En gergin gün, en ilginç sanık… İşte muhabir gözüyle Ergenekon

Pazartesi, 12 Ağustos 2013 14:42

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Ergenekon davası’nı takip eden muhabirler uzun yıllardır takip ettikleri davanın en dikkat çeken noktalarını Dipnot Tablet okurları için değerlendirdi.

Bugüne kadar girdiğiniz davalara nazaran bu davada alışık olmadığınız bir durum oldu mu?

Zülfikar Ali Aydin -Habertürk Gazetesi: Ergenekon Davası’nda Sabah 09:30′da başlayıp, ertesi gün sabaha karşı 3:30′da biten duruşmalar gördük. Devlet Güvenlik Mahkemeleri ya da Özel Yetkili Mahkemeler veya yerine kurulan mahkemelerde böyle bir uygulama çok nadir görülür. Ama Ergenekon’da bu şekilde yapılmış onlarca duruşma örneği var. Ergenekon Davası’nda duruşmaların kesintisiz yapılması da yargı pratiği açısından önemlidir. Ancak bir şeylerin eksik olduğunu da es geçmeyelim. Kesintisiz duruşma sistemin iyi işlediği ve hukukun eşit uygulandığı anlamına gelmiyor. Şöyle anlatayım; örneğin 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başka bir örgütten suçlanan bir sanık bir yılda hakim karşısına şanslıysa; en fazla 4 kez çıkıp savunma yapabilir.

Büşra Erdal- Zaman Gazetesi: Ergenekon davasında bir çok alışık olmadığım olaya ve sahnelere şahit oldum. Bu kadar bol rütbeli askeri ilk kez bir arada sanıktı. Yıllarca kendisini dokunulmaz gören kimseler, mahkemede de aynı psikolojiyi devam ettirdiler. Ayrıca, mahkemeye karşı üst derece hakaret, bağırış çağırış, ithamların olduğu ancak buna rağmen diğer davalardan farklı olarak sanıklara oldukça iyi davranıldığını gördüm. Uzun bir yargılama olmasına rağmen hep güncelliğini koruması da önemli ve farklı bir özelliğiydi.

Ergün Güven Gazeteci: Hiç bitmeyen gerginlikler, bu kadar sanığın bir arada olması, olabildiğince yüksek sesli konuşmalar, her taraftan görüntü alan kameralar, izleyici sıraları dahil mahkemeyi ilgilendirebilecek suç sayılabilecek konuşmaların tespiti için tavandan sarkıtılan hassas mikrofonlar…

Esra Alus Milliyet Gazetesi:Yaklaşık 16 yıldır gazetecilik yapıyorum, bu süreçte soruşturma, iddianame, ekleri ve duruşma salonlarında yaşananları bizzat yerinde gördüm.Duruşmanın Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde yapılması nedeniyle ilk başlarda detaylı aramaya tabii tutuluyorduk. Bu ayakkabı, kemer, hatta zaman zaman sütyen teline karşı sinyal veren kapılarla mücadele anlamına geliyor. Sonrasında yeni bir salon yapıldı ve en azından ayakkabı çıkarmaktan kurtulduk. Ancak elle kaba aramaya 5 yıl boyunca dayanmak zorunda kaldım. İlk başlarda bilgisayara da izin olmadığı için haber yazmak adına yaz ya da kış epey bir mesafe koşuşturarak geçti.

SİZE GÖRE EN GERGİN GÜN HANGİSİYDİ ?
Ergün Güven Gazeteci: Savcıların mütalaayı açıklaması beklentisinin olduğu 13 Aralık günü. İnanilmaz bir gündü. Çok kalabalıktı. Gergin bir kalabalık. Silivri’deki duruşma salonunun etrafındaki tarlalar sanıklara destek için gelen ama içeri girişi engellenen insanlarla doluydu. Kitleye göre mütalaa için erkendi ve davada sanıklar lehine olan bir çok unsur atlanmış, davayı hızla bitirmek için mütalaaya geçilmişti. Jandarma engelliyor, onlar içeri girmeye çalışıyordu. Yayın yapmak imkansızdı neredeyse. Salondaki gerginlik dışarıya yansıyor, jandarma kalabalığa basınçlı su ve biber gazıyla müdahale ediyor, birinin gözü kör oluyor biri ayağını kırıyordu O gün inanılmaz bir gündü.

Esra Alus Milliyet Gazetesi: Bana göre en gergin duruşma tutanaklara jandarmaya göre aktif direniş olarak geçen 11 Mart 2013 tarihindeki celsedir. Silivri Cezaevi içinde kurulu küçük duruşma salonunda CHP İzmir Milletvekili Musa Çam’ın cep telefonuyla avukat stajyeri Ece Unutmaz’ın da Ipad’i ile görüntü kaydedildiği iddiasının ardından yaşananlardı. Jandarma görevlileriyle avukatların yumruklaştığı bazı avukatların sıraların üzerine çıktığı mahkeme başkanını sürekli bağırdığı bir duruşmaydı. Bu sırada küçücük alana kalkanlı jandarmalar girerek heyetle salon arasında set kurdu. Avukat Celal Ülgen rahatsızlandı ve salona sağlık ekibi geldi. O günün sonunda ise duruşma yapılamadı ve ara verildi.

Büşra Erdal Zaman Gazetesi: Davanın ilk zamanları çok sakindi. Salonda ufak tefek mahkemeye sataşmalar, mahkeme ile polemikler yaşandı ama fiziksel saldırı yok denecek kadar azdı. Zaman zaman tutuklamanın devamı kararı açıklanınca yuhalamalar, bağırışlar oluyordu, ama bu çok sık ve davayı etkileyecek oranda değildi. Davada en büyük gerginlik 13 Aralık 2012’de yaşandı. Dava dosyası esas hakkındaki mütalaayı hazırlaması için savcılığa gönderilince mahkemeyi baskı girişimi oldu. Dışarıda o kadar arbede yaşandı ki, mahkeme salonundan çıkamadık. Eylemciler binanın önündeki bariyerleri bile yıkmış devamında da mahkeme salonunu basmak istemişlerdi.

Zülfikar Ali Aydın Habertürk Gazetesi: Gergin duruşma sayısı çok fazladır ancak en gerilimlisi sanırım savcılık mütalaasının çıktığı duruşma oldu. Şemdin Sakık’ın gizli tanık Deniz adıyla ifade verirken kimliğini açıklayıp görüntüsünün ekrana yansıdığı an, davanın asker sanıklarının gerginliği bütün gerginliklerden daha fazlaydı. Yıllarca dağlarda karşı karşıya savaştıkları birinin kendi aleyhlerine tanık olarak dinlenmesine çok gerildiler

SİZE GÖRE BU DAVANIN EN İLGİNÇ SANIĞI KİMDİ ?

Esra Alus Milliyet Gazetesi: Bence kişisel profili nedeniyle davanın en ilginç isimlerinden biri Özal’ın kuyumcusu olarak da tanınan Hayrettin Ertekin. HukukÇu, doktor, mühendis, aklınıza gelebilecek her şey. Ayrıca bir türlü evrakını bulamadığımız olayların da tanığı. CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum, Ertekin’in rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığını ancak askerlerin onu hastanede unutup gittiğini, cezaevine ise taksiyle döndüğünü söylemesi üzerine mecliste bu konuyu aktarmıştı. Ancak böyle bir olay olduğuna dair herhangi bir delile rastlamadık. Tahliye olduktan sonra geldiği duruşmada ise cezaevinin önündeki direğe protesto için çıkan ve kendisini yaralayan genci de ben hukukÇuyum diyerek ikna etmişti.

Büşra Erdal Zaman Gazetesi: Danıştay sanığı Alparslan Arslan o kadar korkunç bir cinayeti işleyip, 2 ağırlaştırçlmış müebbet hapis ve 100 yıla yakın hapis cezası alıp hala hiç konuşmaması, cinayete dair bilgileri saklamaya devam etmesi ilginç. Dursun Çiçek de, 3 kez tutuklanan, her defasında büyük direnç göstermesiyle enteresan.

Ergün Güven Gazeteci: Bir isim vereceksek o zaman Doç. dr. Emin Gürses diyeceğim. Sakarya Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümü öğretim üyesi Emin hocaya örgütün teorisyeni, fikir babası olduğu gözüyle bakılıyordu iddianamede. Entellektüel birikimi, hemen her şeyi analitik bakış açısıyla yaklaşarak anlatımı, cümlelerindeki tatlı öfkesi, bazen dayanamayıp ağzından çıkan sinkaflar Karadeniz şivesiyle birleşince salon kahkahalarla doluyor en gergin an bile keyifli olabiliyordu.

Zülfikar Ali Aydın Habertürk Gazetesi: En renkli isim Hüseyin Görüm… Mahkeme başkanının yaşıyla, iddianamenin sayfa sayısı arasında matematik işlemle bağ kuracak kadar uçuk bir isimdi kendisi. Yaşı fazla ama amiyane tabirle bitirim ağzı kullanıyordu. Mahkeme heyetini savcıları, avukatları ve salondaki herkesi aynı anda güldürebilmeyi başarmıştır.

BU DAVA KARARLARI SİZİN İÇİN SÜRPRİZ OLDU MU ?

Zülfikar Ali Aydın Habertürk Gazetesi: Yıllarca aynı mahkeme heyetini izledik. 700′den fazla ara karar aldı. Bu nedenle mahkumiyet kararları da sürpriz olmadı.

Büşra Erdal Zaman Gazetesi: Mahkeme, savcılardan epey daha farklı baktı ve cezaları düşük verdi. Bu noktada benim için sürpriz olan, Mehmet Haberal, Mustafa Balbay, Sinan Aygün ve Levent Ersöz gibi bir kısım sanıkların “darbe teşebbüsü” suçlarını 2005’ten önce işlediklerine kanaat getirip eski kanundan mahkumiyet vermesi. Savcılar yeni Türk Ceza Kanunu’nun 312’inci maddesinden cezalandırma talep etmişti, mahkeme eski TCK’nın 147’inci maddesine göre hüküm verdi. Burada mahkeme ve savcılık arasında suç ve delillerin takdiri noktasında farklılık var.

Esra Alus Milliyet Gazetesi: Gazeteci için süpriz karar tanımlamasını anlamsız buluyorum. Bizler mahkemelerin ne karar vereceğini bilsek zaten duruşmaları izlemeyiz. O nedenle mahkeme bir karar verdi ve biz de bunu haber yaptık. Ancak verilen kararın gerekçesini elbette merak ediyorum.

Ergün Güven Gazeteci: Danıştay saldırısı faili için bir telefon konuşmasında ” iyi yapmış helal olsun, allahın askeridir” diyen Osman Yıldırım’ın diğer adıyla Osmanım’ın tahliyesi. Bu yargı sürecinden bu sonuçların çıkacağı aşağı yukarı böyleydi. Asıl sürprizler Yargıtay’dan çıkacaktır diye düşünüyorum ve o süreci merakla bekliyorum.

Kenan Taş

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ