EĞİTİM KOÇU’NDAN OKULDA BAŞARILI OLMANIN SIRLARI!

Salı, 18 Eylül 2012 16:17

Yeni eğitim yılı tüm tartışmalara rağmen ve bütün bu tartışmalar devam ederken başladı. Sorular, sorunlar, eksikler, kafalardaki soru işaretleri çok. Biz bunları tartışaduralım, binlerce çocuk okula başladı ve siz şu satırları okurken de devam ediyor eğitimleri. Yani artık tartışmaları bir kenara bırakıp birilerinin sonuca odaklanması gerekiyor.

Yeni sistemin adı 4+4+4. Ama ne yazık ki başarının bu kadar net ve basit bir formulü yok. Ama gözünüz korkmasın. Çok bilinmeyenli bir denklem de değil bu. Peki nedir başarılı olmanın yolları? Okula yeni başlayan çocuklar için velilere, eğitimcilere düşen görevler neler? 60-66 aylık çocuklara okulu sevdirmenin formülleri? Hiperaktif çocuklar için neler yapılmalı?

İşte bütün bu soruları Türkiye’nin en iyi eğitim-öğrenci ve DEHB Koçlarından Elgiz Henden’e sorduk.

-Bütün tartışmalara rağmen 60-66 aylık çocuklar okula başladı nihayet. Bu konuda çok şey söylendi ama bir eğitim koçu olarak sizin yaklaşımınız nedir bu konuya?
Çocukların okula hazır olup olmamaları tek bir unsura bağlı olarak belirlenmemeli. Bireysel farklılıklar hazır olmasını engelleyebilir. Çocuk biyolojik olarak okula başlamaya hazır gibi görünse de psikolojik olarak kendini tam olarak ifade edemeyeceği için bu yaşta okula başlamak pek uygun değil.

Okula uygun olduğu düşünülen çocuklar okula başlarken uygun olmayanların rapor alması ise hayatı boyunca çocukları etkileyecek bir konu. Eğitim hayatına erken alalım derken tüm eğitim hayatını olumsuz etkileyebilecek bir davranışı da tetiklemeye zemin yaratıyor.

Hadi diyelim ki bütün çocuklar biyolojik, fiziksel, bilişsel ve psikolojik olarak okula başlamaya uygun özellikler gösterdiler. O zaman da karşımıza başka dezavantajlar çıkıyor.

Bunlardan birincisi öğretmenlerin bu yaş çocuklar hakkında eğitim almamış olması ve gelişim düzeyleri hakkından yeterince bilgiye sahip olmaması. Öğretenle öğrenen arasında bağ kurulmadığında öğrenme de gerçekleşmez. Öğretmen, öğrencisine nasıl ulaşacağını bilemiyorsa önce onu desteklemek lazım.

Öğretmenleri bu yaş çocukları için eğitseniz bile öğretmenin öğrendiklerini davranışa çevirmesi için zamana ihtiyacı var. Bu tempodaki hız, çocuklara, öğretmenlere ve dolayısıyla geleceğimize fayda sağlamaktan öte zarar verebilir. Hızı kontrol etmek ve değişim sürecini yönetmek gerekiyor.

-Uyum haftasında çocuklara anneleri eşlik etti. Tabi buna rağmen çocukların adaptasyonu zaman alabilir. Neler önerirsiniz uyum süreçleriyle ilgili?
Okula başlamak demek, çocukların bazı şeyleri artık tek başlarına yapabilecekleri ve sorumluluk alabilecekleri anlamına gelmeli. Eğer anneler çocukların tüm ihtiyaçlarını okula başlayana kadar kendileri karşıladılarsa bu süreç daha zorlu geçiyor. Eğer çocuk bağımsız davranabiliyorsa bu süreç daha kolay geçiyor. Öncelikle annelerin bu dönemde sabırlı olmaları ve kaygılarını yönetmeleri gerekiyor. Çocukların hazır olması gerektiği kadar anne babalar da hazır olmalı. Bu hem çocuk için hem de anne baba için yeni bir durumdur. Annelerin çocukları hakkında “Nasıl yapacak? Tek başına başarabilecek mi?” kaygılarını çocuklar hissedeceklerdir. Ben kaygılanmıyorum deyip kafasını çevirdiğinde gözyaşlarını tutamayan anneleri çocuklar her zaman görür.

Anneler çocuklarının okulun ilk gününden keyif almasını sağlamalılar ki, sonrasında okula gidip gitmemeyi pazarlık konusu yapmasınlar.

Bu konuda birkaç tavsiye vermek isterim:
• Her gün okuldan çıkışta eve döneceklerinin güvenini verin hatta ilk bir kaç gün okuldan alın, erken gidin sizi görmesini sağlayın.
• Okulla ilgili sorularını cevapsız bırakmayın.
• Öğrenmesi için onu destekleyin.
• Okulun ve öğrenmenin keyifli yanlarını birlikte keşfedin.
• Öğretmenleri hakkında olumsuz konuşmayın.

-Küçük yaştaki çocuklara ödev, sınav, ders gibi sorumluluklar vermek ne kadar doğru? Bu durum çocukta ne gibi etkilere yol açar? 66 aylık çocuk verilen sorumluluğun ne kadarını yerine getirebilir?
Küçük yaştaki çocuklara ödev ve sınav gibi sorumluluklar verilmemeli. Hazır olmadıkları hiçbir sürece çocuklar dahil edilmemeli. Hazır olmadan verilen her sorumluluk çocuklarda başarısız olacaklarına dair inanç geliştirmelerine neden olur. Gündelik yaşam becerilerinde kendi başına yemek yemekte, tuvalete gitmekte, ellerini yıkamakta, duygularını ifade etmekte zorlanan çocuklar sınava tabi tutulmamalı ve ödev yapmaya zorlanmamalı. Çocuklara hatta çocukları bir kenara bırakırsak herkese kaldırabileceğinden daha fazla sorumluluk vermemek gerekir. Biyolojik, fizyolojik ve psikolojik olarak yapamayacakları taşıyamayacakları sorumluluklar altında ezilmelerine izin verilmemeli.

- Siz eğitim ve öğrenci koçusunuz. Nedir bu eğitim koçluğu? Ne fayda sağlar?
Öğrenci koçluğu çocukların hedeflerini gerçekleştirmesi için kendi karar verme süreçlerini yönetme sorumluluğunu onlara vermek ve bu sorumluluğu taşımaları için onları desteklemek, güçlendirmektir. Öğrenci koçluğu çocuklarda özgüven geliştirir, sorumluluk duygusu kazandırır, başarabileceklerine ve kendilerine olan inançları artar. Kendilerini, isteklerini, zamanlarını yönetebilirler. Koçluk hedefleri yoksa hedef belirlemelerine, varsa hedeflerini gerçekleştirmek için cesaret kazanmalarına neden olur.

-Ne tür aileler, çocuklar, neden sizden hizmet alıyor?
Genellikle aileler çocuklarının akademik performanslarını artırmak amacıyla geliyorlar. Bazense her türlü yolu denedim bir şey olmadı bir de sizi deneyelim diye gelen de oluyor. Psikolojik ve psikiyatrik rahatsızlığı olmayan herkes koçluk hizmeti alabilir. Başka bir ifadeyle değişim isteyen herkes koçluktan yararlanabilir.

Çocuklarla gerçekleştirmek istedikleri hedefleri için çalışıyoruz. Koçluk sürecinde ailenin istediklerinden daha çok çocukların ne istedikleri önemlidir. Çocukların bir koçla çalışmayı istemelerinde iki önemli neden vardır:

1- Bunlardan birincisi ve en önemli olanı koçluk hiçbir şeyi tedavi etmiyor bize gelen çocuklar kendilerini hasta olarak kabul etmiyorlar.
2- İkinci önemli neden ise koçluk sürecinde kararları onların veriyor olmasıdır. Bunu genellikle ilk görüşmeye geldikten sonra öğreniyorlar. Türkiye’de koçluk oldukça yeni bir meslek olduğu için ilk görüşmeye anne baba zoruyla gelen gençler bu süreçte kararları kendilerinin vereceğini öğrendikten sonra kendi istekleriyle devam ediyorlar. Gençle birlikte yönettiğimiz koçluk sürecinde anne babayı bir adım geride tutuyoruz. Gizlilik ve güven koçluğun olmazsa olmaz en temel noktasıdır.

- Siz daha önce Dikkat Eksikliği ve Hiperaktiviteli (DEHB) çocuklara koçluk yaptınız. Bu öğrencilerin diğer çocuklarla aynı dersi görmesi ve aynı sınava tabi tutulmasını doğru buluyor musunuz?
DEHB nörobiyolojik bir bozukluk ve yasalarımızda bir engel olarak görünüyor. DEHB’li çocuklar diğer çocuklarla birlikte aynı sınıfta eğitim görebilirler, bunda herhangi bir sakınca görmüyorum. Bu arada önemli olan DEHB’nin çocuğu nasıl etkilediği ve bunu nasıl yönettiğidir. Bazen bir DEHB’li ile aynı sınıfta olmak avantajlı bile olabilir çünkü Dikkat Eksikliği Hiperkativitesi olan çocuklar öğrenmeyi eğlenceli, yaratıcı kılabilir.

Dikkat eksikliği hiperkativitesi olan çocuklar için uzun süre bir yerde oturup tek bir şeye odaklanmak oldukça güçtür. Bu nedenle diğer çocuklarla birlikte aynı değerlendirme sistemine tabi olmaları onlar için bir dezavantaj. DEHB yasalarda bir engel olarak geçtiği için bu çocukların ayrı bir yerde ve daha uzun sürede sınava girme hakları var. Bu hakkı kullanmak için DEHB olduğuna dair raporlarının olması gerekiyor.

-Dikkat eksikliği hiperaktivite gibi özel durumlar çocukların eğitim hayatlarını nasıl etkiler? Bu tür çocukların eğitimlerinde özellikle dikkat edilmesi gereken noktalar neler olabilir?
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu okula başlamadan çok fazla ayırt edilebilen bir farklılık değil. En çok ilkokula başlamayla birlikte görülüyor. Çünkü anne babalar kendi çocuklarındaki farklılığı anne baba körlüğü nedeniyle göremeyebiliyorlar.

DEHBli öğrenciler için en önemli sorunlardan biri de sık sık okul değiştirmektir. DEHBli çocuklar uyum sorunu yaşarlar, arkadaş edinmekte zorlanırlar. Ödevlerini hatırlamakta ve organize olmakta sorunlar yaşarlar. Hem öğretmenler hem de anne babalar DEHB’liler için özellikle “hatırlatıcılar” kullanmalılar. Örneğin öğretmenler DEHB’li öğrencileri için sözle söyledikleri ödevlerini tahtaya yazmalılar. Öğretmelerin özellikle okulların açıldığı su dönemde DEHB hakkında bilgilendirilmesi çok önemli. Çünkü her haraketli ya da her dikkati dağınık olan çocuk DEHB’li olmayabilir.

-Eğitim öğretim hayatına başlayan bir çocuk aslında uzun soluklu bir maratona başlıyor. Bu maratonda önlerine çıkacak engellere karşı mücadele yöntemleri neler olabilir?
Eğitim hayatı gerçekten uzun soluklu bir maraton. Bir maratonu kazanmak için önce yolunuz ve yolda olacak olanlar hakkında bilginiz olmalı. Bu yüzden önce kendini tanımak konusunda gençler çocuklar desteklenmeli. Bilginiz varsa önünüze çıkacak engellerle kolaylıkla mücadele edebilirsiniz. Daha okulun ilk yıllarında çocukların neye ilgi duyduklarını neyi en iyi yaptıklarını izlemek ve o konuda onu cesaretlendirmek gerekir. Anne babalar çocuklarının özelliklerini çok iyi gözlemlemeliler eğer bunu yapamıyor ya da tam olarak emin olamıyorsanız çocuğunuz zaten size söyleyecektir. Doktor tabelasında güzel durur diye isim koyarak çocuğu adına hayaller kuran anne babalar, çocuğunun sonunda bir sinema yönetmeni olma olasılığını dikkate almalılar.

Eğitim hayatında başarılı olmanın yolları:
-Çocuklar ilkokuldan itibaren sistemli ama esnek bir şekilde çalışma alışkanlıkları edinmeliler.
-Nasıl öğrendiklerini, ne zaman en iyi öğrendiklerini, ne kadar dikkat süreleri olduğunu, güçlü yanlarını, zayıf yanlarını öğrenmeliler.
-Zayıf yanlarını ortadan kaldırmak üzere bir sistem geliştirmek yerine güçlü yanlarını daha da güçlü kılmak üzere bir yaklaşım sergilemeliler.
-Başkalarının söylediği gibi değil kendi istedikleri gibi çalışmalılar.
-Gerçekleştirilebilir hedefler belirlemeliler ya da hedeflerini gerçekleştirilebilecek küçük adımlara bölmeliler.
-‘Günde 4 saat ders çalışmayan, günde 600 soru çözmeyen üniversite sınavını kazanamaz’ masallarına inanmamalılar.
-Başkalarının hedeflerini gerçekleştiremedikleri için kendilerini eksik hissetmemeliler.

İstemediklerine değil istediklerine odaklanmalılar çünkü neye odaklanırsanız o sizinle birlikte büyür. Neyi büyütmek istiyorsunuz hayallerinizi ya da hedeflerinizi mi yoksa size neyi yapamayacağınızı söyleyenlerin dediklerini mi ?

Çağla Gillis

Tags