
Kimin ne dediğine bakmayın? Siz tencere tava diyenlere gereken cevabı verdiniz. Bu Geziciler Rize’ye geldiler mi? Tencere tava bulamadılar. Trabzon’da Ordu’da Samsun’da bulamamışlar.

‘Bu kervan yolda kalmayacak’

Biz bu milleti Allah için seviyoruz. Biz millete hizmetkarız. Siz ne dersiniz o olacak? Mısır’daki kardeşlerimiz neden yürüyor? Benim oyumun namusu nerede diyor.
Kardeşlerim biz size inanıyoruz. Siz de bize inanın. Bu kervan yolda kalmayacak. Maksuduna ulaşacak inaşallah. (t24)