Dünyaya çeyrek kala… Dipnot Tablet’in gurmesi yazdı

Çarşamba, 23 Ocak 2013 09:19

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Tam dokuz aydır annemin karnında takılıyordum. Boyutlarım ufakken amniotik suyun içindeki hayat gayet keyifliydi. Ekmek elden, su gölden, annem nereye gitse, ne yese, içse bana da yol, su, elektrik olarak dönüyordu. Gezgin bir ailenin mensubu olarak dünyaya geleceğimi biliyordum. Lakin daha gözlerimi açmadan ver elini İtalya, Almanya, Alaçatı, Bodrum, Florida falan, doğrusu içeride bayağı sallandım. Fakat ne zaman ki biraz büyüdüm, plasentamın içi cüsseme küçük gelmeye başladı, kabıma sığmaz oldum. Hem zaten bayağı merak etmeye başlamıştım artık dışarıdaki dünyayı…Herkes doğacağım gün üzerine tahminler yürütüyor, hatta ciddi iddialar ortada dönüyordu ki şunlara bir fake atıp ilk karizmatik girişimi yaparak 3 Ocak 2013 tarihinde, öngörülen meşhur güne 10 kala sürpriz yapmaya karar verdim.

Annem ve babam her zamanki gibi gezme, yeme ve içme peşindelerdi. Bu arada hazır yeri gelmişken şu ‘içme’ mevzuunda annemi saygıyla selamlamak istiyorum. Çünkü benim mevcudiyetim karşısında en çok sevdiği içki kültüründen bir hayli uzak kalmak durumundaydı. Hatta laf aramızda sürecin belki de en zorlu bölümü annem için bu oldu. Öte yandan itiraf etmeliyim ki çok ender de olsa yaptığı şarap kaçamakları bana da pek hoş geldi! 3 Ocak tarihine dönecek olursak eğlenceli meşhur günün devamı şöyle tezahür etti; bizimkiler Coral Gables denilen bölgedeki ‘Miracle Mile’ adı verilen ve yan yana restoranların, Patagonya şarküterisinden, şarap butiklerine kadar birçok lezzet kaynağının bulunduğu caddede yürüyüş yapıyorlardı. Annem zevkten adeta kedinden geçmiş vaziyette fotoğraf çekip duruyordu. Öğle yemeğimizi yiyeceğimiz restoran da çoktan belirlenmişti; ‘ Angelique Euro Cafe’. Restorana doğru adım atarken annemi bir heyecan bastı. Tam anlayamadım nedenini; açlığın heyecanı mıydı? Yoksa hatrı sayılır bir süreden sonra nihayet şarap yudumlayacak olmanın heyecanı mı? Bir dakika, bir dakika, acaba, acaba ben mi yaratıyordum bu heyecanı?

Restoranda menü sunulduktan sonra annem iyice heyecanlandı; karar veremiyordu bir türlü ne tadacağına, herşey o kadar lezzetli gözüküyordu ki…Karar aşaması uzun süreceğe benziyordu, o yüzden ilk göz ağrısı ‘Escargot’ siparişi verildi! Bol tereyağının ve sarımsağın eşliğinde, kabuğundan çıkartılmış, eşsiz lezzetteki iri salyangozlar dünyevi tatlara karşı beni biraz daha coşturmuş olacak ki ani bir manevrayla artık amniotik sıvıda olmamam gerektiğine karar verdim ve suyu dışarı bastım! İşte bu noktada annemin gerçek bir gastronomi tutkunu olduğunu da kavramış bulunuyorum. Çünkü lavabodan dönen annem gayet cool bir şekilde deniz taraklı risotto ile provençal moules marinaire siparişi verdi ( aylardır midye yememesine karşın sanırım vakit geldiği için böylesi bir özgürlüğü de kendine layık görmüş olmalıydı… Ama o anın heyecanını dindiren ve derin nefesleri beraberinde getiren trio şüphesiz riesling, chardonnay ve chenin-blanc wine flight oldu. Açıkcası ben bile iyice havaya girdim. Tamam artık hazırım dünyaya, onca zaman, onca fedakarlık, onca sabır artık yerini güzel günlere bırakıyor….TUTMAYIN BENİ GELİYORUUUUUUUM…

Zeyno Gürses

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ