Devlet Şefkati: 45 YIL HAPİS CEZASI

Çarşamba, 11 Haziran 2014 09:32

Bugünlerde Diyarbakır’da görmeye alışık olmadığımız iki eylem devam ediyor. Bir yanda devletin “şefkatli eli”nin uzanması ile tanıdığımız Hasan Salık’ın 45 yıl ceza almasını protesto eden Salık ailesi adliye önünde oturma eylemi yaparken, diğer yanda basında “çocukları dağa kaçırılan anneler” şeklinde haberlere konu olan ancak kendilerinin bu söylemi reddeden ve “çocukları dağda olan anneler” şeklinde düzeltilmesini isteyen aileler Salık ailesinin 40 metre ilerisindeki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde oturma eylemindeler.

1.5 yıldır diyalog süreci ve çatışmasızlık ortamı sürüyor ama son günlerde siyasetin dili gittikçe sertleşiyor. Bu sertleşme tedirginlik ve sürecin bitebileceğine dair şüpheleri de beraberinde getiriyor. Yakın dönemde yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimleri ya da bizim öngöremeyeceğimiz başka hesaplar nedeniyle aileler üzerinden bir polemik aldı başını gidiyor. Bu nedenle sorunun asıl tarafı olan Salık ailesi, çocukları dağda olan aileler ve diğer muhatap BDP Diyarbakır İl yönetiminin değerlendirmeleri ve taleplerini kamuoyu ile paylaşmakta farz oluyor. İlk olarak Hasan Salık’ın anne ve babası ile görüşüyoruz. Hasan Salık hatırlayacaksınız 2011 yılında 15 yaşında iken Bingöl’de bir operasyonda yakalanmış ve üşüdüğü için bir askerin parkasını verdiği görüntü ile gündeme gelmişti.

Hasan Salık’ın yakalanması ve mahkeme sürecini anlatır mısınız?

Mehmet Salık(Hasan Salık’ın Babası): Benim çocuğum 2011 yılında kayboldu. 6 ay bulamadım. 6 ayın sonunda bana askerden bir telefon geldi. Bingöl Karlıova’da senin çocuğunu yakaladık haberin olsun elimizdedir dediler, biz dağda olduğunu bilmiyorduk. Telefon aldığımız günün sabahı avukatlarla Bingöl’e gittik. Oğlum ellerindeydi, soruşturdular ve en son cezaevine attılar. Sonrasında mahkeme süreci başladı. Bu arada bir iki gün sonra olay televizyona düştü. Askeriye yakaladığında hava soğuk olduğu için parka giydirmişti. Başbakan birkaç sefer bahsetti oğlumdan. PKK’nin götürdüğü çocuğa yakalayınca asker şefkat gösterdi, parkasını giydirdi diyerek. Gerçekten de öyleydi, bizde öyle gördük. Ondan sonra umutlandık, inşallah kısa bir sürede bırakılır diye düşündük. Çocuktur zaten dedik bu umutla bekledik. Mahkeme devam etti. Her duruşmada avukatlar bırakılır diyordu. Son mahkemeye kadar umutla bekledik. Son mahkemede annesi ve abisiyle oğlumu almaya gittik. Hasan Çocuk Mahkemesinde değil Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıyordu. Mahkeme çocuğun ifadesini aldıktan sonra ara verdi. Aradan sonra içeri bir girdik ve mahkeme ceza yağdırdı. Biz şok olduk üst üste ceza bindirdikleri için ne kadar ceza aldığını anlayamadık avukata sorduk. Avukat hesapladı 75 yıl cezaya çarptırıldı ama yaşı küçük olduğu için 45 yıla indirildi dedi.

Sonra bu eylem başladı. (çocukları dağda olan ailelerin belediye binası önündeki oturma eylemini kastediyor) dağa çıkan çocukların mı, dağa kaçırılan çocukların aileleri mi? Herkes kendine göre bir şey söylüyor. Aileler oturma eylemine başladılar. Dedim bende mağdurum, Başbakan devlet şefkatinden bahsederken çocuğum çok ağır bir ceza aldı. Buradaki aileleri görünce bende derdimi duyurmak için eylem yapmaya karar verdim. Başbakan paralel devletten bahsediyor. Başbakanın oğlumun aldığı cezadan haberi yok mudur acaba? Bu karar başbakanı zora sokmak için paralel devlet tarafından mı verildi? Bundan dolayı biz ailecek karar verip 01 Haziran’da oturma eylemine başladık. Ayın 18’inde Yargıtay son kararını verecek.

İndirmenizi istedikleri pankartta ne yazıyordu?

“Askerin şefkat gösterdiği çocuğa devlet 45 yıl ceza verdi” “Sayın Başbakan bahsettiğiniz şefkat nerede?” ve “Hasan için adalet istiyoruz” yazıyordu.

Eyleme ne kadar devam edeceksiniz?

Mehmet S: Ayın 18’ine Yargıtay karar verene kadar eyleme devam edeceğiz. Henüz karar vermedik ama 18’ine yakın Ankara’ya gelip oturma eylemi yapmayı düşünüyorum.

 

ÇOCUKLARI DAĞDA OLAN AİLELER NE DİYOR?

Erhan Eren eyleme devam eden ailelerin sözcüsü. Eylemdeki ailelerin taleplerini ve değerlendirmesini öğrenmek üzere Erhan ile konuşuyoruz.

Erhan Eren: Ana akım medyada müthiş bir manipülasyon söz konusu. “Çocuklar dağa kaçırılıyor” şeklinde haberler yapılıyor. Evet başlangıçta 15 yaşındaki çocukların dağa kaçırılmasını protesto etmek için 23 Nisan’da bir eylem yaptık ama buradaki eylem üç yıldır çocuğunu görmeyen, Kandil’e gidip de çocuğunu göremeyen annelerin PKK’ya isyanıdır. Çocuk olsun genç olsun fark etmez, biz çocuklarımızı istiyoruz.

Manipüle ediliyor dediğiniz konu nedir?

Erhan: Basın” çocukları dağa kaçırılan anneler” şeklinde haber yapıyor. Biz haberin bu şekilde geçmesini istemiyoruz.

Siz nasıl tanımlanmasını istersiniz?

Çocuklarını dağda yitirmek istemeyen anneler. Çocuklarının ne dağda ne askerde öldürülmesine göz yummayan anneler. Yani artık çocuklarının dağlarda değil de; okullarda, üniversitelerde sanat yapsınlar resim yapsınlar işlerine baksınlar diyen 30 yıldır ilk defa PKK’ya karşı duran yürekli anneler densin.

PKK ve devletten talepleriniz nelerdir?

Erhan Eren: Öncelikle PKK’dan talebimiz şu: 1.5 yıldır çatışmasızlık süreci var, bu dönemde ölümler olmadı. Bu bir buçuk yılda 1990’lı yıllardan çok daha fazlası insanı neden çocuk demeden, genç demeden dağlara gönderdiler? Biz buna karşı çıkıyoruz. Bunu sadece karakol yapımına dayandırmak bizi ikna etmiyor. Devletten de talebimiz şudur; devlet bir buçuk yıldır barış sürecinde geri dönüşlerle ilgili yasal zemini neden oluşturmadı? Sorunun çözümü noktasında daha ciddi adımlar bekliyoruz.

 

Hazırlayan: Ali Mendillioğlu

Dipnot Tablet dopdolu ve yepyeni sayısı ile yayında. Yazının tamamı için:

 

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

Get-it-on-Google-Play