Dipnot Tablet Sinema Yazarı’ndan En İyi 10 Fragman

Pazar, 17 Mart 2013 16:44

sinema-salonu

Dipnot Tablet Sinema Yazarı Ali Arıkan bu hafta sizler için tüm zamanların en iyi 10 fragmanını seçti.

Bundan bir iki ay önce Romantik Komedi 2: Ana Beni Eversene’nin fragmanını görme şerefine nail olduğumda müstehzi bir tweet yazdım: “Romantik Komedi 2′yi vizyona girdiği gün izleyeceğim. Çünkü fragmanına göre tüm zamanların en kotu filmlerinden olma potansiyeli çok yüksek.” Tabii ki ciddi değildim. Mick Jagger’ın da söylediği gibi, bir vahşi at sürüsü bile bana o filmi izletemez. Ama fragmanda bir şey ilgimi çekti.

Dandik Hollywood romantik komedilerinin fragmanlarının birebir kopyasıydı. Filmi izlemediğim için tam olarak yorum yapamayacağım ama görünen köy de kılavuz istemiyor ne de olsa: fragman, büyük ihtimalle filmin kendisi gibi pespaye ve özentiydi. Fakat ondan da öte, pazarlama açısından tehlikesiz bir yol izliyordu. Belli ki yapımcılar filmi kimin izleyeceğini biliyorlardı (mesela iyi zevkten bihaber sinema seyircisi). Aynı zamanda kimin izlemeyeceğini de biliyorlardı (mesela ben). Bu sebepten dolayı da fragmanda olanı farklı gösterme veya yeni seyirci kazanma gibi bir yola girmemişlerdi. Sinem Kobal’ın sarhoş taklidinin ilk filmin sadık seyircisini ikinci filme çekmek için de yeteceğinden eminlerdi, zahir. Böyle filme, böyle fragman.

Tabii fragmanlara sadece sıkıcı bir pazarlama aracı gözüyle bakmamak lazım. Modern sinema anlayışında sanat ve ticaret ne de olsa kol kola gidiyor. Bir filmin pazarlanması için kullanılan iki temel araç olan poster ve fragmanlar da pek tabii hem asıl işlerini yapıp hem de sanatsal öğeler taşıyabilir. Daha da öteye gideyim, sanat olabilirler. Mesela Saul Bass’in Vertigo (1958) ve Anatomy of a Murder (1959) için tasarladığı posterler şüphesiz birer sanat şaheseridir. Fragmanlar için de aynı bakış açısı geçerli. Şimdi fragmanın bir işi var ki o da reklamını yaptığı filmi seyirciye satmak. Buraya kadar tamam. Peki bunu başarmak için nasıl bir yol izleyebilir? Daha doğrusu iyi fragmanları kötü fragmanlardan ayıran nedir?

Her şeyden önce fragman, filmin çok kısa bir özetidir. Bu konusal, anlatısal veya tematik olabilir: bazen hepsini de içerir ama eninde sonunda fragman bir özettir. Bu sebepten dolayı da bir fragman, pazarlamasını yaptığı filmi iyi temsil etmelidir. Yani dürüst olmalıdır. Bu fragmanın temel prensibidir ve tabii ki bu prensibin tersini yapıp izleyiciye sürpriz yapmak da bir yaklaşım yoludur ama bu çeşit post-modern bakış açıları artık biraz fazla 90’lar kokuyor. İzleyiciyi kandırmak o kadar basit değil artık ve o salak olmayan seyirci yalandan hoşlanmıyor.

Peki özeti neyin oluşturması gerekir? Burada kullanılması gereken filmin hem en göz alıcı (görsel anlamda da olabilir anlatısal da) hem de en akılda kalacak sahnelerinden yapılması gereken derlemeler olacaktır. Yani filmin daha adını sanını duymamış seyircide iki buçuk dakika sonunda bşr beklenti yaratması gerekir. Böyle bir beklentiyi yaratmak için de sadece en çarpıcı sahnelerden ilkokul kolajı gibi kes yapıştır bir iş çıkarsa, fragmanın bir espirisi kalmaz.

İşte burada önemli bir faktörle daha karşılaşıyoruz ki o da fragmanın ritimi. Herkesin de bildiği gibi hikayeler giriş, gelişme ve sonuçtan oluşurlar. Aynı şekilde her filmin de bir girişi, gelişmesi ve sonucu vardır. Filmle fragmanın arasındaki en önemli fark da burada zaten: Giriş, gelişme, sonuç üçlüsü bir filmde illa bu Eski Yunan’dan berigelen sırasına uymak zorunda değildir ve pek çok kez uymaz da (mesela Pulp Fiction). Fakat iyi bir fragman, her zaman ve her zaman giriş-gelişme-sonuç dizisini o sırada uygulamalıdır. Tersi bir hareket, eşyanın mantığına aykırı olur.

İyi bir fragmanın giriş-gelişme-sonuç troykasını gerçekleştirme sırası değişmez olsa da, yönteminde çeşitli farklar olabilir. Burada önemli olan fragmanın yapısıyla filmin yapısının iki farklı şey olmasıdır. Aynı şekilde filmin anlattığı hikayeyle fragmanın hikayesi de farklıdır. Biraz önce de belirttiğim gibi iyi bir fragman, filmin hissiyatını ima eden bir özet olmalıdır. Zaten bu sebepten dolayı da filmin montajını yapan editörle fragmanın montajını yapan genelde farklıdır (ve de farklı olmalıdır). Terzi kendi söküğünü dikemez derler ya, editör de kendisinin kestiğini bir daha kesemez.
Bir fragmanda filmin tamamından da alıntı yapılabilir, sadece tek bir sahneden de. Veya filmde hiç olmayan bir yapım bile olabilir fragman. Önemli olan fragmanın kendi ritmini yakalaması, filmi özetlemesi ve ilgi çekmesidir. Buralarda da fragmanların kullanabileceği pek çok araç vardır.

Bunların belki de en önemlisi müziktir. Müzikle seyirci manipüle edilebilir, ilgileri farklı yönlere çekilebilir, onlarla oyun oynanabilir. Aynı şekilde, bir fragmanın havası dış sesle kontrol edilebilir. Yine yönlendirmeyle fragmandaki anlatı filmdekinden ayrı tutulabilir ama ikisinin ortak ruhu izleyiciye sunulmuş olur.

Burada unutulmaması gereken fragmanların kendi mantıklarının olmasıdır. Bu mantık aslında iki amaca hizmet eder: hem kendini izlettirir, hem de parçası olduğu filmi izlemeye teşvik eder. İkisinin arasındaki ilgi köprüsünü de iyi bir fragman gerekenden fazlasını göstermeyerek veya söylemeyerek başarır. İyi bir fragman, seyirciyi uyarır; seyirciyi baştan çıkartır; seyirciyi kışkırtır. Bunu da kendinden daha büyük bir gaye için yani filmi için yapar. Çünkü iyi bir fragman, filmini izlettirmekle kalmaz, kendinden konuşturur.

Teoriden bu kadar bahsettikten sonra, on tane iyi fragman örneği vermeden de olmaz. Aklıma geldikleri sırayla listeliyorum; sadece bir numaradakini özellikle oraya koydum. Çünkü tüm zamanların en iyi fragmanıdır.

Psycho:

The Texas Chain SawMassacre:

Star Wars Episode I: The Phantom Menace:

Magnolia:

South Park: Bigger, Longer and Uncut:

The Blair Witch Project:

Comedian:

Point Blank:

The Shining:

She’s Gotta Have It:

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ

Tags