Demir Lady’nin cenazesinde Dipnot protestocular arasındaydı!

Cumartesi, 20 Nisan 2013 11:43

İngiltere’nin Demir Lady’si Margaret Thatcher’in cenaze töreni günlerdir İngiliz medyasında tartışlıyordu. Yaklaşık 10 milyon sterlin tutacağı tahmin edilen cenaze törenin, bu dev masrafı ve protestoların yaratacağı güvenlik sorunu İngiltere’nin neredeyse tek gündem maddesi haline gelmişti. Durum böyle olunca da halk davul gibi gerilmişti. 17 Nisan sabahı işte bu çok tatismalı kadının, çok tartışmalı cenazesine doğru, büyük olaylar çıkacağını düşünerek yola çıktım. Geceyi çok sevdiği parlamentosunda geçiren Thatcher’in nasi, sabah saatlerinde St Clement Danes kilisesine getirilmişti. Beyaz çiçeklerle süslenmiş ve Union Jack, yani Birleşik Krallık bayrağına sarılmış olan tabut, buradan top arabasının üstüne yerleştirilip The Strand caddesi üzerinden cenaze alayı ile yavaş yavaş St Paul’s katedraline doğru yola çıktı. İki tarafı da muhteşem binalarla sıralanmış Strand boyunca kaldırımda saygı duruşunda bulunan binlerce İngiliz, tabut önlerinden geçerken alkışladılar, kimisi tabuta çiçek attı.

Müthiş bir saygı ve sükunet içindeki halkın önünden geçerek, hafif puslu ve karanlık, ama aynı zamanda ılık bir Nisan sabahı son yolculuğuna çıkan Margaret Thatcher’in İngiltere’nin en tartışmalı liderlerinden biri olduğunu, cenaze töreninde de görmek mümkündü. İnsanlar bir yanda metanet içinde saygı duruşunda bunulurken, biraz ötede sarı, dev bir gülümseyen sürat kalabalığı yararak tek başına ilerliyordu. Sessiz protestolara izin veren polis bu dev gülümseyen sürata hiç müdahele etmiyordu. Thatcher’a saygı duruşunda bulunan binlerce insan ise, bine karşı bir pozisyonunda olan bu protestocuya hiç bir tepki vermedi. Gülümseyen sürat sessizce geçip gitti.

Cenazeyi takip eden bando ekibi geçerken, 20-30 kişilik pankartlı gruplar “Waste of money!” (para boşa gidiyor) sloganları attılar. Yine kimse herhangi bir müdahelede bulunmadı. Protestocular da bando alayı önlerinden geçip gidince ve kimse tepki vermeyince ne yapsınlar, bir süre sonra sustular.

Az sonra St Paul’e ulaşan Thacter’in nasi tören için katedralden içeri alındı. St Paul etrafında binlerce insan sessizlik içinde bekledi. Canlar çalınmaya başlayınca alkışlar yükseldi. Alkışlar arasında, tam önümde 20 yaşlarındaki bir genç iki elinin orta parmağını havaya kaldırarak yuh çekmeye başladı. Arkamadan bir adam “shut up!” (kes sesini) diyerek gence seslendi. “İşte!” dedim kendi kendime, şimdi fena kavga çıkacak. Ama gencin etrafını saran yüzlerce kişi ne kafasını çevirip gence kötü bakışlar attı, ne de homurdandı. Provokasyona ve tahriğe karşı “stiff upper lip” yani o inatçı İngiliz soğuk kanlılığı öylesine etkiliydi ki, tam ortasında durduğum kalabalığın içinde 10 yıldır birlikte yaşadığım İngilizleri bir kez daha tanıdım. Tek tük protestçular iki üç kere slogan atıp binlerce kişinin tepkisiz, hatta umursamaz sessizliği içinde sanki boğuldular, anlamsızlaştılar.

Daha sonra o sessiz kalabalıktakilere, protestoculardan rahatsız olup olmadıklarını sordum. Bu yerinde soru ile nihayet içlerini dökeceklerini ve protestoculara hakaret dolu cümleler ve aşağılamalar sıralayacaklarını bekliyordum. Çünkü sessizdiler, ama aslında kendilerini zor tutmuşlardı, öyle değil mi? Ve onun yerine şu cevabı aldım: “Protestocuların eylemleri pek zevkizdi, ancak eylem yapılamayan bir ülkede yaşamaktansa, herkesin düşüncesini istediği gibi ifade edebildiği bir ülkede yaşamayı tercih ederdim.” Bu cümle yarama öyle bir dokundu ki, öyle bir gocundum ki neredeyse “Sen kime diyorsun?! Türkiye’ye mi laf atıyorsun sen??” diye cemkireçektim ki, son anda kendime geldim. Teşekkür ettim ve başımı öne eğip uzaklaştım.

İldem Wilson

İldem Wilson’un yazısı Dipnot Tablet dergiden alınmıştır.

Dipnot Tablet’i iPad’inize ücretsiz indirmek için: App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ

Android tabanlı tabletinize ücretsiz indirmek için:  https://play.google.com/store/apps/details?id=air.com.dipnot.dergi&hl=tr