“Deliler” örgütleniyor

Salı, 6 Ocak 2015 16:42

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları bölümünde tedavi gören hastalar, sorunlarını çözmek, idare ile muhatap olarak temsiliyet hakkı kazanmak için “Hasta Konseyi” formunda örgütleniyorlar. Ferhat Aktaş Konsey faaliyetinin aktivistlerinden. Bu hafta Ferhat ile “Deliliği” konuştuk. Deli kavramı yazı içerisinde bir ironi olarak kullanılmıştır hal bu iken bu kavramı kullanmam gene de birilerini rencide ediyor ise şimdiden okuyucudan özür dilerim.

Hazırlayan: ALİ MENDİLLİOĞLU 

Deliliği nasıl tarif edersin?

Akıllılığın tersi. Aslında delilik diye bir kavram yok. Bu uydurulmuş bir kavram. Deliliğin kötü olmadığını anlatmak için hastalılığımla gurur duyuyorum diyorum.

Hastalığını tıp nasıl tanımlıyor?

Tıp, şizofren diyor. Şimdi ben özellikle gurur duyduğumu söylüyorum. Bu soru sorulsun istiyorum. Bizim hastalığımız aşağılanmış, Bakırköylük tımarhaneliklenmiş. Millet Bakırköy’de yatıyorum demeye utanıyor bense öyle olmadığını, yaşamın içinde olabileceğimizi ve bu hastalığı taşıyan insanların birçoğunun “normal” insanlardan zeki olduğunu düşünüyorum. Örneğin; John Nash duydunuz mu?

Hayır duymadım.

Akıl Oyunları filmindeki karakter. Ben onun kitabını okudum, baktım beni yazıyor. Yani aynı düşünce, aynı bakış. İnsanlar arasında dil kullanarak iletişim kurmak çok zor. Dilin yüzde bilmem kaçı sözcük, yüzde bilmem kaçı beden mimik ses tonu. Normal olarak insanlara konuşarak anlatamıyorsun, o da anlamıyor. Onun için renkler ve şekiller görsel olarak enternasyonel bir dildir.

Toplumsal algı şizofreniyi bir hastalık olarak kabul ediyor. Öyleyse tersi bir de şizofren olmayan yani “hasta” olmayan insanlar var. Hal böyle ise “normal” insanın şizofrene dair bir fikri olduğu gibi şizofrenin de “normal” insan hakkında bir fikri olmalı. Şizofrenler “normal” insan hakkında ne düşünür?

Kesinlikle toplumun çoğunluğu şizofren. Bunu tıpta tam çözmüş değil. Kimi zamanla aşıyor, kimi kronikleşip kalıyor. Toplumda normal olmayan her şey yasalaşmış, yazılı olmayan kurallarla yönetiliyor toplum. Burada biraz dekolte giyinemezsin ama git yerli kabilelerde ha elini görmüşsün ha başka bir uzvunu. Bu örneği anlaşılsın diye veriyorum. Yani öyle şeyler kurallaşmış ki, bunları yapmazsan sen “delisin”.

Sen şizofren olduğunu nasıl fark ettin?

Tanı bana 1999 yılında konuldu. Ancak çocukluğumdan bugüne kadar geçmişime tekrar baktığımda fark ediyorum ki ben zaten şizofrenmişim. Etrafımdaki insanlar fark edemiyordu çünkü alkol alıyordum. Hastalığımı alkol bastırıyormuş.

Sen mi hastaneye gittin?

Hayır, polis zorla götürdü. Ama ben kendimi ihbar ettirdim polise. Komşuya beni polise bildirmezsen evi yakarım dedim. Polisler geldiler ben o esnada banyodaydım. Çırılçıplak götürdüler. Ama o esnada ben Romanya’da idim.

Bakar kör, duyar sağır insanlar. Televizyonu aç, sesini kıs, renkleri siyah beyaz yap ve ekranda olanın sadece vücut diline bak. Bir televizyon tartışma programında herkes stüdyodan, ben evden katılmıştım. Herkes konuştu sıra bana gelince sunucu elini sus der gibi salladı. Sen misin bana hakaret eden… Ben onu bana yapılmış bir hakaret gibi algıladım.

Örgütlenmenize gelirsek….

Konsey, Hasta Konseyi… İşin esprisi şu; siz akıllıları örgütleyemiyorsunuz. Biz deliler örgütlenelim bari.

 “Deliler” nasıl örgütlenir, talepleri ne olur?

Üye olmak istiyor musun tamam üyesin, istifa etmek mi istiyorsun tamam sen üye değilsin. Delilere daha iyi bir yaşam talep ediyoruz.

Daha iyi bir yaşam nasıl bir şey?

Onu ben de bilmiyorum.

Diyelim ki iktidar sizde ülkeyi nasıl yönetirsiniz?

Ülke zaten kötü yönetiliyor. Bu ülkenin düzelmesi için başa kesinlikle bir delinin geçmesi ve bütün akıllıların tımarhaneye yatırılması lazım.

Röportajın devamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

Get-it-on-Google-Play