Economist, Türkiye ekonomisinin kriz reçetesini yazdı

Pazartesi, 3 Şubat 2014 11:56

Uluslararası saygın ekonomi dergisi The Economist, Türkiye’nin en büyük holdingleri olan Sabancı ve Koç Holdingi analiz eden bir yazı yayımladı. David Shirreff tarafından kaleme alınan analizde Türkiye’nin iki en eski ve en büyük iş aileleri olan ve bugün üçüncü kuşak tarafından yönetilen, Sabancı ve Koç Holding’in yıllar içinde pek çok politik ve ekonomik fırtınayı atlattıkları kaydedilerek, “Faaliyetleri bankacılıktan perakendeye, elektrik üretiminden, otomobil ve buzdolabına uzanıyor. Şirketleri Borsa İstanbul’un toplam değerinin çeyreğinden fazlasını oluşturuyor. Bu iki Holdingin bir çok iştirakinin global şirketlerle ortaklığı var. Standart&Poor’s’a göre Koç’un notu Türkiye’nin notundan yüksek” denildi.

Analizde şu yorumlara yer verildi:

“Türk lirasındaki düşüşe bağlı olarak, Merkez Bankası’nın faizleri ikiye katlaması, iki Grubun sağlamlıklarını göstermeleri için bir başka fırsatı oldu. Türk Lirası’nın değerindeki yeni düşüşler, yüksek borçlanma maliyetleri ve enflasyon artışları bu grupların Türkiye içindeki satışlarını vurabilir ama grupların döviz pozisyonları yönetilebilir durumda ve bulundukları birçok iş kolu fiyatlarını hızlıca yeniden düzenleyebilir.

Koç’un son finansal sonuçlarına göre, 3.4 milyar dolar açık pozisyonuna sahip, ancak bunun çoğu üretiminin üçte ikisini yurtdışına dolar üzerinden satmasıyla bir engel oluşturan Tüpraş’tan kaynaklı. Otomobil ihracatı ve ev aletleri satan diğer Koç şirketleri ise zayıf liradan bir miktar kazanıyor.

Sabancı yakın zamanda 409 milyon Euro (558 milyon dolar) net döviz çık pozisyonu açıkladı. Bu miktarın çoğu, yükselen faiz oranlarından da etkilenen enerji faaliyetlerinden kaynaklı. Ancak Sabancı’nın lastik üretim iş kolu çok karlı ve üretiminin üçte birini ihraç ediyor. Banka ihtiyatlı bir şekilde yönetiliyor ve uzun süredir Grubun çıpası. Bankanın karı, grubun diğer iş kollarında yaşanan düşüşleri yönetmesini sağlıyor.

Her grubun üretim şirketleri Avrupa Birliği ile yapılan Gümrük Birliği’nden faydalandı. Bu, onlara 500 milyondan fazla bireyin olduğu pazara özgürce erişim, içteki zayıflıkları aşmak için ihracata hız verme şansını verdi. Arçelik, iç pazardaki %50’lik payının yanı sıra, Beko markasıyla AB’nin üçüncü büyük beyaz eşya markası oldu. İngiltere’de pazar lideri.

İki iş imparatorluğu, sürekli kendilerini yeniden keşfederek rekabetçi kalmayı başardılar. Yakın zamanda, her ikisi de bazı şirketlerini enerjiye daha fazla yatırım yapmak amacıyla sattılar. Koç, 2005’te devlet tekelinde olan Tüpraş’ı satın aldı ve şimdi bu şirket Grubun karının üçte birini getiriyor. 2007’de Sabancı, o dönem Avusturyalı Verbund ile ortak olduğu ve özelleştirilmek üzere olan elektrik üretimi ve dağıtım ihalelerinde yer almak üzere Enerjisa’nın lansmanını yaptı.

Her iki aile şirketi de sigorta ve banka dışında birbirleriyle doğrudan rekabetten kaçınıyor görünüyor. Geçen yıl Sabancı Carrefour ile ortak olduğu ve zarar etmekte olan perakende şirketinde kontrolü aldı. Tam tersine Koç, 2008’te başta İsviçreli Migros ile ortak olduğu kendi süpermarketlerini sattı.

Bu iki gruptan Sabancı bankacılığa daha bağımlı. Bu da ülke içindeki ekonomik hareketlilikten daha fazla etkilenmeye yol açabiliyor. Ancak enerji alanında büyük yatırım yaparak, kendi portföyündeki finansal hizmetler ağırlıklı olan yapısını dengelemeye ve büyüme için kalıcı bir kaynak oluşturmaya çalışıyor. Türkiye’de kişi başına düşen elektrik tüketimi hâlâ zengin ülkelerin ortalamalarının sadece üçte biri düzeyinde. Enerjisa ülkenin en büyük üç elektrik dağıtım alanına sahip bulunuyor. Şirket, geçen yıl yedi hidroelektrik santralini hizmete soktu, bu yıl içinde de üç santrali daha açmayı planlıyor. Geçen yıl Enerjisa’nın ilk ortağı olan Avusturyalı Verbund ile ayrıldı, ancak hisse devri ile daha güçlü bir ortak buldu: Alman E.ON.

Bu iki saygın Grup, alışıla gelen “holding iskontosuna” karşı bağışık değil. Halen Koç Holding’in 8 iştiraki Borsa İstanbul’da işlem görüyor. Avusturyalı Erste Group Research, Holding şirketinin yüzde 2, iştiraklerin de net varlık değerinin yüzde 12 iskontolu olduğunu açıkladı.

Bununla birlikte 10 iştiraki Borsa İstanbul’da işlem gören Sabancı Holding’in iskonto oranı yüzde 30 civarında. Sabancı Holding Finans Bölüm Başkanı Barış Oran, Grubun portföyü daha şeffaf hale geldikçe bu durumun değişeceğini belirterek, bu çerçevede İngiliz Aviva ile ortak olunan Avivasa ile Enerjisa’nın yakın gelecekte halka açılacağını kaydetti.

İki grubunda ana işlerinin büyük bölümü halen halka açıksa da ve yakında yenileri gelecekse de bu bir dağılmanın habercisi olmayacaktır. Erste Grooup Research’ten Can Yurtcan’ın ifade ettiğine göre, Avrupa odaklı bazı yatırımcılar, halka açık şirketler arasından seçim yapmayı tercih ederken; global endeksleri takip edenler ise ana şirketin hisselerini tercih etmektedirler diyor. Bu Grupların büyüklüğü ve yayılımı düşünüldüğünde, Türkiye’den bir dilim almak için uygun bir yol olarak görünüyorlar.

Koç ve Sabancı ailesel birlikteliklerini koruyarak varlıklarını sürdürecekler. Yükselen fonları, mallarının satılması, iyi yönetişim standartlarının içselleştirilmesi ve istihdam yaratılmasıyla büyük bir güce sahip olan bu iki marka, gelişmekte olan ülke ekonomisi için hala büyük önem taşıyor. Ayrıca Türkiye’nin bu iki büyük ailesi markalarını kurdukları okullar, hastaneler, üniversiteler, müzeler ve kültür merkezleri ile desteklemektedirler.

Diğer yandan, her iki grubun Yönetim Kurulu Başkanları Güler Sabancı ve Mustafa Koç , yönettikleri grupları genel olarak siyasetin dışında tutmuşlardır. Geçen yıl İstanbul’daki protestolar sırasında bazı göstericilerin, Koç Grubunun oteline sığınması hükümetin tepkisi ile karşılandı.

O zamandan bu yana Tüpraş ve ve bazı Koç iştiraklerine vergi müfettişleri beklenmedik ziyaret oldu. Bunlardan biri olan , Tofaş’a 67,5 milyon lira ($ 30m) para cezası söz konusu oldu. 17 Ocak’ta ise Rekabet Kurulu Tüpraş’a, 412 milyon lira para cezası verileceğini açıkladı.”

Bazı genç Türk iş gruplarının aksine Koç ve Sabancı aileleri gazete ya da diğer haber medya organlarının sahibi olma cazibesine direndiler. Onlar da kamuya ait tesisler, almak üzerine çıkar çatışmaları ve yetkilileri ile dolu bir alan bina ya da işletme dışında tutmuş. Akıllı hükümetler geçmişte bu iki hanedanın kendilerine tehdit oluşturmadığını idrak ettiler ve işlerini yapsınlar diye rahat bıraktılar. İnşallah bu böyle devam edecektir.”

Haberin The Economist’deki orjinal metni için tıklayın