Dijital Dönüşüm bir yolculuk, varış noktası değil…

Çarşamba, 27 Aralık 2017 16:04

Hazırlayan: Ergi Şener

“Dijital dönüşüm” (digital transformation) son zamanlarda oldukça sık karşılaştığımız ve duyduğumuz bir terim. 2017’de iş hayatında herkesin ve her şirketin dilinde “dijital dönüşüm” vardı; 2018 ve sonraki yıllarda da bu kavramın popülerliğinini koruyacağı tahmin gerektirmeyen bir gerçek. Son yıllarda önemi ve değeri çok daha fazla artmasına rağmen, dijital dönüşüm aslında 20 yıldan fazla bir süredir iş süreçlerini etkilemekte. Başlangıçta, internetin gelişimi ile geleneksel iş yapış şekilleri ve iş modelleri değişmeye zorlanırken, mobil ile değişim inanılmaz ve öngörülemez bir hız kazandı. IoT (Internet of Things – Nesnelerin Interneti) ile her nesnenin internete bağlanarak anlamlı veri üretmesi, AI (Artificial Intelligence – yapay zeka) ile insandan çok daha hızlı ve kapsamlı bir zekanın ticari kullanımlarının artması ile dijital dönüşüm bugün her işletmenin olmazsa olmazı haline geldi. Geçen zaman içerisinde dijital dönüşüm, genel bir “trend”den modern iş stratejisinin merkezi bir bileşeni haline gelmiş durumda.

Önemi ve etkisi bugün tartışmasız kabul görse de, dijital dönüşüm farklı şirketler için hala farklı şeyler ifade ediyor. Pek çok şirket, web sitelerini, mobil uygulamalarını güncelleyerek, birkaç yeni teknolojik cihaz satın alarak dijitalleştiklerini düşünüyorlar ve bunun da bir güzel PR’ını yapma yarışına girişiyorlar. Ancak, gerçekte dijital dönüşüm bu basitlikte gerçekleşmiyor. Tüm bu çabalar da işletmeler açısından “makyaj”ın ötesine geçemiyor ve rekabet yarışında önemli sorunlara yol açıyor… Bugün dijital dönüşüm süreci çok daha kapsamlı ve hayati…

Dijital dönüşümden bahsederken aklımıza sürekli teknoloji ve getirdiği yenilikler geliyor. Gerçekten de teknoloji, dijital dönüşüm sürecinin temel yapı taşlarından biri ve oldukça önemli bir katalizörü. Ancak, teknoloji tek başına sürecin kendisini oluşturmuyor. Günümüzün dijital dünyasında, yeni teknolojilerin, tüketiciler ile makaların ilişkilerini nasıl etkilediğini gözlemleyerek, bunları fırsatları çevirecek yetenekler geliştirmek önem kazanıyor. Ayrıca, dijital dönüşüm sürecini başarılı bir şekilde ilerletmek için, teknolojinin gücünü, değişimi benimseyen bir organizasyon kültürü ile biraraya getirmek gerekiyor.

Dijital dönüşüm hiç bitmiyor, çünkü teknoloji sürekli değişiyor ve şirketlerin bu değişikliklere yetişmek için sürekli adapte olmaları gerekiyor. Eğer, bir noktada durmaya başlarsanız, ne yazık ki başınız belaya girmeye başladı demek… Nokia, Blackberry, Kodak’ın dijital dönüşüm sürecinde başlarına gelenleri hiç unutmamak gerekiyor. Bu nedenle, dijital dönüşüm, hareketli bir hedef olarak, sürekli olarak gelişen, değişen ve güncellenmesi gereken bir strateji olarak düşünülmeli.

Dijital dönüşüm, günlük yaşantımız açısından da vazgeçilmez bir hal almış durumda; artık dijital dünyayı sürekli yanımızda, ceplerimizde taşıyoruz. Dijitalleşme ile tüm alışkanlıklarımız ve ritüellerimiz de değişiyor… Bu durum da işletmeler açısından pek çok fırsatı getirdiği gibi, tehditleri de beraberinde getirmekte. Dijital dönüşüm ile birlikte, “dijital yıkım” (digital disruption) diye bir kavram da hayatımıza girmiş oldu. Günümüzde dijital dönüşümün öncelikli önemi firmalar için rekabet avantajı ve yeni gelir kaynakları ortaya çıkarmakken; bundan daha büyük, hatta hayati önemi şirketlerin varoluş mücadelesine etkisi.. 2000 yılından bu yana, Fortune 500’de yer alan şirketlerin% 52′si ya iflas etti, ya satın alındı ya da varlığı sona erdi. Bu nedenle, bugün bu listede yer alan firmaların çoğunun geleceğe yönelik endişeleri artmakta. Son dönemlerde, bu endişeyi en iyi ifade eden firma yöneticilerinden biri Mercedes’in CEO’su. Otomotiv sektörü, dijital dönüşümün en çok etkilediği ve tehdit ettiği sektörlerin başında gelmekte. Mercedes CEO’suna göre de ilerleyen dönemde pek çok bilindik otomotiv markasının tarih olacağını göreceğiz. Yakın zamanda, Mercedes’in ana rakipleri diğer araba üreticileriylen, artık rekabette Tesla (kuşkusuz bir biçimde, açık ara öne geçmeyi başardı ve 2017’de en değerli otomotiv firması olmayı başardı), Google, Apple gibi teknoloji firmaları öne çıkmakta. Bu teknoloji devleri, önemli bir paradigma değişikliğini de beraberlerinde getirmekteler ve sektörü gerçek anlamda “disrupt” etmekteler. Geleneksel otomobil üreticilerinin amacı, “nasıl daha iyi bir araba yapabilirizken”, teknoloji firmaları “tekerlerin üzerinde giden bilgisayarlar” üretme amacı ile çalışmalarını sürdürmekteler. Bu doğrultuda, alışkın olduğumuz araba konsepti de bambaşka bir hal almakta ve “araba”nın tanımı da değişmekte.

Dijital yıkım, sadece otomotivi değil, farklı sektörleri de etkileyecek. Dijital dönüşüm sadece geleneksel otomobil üreticilerini değil, sigorta şirketlerini de etkileyecek, çünkü dijitalleşme ile araçların kendiliğinden ve birbirleri ile bağlantılı hale gelmesi ve sürücüsüz araçların, trafikte insanlara kıyasla (hatta kıyaslanmayacak derecede) çok daha dikkatli seyir halinde olmaları, kazaları ciddi miktarda azaltacak. Bu nedenle, araba sigortalarının önemli derecede ucuzlayacağı beklentisi, sigorta şirketleri adına da tehlike çanlarının çalmasına neden olmakta.

Dönüşüm iş modellerinin de farklılaşmasına ve yeni iş modellerin oluşmasına da sebep oluyor. Tesla’nın gerçekleştirdiği son açıklamalardan biri, yeni Tesla’larda (eskilerin bir kısmında da yazılım güncellemesi ile) devreye girecek olan sürücüsüz araç özelliği ile araç sahipleri uyudukları zamanlarda, araçlarını kiralayabilecekler ve uyudukları zamanlarda bile bu sayede para kazanabilecekler…

Dijital dönüşüm ile birlikte etkilenen sektörler, hayatımıza girmeye başlayan yeni uygulama alanları, başarılı dijitalleşme örnekleri ve dijital dönüşümün mesleklere olan etkisini bir sonraki yazımda incelemeye devam edeceğim.

Geçtiğimiz hafta GYİAD’ın düzenlediği, Avrasya İş Süreçleri Konferansı’nda, dijital dönüşüme yönelik gerçekleştirdiğim konuşmaya da alttaki linkten ulaşabilirsiniz.