Diyarbakırlı Gençler Özgür Suriye Ordusu’nun Askeri mi Oluyor?

Cumartesi, 30 Mart 2013 17:34

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Ece Eliboloğlu Dipnot Tablet’in kapak konusu olan “Diyarbakırlı Gençler Özgür Suriye Ordusu’nun Askeri mi Oluyor?” başlık yazısında 7 Hanili gencin hikayesini kaleme aldı.

Diyarbakır’dan Hani’ye gitmek üzere yola çıkıyoruz. Hava güneşli, barışla birlikte bu topraklara bahar da gelmiş. Her yer yemyeşil… Biraz sonra birçok kez saldırıya uğrayıp şehit vermiş olan Lice Karakolu’nun önünden geçeceğiz. Boğazınızın düğüm düğüm olmaması içten bile değil… Neyse ki bahar geldi. Yaz güneşi tahminimizden de yakın….

Yaklaşık 1,5 saat yolculuğun ardından Hani’ye varıyoruz. Burası muhafazakar bir ilçe, Zaza’lar çoğunlukta. Kadınlar siyah çarşaf giymişler ve yüzlerinin tamamı da siyah şifon bir peçe ile kapalı. Çıplak ayaklı küçük çocukların her zamanki gibi dünya umurlarında değil, toz içinde güle oynaya koşturuyorlar. Bidik, tanıdık memleketimden insan manzaraları.

Hani’ye gelme nedenimiz bu kez ne Kürt sorunu, ne barış mesajları, ne de bölge sorunları. Tek bir hedefimiz var: Suriye’ye gidip aylarca Özgür Suriye Ordusu ile Esad’a karşı savaşıp dönen 7 Hanili genci bulmak.

Nokta atışı yapar gibi bir evin kapısını çalıyorum. Kapıyı kırmızı yanaklı, güleryüzlü çok güzel bir genç kız açıyor. Merhaba deyip istemeden de olsa kafamı içeri uzatıyorum. İşte bu! İçeride boynuna kadar uzamış sakalları ile oturan bir çocuk duruyor. Bir çayınızı içmeye geldik, diyorum. Bizim şehirlerde görmeye alışık olmadığımız bir şekilde, sorgusuz sualsiz bizleri evlerine davet ediyorlar. Tanrı misafirliği kavramı bu olsa gerek….

Özgür Suriye Ordusu’nun Hani’li Askerleri

Adının ne olduğunun hiç bir önemi yok… Henüz 21 yaşında… Annesinin söylediğine göre tek başına Diyarbakır’a bile gitmemiş olan bu genç bundan yaklaşık 8 ay önce hastaneye gidiyorum diyerek yola çıkıyor ve 6 ay boyunca da eve dönmüyor.

Son derece mahçup, utangaç bir genç… Ne sorarsam cevabı hep aynı “BİLMİYORUM”…

Annesi ile konuşuyorum. Oğlunu anlatıyor bana, oğlu da onu tebessümle izliyor.

Ortaokul mezunu, önceleri bir kuaförde çalışıyormuş. Sonrasında buradaki işinden ‘haramdır’ diyerek ayrılmış. Irak’a inşaatlarda çalışmaya göndermişler orada da çalışmamış.

Tekrar konuşmayacağını bildiğim halde ona dönüyorum. Hayallerin yok mu geleceğe dair, diyorum. Yine aynı cevabı alıyorum: “BİLMİYORUM”
Suriye’ye neden gittin peki, diyorum. Gitmedim, diyor. Ama annesi söze atılıyor. Yalan söylüyor, gitti, bizi 6 ay boyunca Suriye numarasından aradı, diyor. Orada Esad’a karşı Özgür Suriye Ordusu için savaştı diyorlar ama bize de anlatmıyor diyor. Söylediklerine göre kimseden para da almamışlar hatta babası oğluna her ay para yollamış.

Savaştın mı, diyorum. Bu sefer yine gitmediğini söylüyor. Gittin biliyorum bak, annen de söylüyor diyorum. Gülümsüyor.

Yaklaşık bir saat oturup konuşmaya, konuşturmaya çalışıyorum ama nafile…

Babasından aldığımız bilgilere göre ise oğlu daha önce bir tarikata, gruba bağlı olmayan kendi halinde bir gençti. Dinle tek ilgisi de babasıyla birlikte beş vakit namazını kılıp orucunu tutmaktı. Yaklaşık sekiz ay önce bir gün evden çıktı. Sonradan aynı ilçeden 7 arkadaşıyla birlikte Suriye’ye gittiklerini öğreniyorlar. Çok seyrek de olsa oradan arayıp savaşa katıldıklarını söylüyorlar.

Babanın söylediği çok önemli bir nokta var: ‘Benim oğlumun pasaportu yok. Cebinde beş kuruş para yok. Bu çocuk nasıl elini kolunu sallayarak geçiyor bu sınırı. Birileri bunları götürmese tek başlarına nasıl gidecekler? ‘

Gerçekten de önemli bir soru soruyor baba. ‘Bu gençler pasaportları, paraları olmadan nasıl Suriye sınırından geçiyorlar. Bu kadar kolay mı sınırdan geçmek? Hatırlarsanız  Sarai Siera cinayetinin zanlısı Laz Ziya da Suriye’ye gittim, savaştım demişti. Nasıl bir sınır var burda anlaşılması zor. Elini kolunu sallayan geçiyor anlaşılan…. Ki bu Hani’li gençler de gitmiş savaşmış ve dönmüşler. Hatta bir eksikle dönmüşler ne yazık ki….

Suriye’de Savaşta Ölen Hani’li Genç

Suriye’ye giden yedi Hanili gençten hayatını kaybeden gencin ailesinin evini bulmak için Hani’de dolaşmaya başlıyoruz. Kısa sürede ölen Mahmut Akyıldırım’ın ağabeyi Nihat Akyıldırım’ın bir bakkalda olduğunu öğreniyoruz ve gidip kendisinden kardeşi ile ilgili bilgi alıyoruz.

23 yaşındaki Mahmut Akyıldırım, lise mezunu. Çocukluğundan beri ilçedeki dini görevlilerden eğitim alarak büyümüş bir hafız. İslami yönü çok kuvvetli, zamanının büyük bir bölümünü Kur’an okuyarak geçiriyor. Lise’de okurken iki yıllığına Suriye’ye gitmiş ve Şam’da medrese eğitimi almış. 10 ay önce Mısır’a eğitim almaya gidiyorum diyerek evden çıkmış. 22 Ocak’ta ailesine bir telefon gelmiş, telefondaki Türkçe konuşan ses “Kardeşiniz Suriye’de şehit oldu, naaşını gelip alabilirsiniz” deyip telefonu kapmış.

Aile önce bu habere inanmamış. Ardından savcılığa gidiyor ve ölüm haberi verilen telefonun aramasının Diyarbakır’dan yapıldığı bilgisi kendilerine geçiyor. 3-4 gün ne yapacağını bilemeyen aile, Mahmut’un Nusret Cephesi bünyesinde Esad’a karşı savaştığını, naaşının da Halep’te muhacir mezarlığına gömüldüğünü öğreniyor.

Ancak aile ne yazık ki çocuklarının cenazelerini almaya gidemiyorlar. Zira bunun için maddi imkanları yeterli değil. Ancak o gün bu gündür Mahmut’un ailesinin evi cenaze evi. Taziyeler kabul ediliyor. Ağıtlar yakılıyor….

Biraz interneti karıştırdığınızda islami sitelerde Mahmut için yapılmış videolara rastlıyorsunuz. Videolarda üstüne basıla basıla Mahmut’un şehit olduğu söyleniyor.
Hani’de Suriye’ye savaşmaya giden diğer gençler ve aileleriyle de konuşmak için dolaşıyoruz. Ancak ne yazık ki bu gençleri konuşturmak pek mümkün değil. Hepsi ağız birliği etmişçesine konuşmuyorlar, bilgi vermiyorlar.

Ancak aileleri şimdilik çocuklarının geri dönmüş olmalarından memnun. Ama tekrar gitmelerinden ya da götürülmelerinden korkuyorlar. Zira hepsi de ailelerine ‘Allah için, cihat yolunda savaşmaya gittiklerini’ söylemişler. Ancak aileler çocuklarının tek başlarına bu kararı vermediklerinden eminler. Daha çok akıllarındaki soru ‘kim bizim çocuklarımızı Suriye’ye savaşmaya götürüyor?’.

Aslında bu endişelerinde haksız da sayılmazlar. Bu sorular sadece bu gençlerin ailelerinin değil bizim de aklımıza gelen sorular. Zira hiçbirinin ne pasaportu var ne parası. Sahip oldukları tek şey inançları.

Ece Eliboloğlu

Dipnot Tablet AppStore ve Google Play Market’te. Hem de ücretsiz…