Emma Watson İle 4. Dalga Feminizme Giriş

Pazartesi, 29 Eylül 2014 16:37

Emma Watson bu hafta BM’de yaptığı feminizm konuşması ile tüm dünyayı kendine hayran bıraktı. ‘Feminizm mi kaldı?’ demeyin, bu feminizm başka feminizm.

Feminizm son 20 yıl içinde hem Türkiye’de hem de dünyada unutulmuş ve antipatik bir kavram haline geldi. Oysa ilk feministler sadece temel hak ve özgürlükleri talep ediyorlardı. Şartlar değiştikçe feminizm de değişti. 20. yüzyılın başındaki ilk kuşak feminizmin temel taleplerinin ardından, 60’larda hızlanan 2. kuşak feminizm kadının cinsel obje olarak metalaştırılmasına karşı çıkıyordu. ABD’deki ‘Civil Rights Movement’ etkisindeki feministler güzellik yarışmalarını protesto ettikleri eylemlerinde erkek baskısının sembolü olarak gördükleri sutyenlerini yaktılar. O dönemin feministleri koltukaltı kılları ile mutluydu ve kadını erkek gözünde güzel göstermeye çabalayan her şeye karşı çıkıyorlardı. 90’lı yıllardaki 3. kuşak feminizm ise tam 180 derecelik bir dönüş ile bu defa yüksek topuklar, bol ruj, seksüel özgürlük ve dişiliğin her unsurunun bir kutlaması haline geldi. Günümüzde ise feminizm sadece kadının haklarını savunan bir ideoloji olmak yerine din, dil, ırk, cinsiyet ayırmaksızın tüm insanları kapsayan bir insan hakları hareketi olarak ortaya çıkıyor.

Özellikle genç neslin yakından takip ettiği ve rol modeli olarak belirlediği popüler kültürün yıldızları son zamanlarda bir bir feminizm çıkışı yapıyorlar. ABD’li şarkıcı Taylor Swift, pop kraliçesi Beyonce’den sonra en son İngiliz oyuncu Emma Watson da kendini bir feminist olarak tanımladı. Emma Watson, Birleşmiş Milletler’de Kadınlar Birimi İyi Niyet Elçisi olarak yaptığı ilk konuşmasında ayakta alkışlandı. Watson konuşmasında feminizm kavramının erkek düşmanlığına dönüştüğünü ve bunun bir an önce son bulması gerektiğini söyledi. 24 yaşındaki oyuncu konuşmasında “Bu Harry Potter kızının BM’de ne işi var diye düşünüyor olmalısınız” diyerek, muhtemel eleştirileri de etkisiz hale getirdi. Watson “Evet, bunu ben de kendime sordum. Tek bildiğim şu ki, bu konuyu önemsiyorum. Ve şunu da soruyorum: Eğer ben değilsem kim, eğer şimdi değilse ne zaman?” sözleri ile BM’de ne işi olduğunu anlattı.

Harry Potter yıldızının konuşması feminizm açısından yeni ve umut vericiydi. Zira feminizmin ilk zamanlarındaki agresif ve ayrımcı diskuru yıllar içinde, kadın haklarını savunan ideolojinin imajını zedelemişti. Watson, Hilary Clinton’un feminizm üzerine bir konuşmasında söylediği “Kadın hakları insan haklarıdır ve insan hakları kadın haklarıdır” sözüne de gönderme yaparak konuşmasını kadın temelinden insan temeline taşıdı. Watson’un konuşmasında öne çıkan nokta erkeklerin de cinsiyet ayrımcılığına maruz kadığını vurgulamasıydı. “Erkekler, kadın-erkek eşitliği sizin de meselenizdir” diyen Watson, ‘erkekler baskıcı olmaya zorlandıkça, kadınlar da baskıya boyun eğmeye zorlanıyor2 dedi. Kadınların fazla baskın ya da fazla güçlü olmamasının telkin edildiği, aynı zamanda hassas bir erkeğin de ‘yeterince erkek’ sayılmadığı çarpık bir dünyada yaşadığımızı hatırlatan Watson, erkeklerin kadın-erkek eşitliği konusundaki mağduriyetlerine hiç değinmediğimizi söyledi. Konu cinsiyet ayrımcılığı olduğunda kadının da ve erkeğin de mağduriyetini bir tutan bu tavır feminizmde yeni bir yaklaşım, yeni bir dalga.

Hazırlayan: İldem Wilson

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play