Diplomasinin Gölgesinde Kalan Şehir: Brüksel

Perşembe, 31 Temmuz 2014 10:12

Serdar Dinler ”Diplomasinin Gölgesinde Kalan Şehir: Brüksel’i” gezdi ve bütün detayları, nelere gidilmesini gerektiğini Dipnot Tablet için yazdı.

 

Diplomasinin Gölgesinde Kalan Şehir: Brüksel

Brüksel birçok kişinin sıkıcı bir şehir olarak gördüğü ve sevemediği bir Avrupa şehri olmasına karşın benim Avrupa’daki en sevdiğim şehirdir. Bana çok kolay ve keyifli bir şehir olarak geliyor. Alışveriş, yemek, binin üzerinde bira çeşidi ve harika şarapları ile bence keyif alınabilecek bir şehir.

Brüksel’e hemen her ay iş sebebiyle seyahat ederim, her seferinde de değişik yerlerde yemek yiyerek değişik tatların peşinde koşarım. Bu seferde sizler için daha önce hiç denemediğim bir restoran seçtim. Quai Briquest sokakta yan yana dizilmiş onlarcasını bulabilirsiniz. L’Huitriere Restoran bu sokakta bulunan ve 1937 yılında yapılmış olan eski tipik bir Belçika evinde hizmet veriyor. Bu bina yapıldığı ilk yıllarda Belçikalı soyluların oturduğu binaymış, sonraları sokak balık hali olmuş ve sokakta oturan soylular teker teker semtten ayrılmış ve boşalan binalar deniz ürünleri restoranı olmaya başlamış. İşte L’Huitriere restoranın da böyle bir hikâyesi var. Sokakta ilk restoran olan binalardan olduğunu söylüyor restoranın şefi. Hatta restoranın hizmete başlama tarihinin 1940’ların ilk yarısında olduğundan bahsetti.

Evet, restoranın bulunduğu bina 1937 yılında yapılmış tipik bir Belçika binası. İçinin dekoru da çok farklı, duvarlarda balıkçı hikayelerini anlatan yağlı boya resimler bulunmakta ve yemeğinizin tadını çıkartırken her resimden kendinize göre bir hikaye üretebilirsiniz. Benim hikayem şöyle; sabahın erken saatlerinde balığa gidip sonrasında halde bütün tuttuğu balıkları satan ve sevdiğinin yanına koşup bir kadeh şarap eşliğinde geleceklerinin hayalini kuran iki sevgili şartlar ne olursa olsun geleceğe umut ile bakmalıyız diyordu resimde.

Gelelim yemeklerine; dediğim gibi restoran deniz ürünleri satıyor ancak her ihtimale karşın menüde tek kalem biftek de bulunuyor. Çok zengin bir deniz ürünleri menüsü olan L’Huitriere restoranda bence yemeğe öncelikle istiridye ile başlamalısınız, altılı ve sekizli olarak servis edilen istiridyeler büyük ve mavi işlemelerle bezenmiş içi buz dolu tabak üzerinde servis ediliyor. İstiridye servis edildiğinde yanında bizim pasta çatalı olarak adlandırdığımız küçük çatal veriliyor, çatal ile istiridyeyi kabuğuna bağlayan bağı küçük bir hamle ile koparıp üzerine birkaç damla limon sıktıktan sonra hiç çiğnemenize bile gerek kalmadan yutabileceğiniz değişik bir lezzet. Birbirini dengeleyen iki tat alıyorsunuz ilk etapta; önce bir deniz suyu tadı ve onu dengeleyen istiridyenin yumuşak lezzeti.

İstiridyeden lezzet almak herkes için kolay olmayabilir. Farklı lezzetler alıştıkça ve alışmayı arzu ettikçe alınabilir. Baştan önyargı ile yaklaşıp istiridye yemeye kalkarsanız hiç tadını alamazsınız. Bu gibi durumlarda olan lezzet sahiplerine bir başka önerim olabilir; midye.

Bizde midye dolma ve midye tava var ama Belçika’da yemeği yapılıyor. İnce bir tava içine açık olarak dizilmiş midyelerin arasında domates sosu ve üzerine peynir konularak fırında hafif kızarmış ama bizim sote diyebileceğimiz bir şekilde hazırlanmış midye yemeği bizim ağız tadımıza uygun bir lezzet.

İstiridye veya midye başlangıç için tavsiye edebileceğim iki yemek. Bunların yanı sıra L’Huitriere’de balık çorbası, karides kroketve benzeri birçok başlangıç yemeği de bulmak mümkün.

Ana yemek olarak ise size hararetle ıstakoz öneririm. Hem ritüeli hem de lezzeti ile harikulade bir ana yemek olabilir. Yemesi zor değil, hemen alışır, biraz uğraşınca da inceliklerini yakalar ve keyif almaya başlarsınız etini kabuğundan ayırırken. Güzel bir lezzet ama daha önemlisi yerken takip edeceğiniz ritüelin vereceği keyif. Istakoz siparişi verdikten sonra masanızın servis şekli de değişiyor, ceviz kıracağına benzeri bir pense, anneannelerimizin kullandığı tığa benzer bir şiş ile öncelikle ne yapacağınızı ve nasıl kullanacağınızı düşünmeye başlıyorsunuz. Istakoz sofraya geldiğinde ise sanırım içgüdüsel olarak bu aletleri ve ellerinizi kendinizi rahat bıraktığınızda çok başarılı bir şekilde kullanacağınıza ve yemeğinizden zevk alacağınıza emin olabilirsiniz.

Tamamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play