Dipnot Tablet özel haberi! Hanefi Avcı’dan mektup var: Yolsuzluk operasyonu nasıl yapılır?

Pazartesi, 10 Şubat 2014 12:14

Cezaevinde yapılan söyleşilerde kayıt cihazı, kamera vb. bulundurmak mümkün olmadığından, alınan notlar genellikle kısa oluyor. Ve açıklamasının bir kısmı yargıya intikal etmediği zaman eksiklikten kaynaklanıyor asıl anlatmak istediğimizi tam anlaşılamıyor.

Operasyonlarda diğer makamlara bilgi verme konusu açısından açıklamak gerekir ise; Benim belirtmek istediğim husus şu: Normal hallerde polis bir çalışma yürütüyorsa bu çalışmayla ilgili olarak hem bu kamuda ki tamim, genelge, yönetmelik gibi düzenleyici işlemler gereği hem kullandıkları teknik sistemler ve diğer imkanların kullanımı hem de soruşturmayla ilgili diğer birimlerden yardım alması, koordine sağlanması aynı zamanda benzeri operasyonel çalışma yapan birim il ve merkezi yapılarla yardımlaşmalı, karşı karşıya gelmemek açısından kendi ilindeki emniyet müdürü de merkeze bilgi vermek mecburiyetindedir ve verir. Daha operasyon başlarken ve operasyonun her gelişmesinden bu birimlere bilgi verilir.

Örneğin, “bir örgüt hakkında çalışma yapıyor mu veya bir ihaleye fesat olayıyla ilgili ihlal var mı” soruşturuyorsunuz. İşe yeni başlarken soruşturmanın nereye uzanacağını, kimleri kapsayacağını bilemiyorum. Tahmin etseniz de delile göre hareket ettiğinizden çalışmaya başlarken makul zorunlu bilgi verilecek. Makamlara bilgi verirsiniz, zaten yapacağım dinleme, izleme işlemleri (Ankara daire başkanlıkları) üzerinde yaptığımızdan bilgileri olur. Ayrıca çalışma plan programımızı merkeze aktarmak ve teknik koordine desteği aldığım merkeze bilgi aktarma mecburiyetimde var.

Aynı konuda başka ilin veya merkezi birimlerin çalışması varsa koordine edilmesi gerekir, yoksa birbirine zarar verir.

Ancak soruşturma ilerlerken olayın içine sizinle ilişkide olan veya soruşturmada bilgisi olacak birim, görevli ve girerse – onlar da bu çalışmanın hedefi, şüphelisi olma ihtimali varsa – elbette yine belli makamların bilgisi ile o birime, kişiye bilgi verilmez veya bilgi (özet-kısa) verilir. Ancak soruşturmaya daha ilk başlandığında nereye, kimlere ulaşılacağı belli olmadan bilgi saklamıyorsa orada bir gariplik var demektir, iyi niyet yoktur denir ve bu çalışma soruşturma iyi niyetli kabul edilemez.

Temel hukuk prensibi “Hukuk düzeni kötü niyeti korumaz.”

7 Şubat operasyonunu yapanlar, 17 Aralık operasyonunu yapanlar işe başladıklarında operasyonun nereye gideceğini, nelere uyanacağını bilmiyorlardı. Çalışma oldu elde edilen bilgilere göre bir istikamete yöneleceklerdi ama onlar başta herkese bilgi vermeyerek kendilerince hedefi belirtmemişlerdi. Kimlerin bu işe ne şekilde dahil olacaklarını dahil etmişlerdi gibi gözüküyor ve bu şekil çalışma bilinen çalışma usullerine aykırıdır.

Belirttiğim benim katkım olan enerji operasyonunda başlangıçta Enerji Bakanlığı TPAO ihalelerine fesat karıştırılacağı bilgisiyle işe başladığım zaman kendi üstüm Emniyet Genel Müdürüm’e bilgi verdim. Destek olacağım soruşturmalardaki iddialarla ilgili bilgi alacağım, işbirliği yapacağım, diye. Enerji Bakanı’na bilgi verdim. İlerleyen zamanda bazı yöneticilerin işin içine girdiğini gördüğümde o birimlerle koordine etmedim veya sınırlı seviyede operasyon yapıldı, kamu görevlileri de ,siyasi kişiler de olayda kusurları oranında dosyada yerini aldı. Ben bundan dolayı hain v.s. gibi ithamlara uğradım ama kimsede kötü niyetlisin demedi.

Şimdi 7 şubat operasyonunu düşünelim bırakalım emniyet müdürünü valiyi, il savcısının haberi yok, başsavcı vekilinin haberi yok, merkezin haberi yok ve bence daha önemlisi merkezde olanlar da saklamış kimseye bilgi vermemiş. O zaman sormak lazım, her olayda bilgi veriliyor da bu defa niye verilmedi? Her çalışma üst makamlara aktarılırken bu kadar önemli bir olay bu defa niye aktarılmadı. Ayrıca bu devlette yalnız bu tahkikatı yapanlar mı dürüst ve güvenilir?

Bilgi verilecek makamlardaki insanlarda aksi şüphe oluncaya kadar güvenilirdir.

İl savcısı bunca yıl çok çalışmayı yürütmüş destek vermiş, şimdi niye bilgi saklamış. Ayrıca emniyet ve asayişinden sorumlu makamlar vardır ve bilgi verme mecburiyeti vardır.

Hukuken haklı olanları hiçbir makam durduramaz, geçmişte kendi müdür ve amirinin tutuklanmasıyla neticelenen tahkikatlar yapan komiser yardımcısı v.s. çok görülmüştür. Haklı olmak,iyi niyetli olmak yeterlidir.

Benim açıklamalarımda anlattığım, tüm soruşturmalara daha başlarken hukuken ve teknik olarak ilgili makamlara bilgi vermek usuldendir ve işlerin yürütülmesi için gereklidir. İşleri kolaylaştırır, koordine eder, ancak başlangıçta bilgi saklamak başta niyetin ne olduğunu ondan dolayı bilgi vermediğimizi ortaya koyardı ki, bu da iyi niyetli olunmadığını gösterir.

Astlar tüm çalışmalarının ve başarılarının üstlerince bilinmesini isterler çünkü terfiyi, tayini size verilecek her şeyi üstleriniz verecektir. Onun için üstlerince bilinmesini isterler ve her çalışmayı anlatırlar. Ayrıca görevle ilgili her işlemde o birimlerin uzmanlığından faydalanma, destek alma v.s. içinde üstlerin destek ve koordinesine ihtiyaç vardır. Bulunan delili laboratuara inceletmek, başka ilden bilgi almak, teknik cihazı izlemek v.s. her şeyi isterken üstün yazısıyla yazılır. Her şey böyle yapılır, her işlem böyle yürütülürken bazı işlemleri bu usule uymadan farklı yapıyorlarsa, bu farklı yürütmenin iyi niyetli sebebi yok. Sorgulamayı yapanın niyetini sorgulamak gerekir.

Daha vahimi, diğer birimlerle dayanışma, bilgi alma v.s. üstlerden habersiz. Devlet sistemine uymayan yatay ilişki geliştirerek bağlı olduğumuz ciddiyet duyduğumuz grup, cemaat v.s. dolayısıyla diğer birimdeki kişilerle bu özel aidiyet bağ dolayısıyla veya teşkilat dışı o bağ üzerinde yaşıyorsanız bu felakettir.

Kitabımda da kısaca 522 no’lu sayfalarda belirttiğim birimler birbirinden bilinen klasik sistemde bilgi almaları gerekirken son zamanda resmi yazışma usulü kullanmadan bilgi alındığı görülüyordu. Tüm bunlar soruşturma ve emniyet cephelerinde usule uygun olmayan daha başlarken belli bir hesapla çalışıldığının, ondan dolayı bilgilerin saklandığını, gizlendiğini bununda iyi niyetle değil özel hesapla yapıldığını gösterdiğini anlattım. Ama her anlattığımız haberlere intikal etmediği için daha kısa özlü anlatmaya çalıştım. Bunun için kısaltmalar yapılırken benim söylediğim, iyi niyetli usule uygun bir şekilde soruşturma ve araştırmanın yapılmasıdır. İlgili mevzuatın tamim v.s. gibi düzenleyici işlemlere uyulmadan yapılması, her olayda bilgi verilmesi gereken yerlere bilgi verilmemesi, daha işe başlarken olayın nerelere gideceğini bilmediğinden en azından başlangıçta bilgi verilmesi gerekirken verilmemesini iyi niyetli bulmadığımı belirttim.

Ben hep aynı yerdeyim, hükümet belli çevreler benim bulunduğum yere geldi. Ben devlet içinde cemaat adına hareket edilmesine mani olun dedim, bunu ülkem adına istiyordum. Hükümet benim fikrime geldi, yani ben onları değil onlar beni destekler hale geldiler. Ayrıca herhangi bir tarafın adamı, hizmet edeni olmak istemem ama cemaatin cemaat olarak varlığını faydalı bile bulurum. Ama devlet içerisindeki varlığı ve cemaatin yargı ile örgütlülüğüne karşı olduğum için bu güne kadar özel yetkili mahkemelerde bu yapının yaptıklarını gören, yaşayan biri olarak şahsımdan öte bu ülke ve ülkede yaşayan, yaşayacak herkes için çok tehlikeli demektir. Devletin sistemini hukukunu bozarak yaşanılmaz hale geleceğini bildiğimden herkesin bu olayda hükümete destek vermesi kanaatindeyim. Bu olayda hükümete destek verilmesini istemek ve destek vermek demek, varsa rüşvet ve yolsuzluğu hoş görmek, onu görmemek değildir. İkisine de karşı olmak mümkün, ikisini de soruşturmak mümkün. Ancak kötü niyetli hizmet etmemek gerekir.

Yazacak çok şey var ama bunu mektupla v.s. ile aktarmak oldukça zor. Bugün çok şeyin birbirine karıştığı gelişmeleri yorumlamak değil, izlemek bile zor olduğu her şeyin çok hızlı geliştiği bir ortamda yanlış anlaşılmaması açısından uzun yazamıyorum.

Hukuki durumuma gelince, hakkımda verilen cezaların ne hukuki, ne akli bir temeli yok. Adil bir yargıda ilk bakan tüm iddiaların boş olduğunu görür, dosyayı incelemeye bile fazla gerek yok. Verilen kararın kendisinde tüm anormallikler belli ama maalesef yedi ay oldu. Dosya incelemek için Yargıtay da bekliyor, dava açtım. Anayasa mahkemesinde bekliyor. İkisinden biri dosyaya baksa zaten her şey açık ama maalesef Türkiye’de hukukun sorunları o kadar çok ki.

Hanefi Avcı

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ İNDİRMEK İÇİN