“En büyük meydan Taksim değil”

Cuma, 12 Temmuz 2013 09:40

fft99_mf3230796Başbakan Erdoğan, “En büyük meydan Taksim Meydanı değildir, Kazlıçeşme’dir. Kazlıçeşme’den daha büyük bir meydan var, o da sandık meydanıdır” dedi.

MÜSİAD’ın Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen iftar programına katılan Başbakan Erdoğan, Srebrenitsa katliamında hayatını kaybeden Boşnakları rahmetle yad ettiğini, kurbanların yakınlarına sabır niyaz ettiğini ve “bu mücadelenin kutlu lideri” Aliya İzzetbegovic’i de rahmetle yad ettiğini söyledi.

18 yıl önce 1995′te Bosna Hersek’in Srebrenitsa kasabasında sayıları bugün bile tam olarak bilinmeyen,10 binin üzerinde olduğu tahmin edilen Boşnak’ın toplu bir kıyım sonucu katledildiğini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Hadise, her boyutuyla gerçekten büyük bir acı, büyük bir insanlık trajedisi. Hadisenin, Avrupa’nın tam ortasında vuku bulmuş olması, Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge olarak ilan edilmiş bir sahada olması, bütün dünyanın gözü önünde, göz göre göre yaşanmış olması acımızı daha da artırıyor, daha da derinleştiriyor. Açıkçası yakın tarihte yaşadığımız birçok olay hem bizde hem de bu coğrafyanın halkları üzerinde çok derin yaralar açarak, özellikle de derin bir adaletsizlik duygusu yaratarak tarihe kayıtlar düştü.”

Mısır

Başbakan Erdoğan, konuşmasında, Mısır’da yaşananlara işaret ederek, bu ülkede görüldüğü gibi, meydanların, sosyal ve ulusal medyanın, illegal gösterilere zemin hazırladığını ve silahlı güçlerin bunun arkasından gelebildiğini söyledi.

Tüm bu oyunların, senaryoların hesaplamadığı bir nokta bulunduğunu, onların nasıl tuzağı varsa, Allah’ın da bir tuzağı olduğunu belirten Erdoğan, “Onlar medyaya sahip olabilirler, meydanları işgal edip kaosun değirmenlerine su taşıyabilirler. Çok paraları olabilir, çok farklı güçleri olabilir, arkalarına sosyal medyayı, uluslararası ve egemen güçleri, sermayeyi alabilirler ama unutmayın milletin bir duası bütün bu oyunları, tuzakları alt üst etmeye ziyadesiyle yeter” diye konuştu.

Erdoğan, kendilerinin her zaman dik duracaklarını, haklının yanında olacaklarını, çifte standartlı, ikircikli bir duruş değil ilkeli bir duruş sergileyeceklerini dile getirdi. Başbakan Erdoğan, omurgalı olunması gerektiğini, hayatlarının, vadedilen süre ne kadarsa o kadar olacağını, ondan fazlası olmayacağını, hayatın dolarlarla, avrolarla uzamadığını veya kısalmadığını, takdir ne ise onunla devam ettiğini aktardı.

28 Şubat darbesinin şahsını da, kurumsal olarak MÜSİAD’ı da hedef aldığını, kendilerinin o dönemde, o ağır günlerde asla umutsuzluğa kapılmadıklarını, yeis içinde olmadıklarını, bütün tahriklere rağmen demokrasiden, meşruiyetten hiç ayrılmadıklarını, ne kadar üzerlerine gelinirse gelinsin “sabır”, “Allah sabredenlerle beraberdir”, “Allah yar ve yardımcımızdır” dediklerini anlatan Erdoğan, “Üstadın ifadesiyle sadece seccademizle dertleştik. O gün bize öcü muamelesi yapanlar, zenci muamelesi yapanlar, ellerindeki tüm imkanlarla saldıranlar, bugün işte ortada yoklar. O gün dik, ilkeli duran, hukukun, meşruiyetin ve demokrasinin içinde kalanlar olarak bizler buradayız, işte MÜSİAD da burada” ifadelerini kullandı.

Gezi Parkı göndermesi

Başbakan Erdoğan, bu duruşlarından asla taviz vermeyeceklerini, zulmedenlerden asla olmayacaklarını ancak zalimler karşısında asla boyun eğmeyeceklerini kaydederek, geçmişte yapıldığı gibi meydanları terörize ederek üzerlerine gelinebileceğini, Taksim’de şiddet estirenlerin olabileceğini, buna üzülünmemesi gerektiğini, “kimin kim olduğu”nun ortaya çıktığını aktardı. “Bu günler adeta turnusol kağıdı gibi herkesi ortaya çıkartıyor. Ne
oldu? Geldiler, geçtiler ve gittiler. Ancak Türkiye her geçen gün daha iyiye, birlik ve beraberlik içerisinde yürüyecektir, bundan hiç endişeniz olmasın” diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

“En büyük meydan Taksim Meydanı değildir, Kazlıçeşme’dir. Bunu unutmayın. Kazlıçeşme’den daha büyük bir meydan var, onu da söyleyeyim, o da sandık meydanıdır. Bu meydanlar geleceğe çok farklı bir şekilde işaret fişeğini ateşler. Geçmişte yaptıkları gibi medyayla üzerimize gelebilirler, hukusuzluk yoluyla bizi yıpratmak isteyebilirler, bize birçok iftiralar da atabilirler. Geçmişte yaptığımız gibi biz sadece Allah’a inanacak, sadece aziz milletimize güvenecek, yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Şundan emin olun değerli kardeşlerim; Aradan 3-5 yıl geçtiğinde inanın Mısır’daki darbeyi kimse hatırlamayacak, hatırlayanlar ise acı bir gülümsemeyle hatırlayacak.

Ama bugün Mısır’daki darbenin karşısında duranlar bunun onurunu, iftiharını, gururunu son nefeslerine kadar üzerlerinde taşıyacaklar. Rabbim, Mısır halkına sabırlar niyaz etsin. Hiçbir oyuna, provokasyona gelmeden inanıyorum ki orada şu anda Adeviye Meydanı’ndaki kardeşlerimiz de sabırla, şiddete başvurmadan bu süreci devam ettirecekler. Elinde güç bulunduranlar ne yaparsa yapsın, onlar sabırla bu süreci demokrasi içerisinde sürdüreceklerdir. Bu ramazan ayında Rabbim Mısır halkının yanında olsun, dualarını kabul etsin, Mısır’da kardeşliğin egemen olmasını, Mısır’ın topyekun kucaklaşmasını lütfetsin.”

“Aldatan olmadık, aldanan da olmayacağız”

MÜSİAD’ın yardımlaşma, dayanışma konusundaki hassasiyetini, bu hassasiyeti nasıl somut adımlara dönüştürdüğünü çok iyi bildiğini kaydeden ve bundan dolayı teşekkür eden Erdoğan, MÜSİAD’ın ramazan ayı içerisinde bu güzel ve insani hassasiyetleri daha da yükselteceğine, daha da muşahhas hale getireceğine inandığını aktardı.

Başbakan Erdoğan, kardeşliğin pekişmesi adına başlattıkları “çözüm süreci”ne MÜSİAD’ın gönülden destek verdiğini ve vermeye devam ettiğini, derneğin Doğu ve Güneydoğu’da yaptığı çalışmalarla bölgenin normalleşmesi, kalkınması ve yatırım çekmesi adına örnek çalışmalar yaptığını dile getirerek, bu noktada MÜSİAD üyelerinden çok daha fazla gayret beklediklerini bildirdi.

Yarın Bingöl Havaalanı’nın açılışını yapacaklarını ve iftarı Bingöl’de açacaklarını belirten Erdoğan, 10 yıl önce “Bingöl’e havaalanı yapılacak” denilse herkesin gülüp geçeceğini, ancak bugün bunun gerçekleştiğini, ardından Kastamonu’da ve 26 Temmuz’da Şırnak’ta sürprizlerle dolu bir havaalanı açılışı gerçekleştireceklerini söyledi.

Çözüm süreci

Erdoğan, “çözüm süreci”nin tek başına hükümetin ve AK Parti’nin çabalarıyla nihai sonuca ulaşabilecek bir süreç olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Siyasetin çözüm sürecinden kaçındığı bir ortamda başta MÜSİAD olmak üzere sivil toplum örgütlerimizin sürece çok daha fazla katkı vermelerini, süreci çok daha fazla sahiplenmelerini yürekten arzu ediyoruz. ASKON’u, TÜMSİAD’ı, MÜSİAD’I, TUSKON’u ile el ele vererek bence bu süreci güçlendireceğinize inanıyorum. Şunu burada özellikle ifade etmek istiyorum; Türkiye her alanda çok kararlı şekilde emin adımlarla ilerliyor. Ekonomide küresel finans krizine rağmen çok başarılı bir performans sergiliyoruz. Dış politikada ilkeli duruşumuzla dünyada çok farklı bir konumda bulunuyoruz. Aldatan olmadık, aldanan da olmayacağız.”