DİPNOT AKADEMİ AÇILIYOR!

Perşembe, 13 Eylül 2012 14:48

Dipnot Tablet’in Başyazarı Cüneyt Özdemir bu haftaki yazısında yakın zamanda başlayacak olan Dipnot Akademi’yi kaleme aldı.

İşte Özdemir’in o yazısı;

Ünlü İngiliz düşünür Alain de Botton Londra’da bir akademi açmış hayat üzerine dersler veriyor. Ama ne dersler… Mesela kalabalık bir ortamda nasıl sosyalleşilir?

Ya da ‘sıkıcı bir insan olmaktan nasıl kurtulunur?’ Hatta ‘ilişkilerde küsünce nasıl barışılır?’

Bu tür konuları bize okulda öğretmiyorlar. Hayat okulunda çatır çatır acı çekerek öğrenebiliyoruz. Oysa onca matematik, fen ve coğrafya dersinin yanında böyle bir kaç ders olsa ne kadar iyi olurdu değil mi?

Bizim ceberrut bir eğitim anlayışımız var. Genelde ezbere dayanan sınavlarla sınanan, ödevlerle taçlandırılan ve ne okursak okuyalım hangi sınıfta olursak olalım gına getiren bir eğitim anlayışı bu…

Ezberle babam ezberle eğitim anlayışından sağ çıkmak , bir üniversiteye kapağı atmak da kolay değil. Üniversiteye kapağı attınız diyelim, bakalım doğru bölümde misiniz, ya da eğitim gerçekten sizin kafanızdan geçirdiğiniz gibi mi?

Son olarak bundan yıllar önce Radyo Televizyon master’ı için girdiğim bir üniversitenin ders programı arasında Radyo piyesini gördüğümde bunu düşünmüştüm. Radyo piyesi miyadını dolduralı 20 yıl olmuştu ancak okulun eğitim kadrosuna (artık nereden girdiyse) bir radyo piyesi uzmanı kalmıştı ve bu dersi zorunlu olarak master öğrencilerine okutmakta kararlıydı.

Nereden baksanız tiyatro!

Eğitimin aslında hayatımızı kolaylaştırmak için verilen derslerden oluştuğunu trigonometriye kafası basmayan bir öğrenciye anlatmak kolay değil. Şu günlerde bu kadar zorlanmasak da milletçe çocukların okul yaşını tartışıyoruz.

Açev’in güzel bir sloganı vardı. ‘7 çok geç!’ diyorlardı. Haksız da sayılmazlar bizim 66 aylıklar okula gitmeli mi gitmemeli mi meselesini tartıştığımız şu günlerde dünyada eğitim yaşı oldukça aşağıya çekilmiş durumda. Adamlar eğitime çok daha küçük yaşlardan başlıyorlar. Sistemi ona göre inşa etmişler, geliştiriyorlar.

Bizde ise önce karar alınıp uygulanmaya başlanıyor sonra sistem kuruluyor. Bu yüzden 66 aylık çocuklar tuvalete gittiklerinde lavaboya uzanamıyorlar, pisuar yerine çişlerini altlarına yapabiliyorlar.

Konuyu dağıttığımın farkındayım.

Bu sayı biraz böyle dağınık bir konuyu iki açıdan yaklaşarak toparlamaya çalıştık.

Bir yanda 66 aylıkların ilk eğitim heyecanlarını diğer yanda ise üniversite mezunlarının Yaşam Boyu Eğitim süreçlerini ve yaşadıklarını araştırdık. Özellikle Yaşam Boyu Eğitim kapsamında Dipnot Akademi’nin kurslarına dikkatinizi çekmek isterim. Yakın bir zamanda başlayacak bu kurslara ben de katılacağım. Eğitimin nasıl renkli ve farklı bir şey olabileceğini göreceksiniz.

Hayatınızdan sıkılıyorsanız üşenmeyin ve kaçırmayın derim.

Unutmayın eğitim şart!

İyi haftalar