Davutoğlu İngiltere’de yeni dünya düzenini anlattı

Cuma, 8 Mart 2013 22:13

 

davutogluihtimaliyat-hazirliklari-cercevesinde-hersey-ele-alinir.-0811121200_lAhmet Davutoğlu, dün akşam London School of Economics (LSE) Üniversitesi’nde, ”Dünya Politikasındaki Değişim: Küresel ve Bölgesel Düzendeki Zorluklar” başlıklı bir konuşma yaptı. Türk ve yabancı öğrencilerin yoğun olarak katıldığı konferans Holborn’daki LSE Old Building’deydi.  Bina icinde yoğun kuyruk oluştu. Kuyruğun sebebi biraz da alınan yüksek güvenlik önlemleriyidi. Londra’da böyle çanta arama, üst arama gibi rutinlere alışık değiliz. Güvelik görevlilerinin benim çantamdaki zavallı şemsiyeyi güvenlik tehdidi olarak görmesine şaşırırken, içeri alınmayan eşyaların bulunduğu kutudaki şişe suyu, bir paket cerez ve bisküvi gerçekten hayal gücümü zorladı.

Yaklaşık 200 kişinin hınca hınç doldurduğu salonda, herkesin yerini oturmasını ve  Davutoğlu’nun kürsüye çıkmasını beklerken, Londra’da okuyan Türk gençlerinin konuşmalarına kulak kabarttım. Henüz 20’li yaşlarının başında olan ve Londra’daki dünyaca ünlü üniversitelerde okuyan yeni nesilden duyduklarım inanın İstanbul’da Bağdat caddesinde bir cafede duyduklarımdan çok farklı değildi. Bilmiyorum benim mi beklentim çok büyük ama, katıldığım bir dolu etkinlikte Londra’daki birçok öğrencinin, ayrımcı, kendine benzemeyeni dışlayan, ötekileştiren o tanıdık anlayaşı, Türkiye’den gelirken yanlarında getirdiklerini gözlemledim. Yurt dışında oldukları için bu ayrımcı tavır, kendi grupları içerisinde bir birleştirici görevi gördüğünden belki daha da yoğunlaşıyordu.

Çağdaş Türkiye Araştırmaları bölüm başkanı Prof. Şevket Pamuk konferansın açılışını yaptı ve Davutoğlu’nu kürsüye davet etti. Davutoğlu konuşmasına İngiltere’de olmaktan ve Türk İngiliz entelektüel ilişkilerinin derinleşmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi. Konuşmasının ilk bölümünde tarihin akışının hızlandığından bahsetti. Geçtiğimiz 400 yılda dünyada belli bir düzen arayışının devam ettiğini söyledi. Dünya düzenine etkisi olan tarihi mihenk taşlarına değindi. Bunlar arasında en son 11 Eylül saldırısının dünyadaki düzene etkilerini anlattı. 11 Eylülden beri dünyada yeni bir soğuk savaş başladığını ve dünya ülkelerinin politikalarının artık ağırlıklı olarak güvenlik üzerine kurulu olduğunu söyledi. Bununla birlikte dünyada ekonomik güç dengelerinin de değiştiğini vurgulayan Davutoğlu, bu yeni düzenin içinde basma kalıp kategorilere yer olmadığına değindi.

Öğrencilik yıllarında Mısırda araştırma yaparaken kullandığı eski daktilosu ile ilgili bir anısını anlattı: “Daktilonun kullanıldığı yıllarda Mısır’ın başında Hüsnü Mübarek vardı. Sonra bilgisayara geçildi, yine Mübarek vardı; mobil telefonlar çıktı, Mübarek vardı; Facebook çıktı, Mübarek hala yönetimdeydi; sonra Twitter çıktı ve Mübarek Twitter’a dayanamadı.” dedi. “10 sene önce size Mısır halkı seçimle lider seçecek deseydim kimse bana inanmazdı, ama bakın oldu.” dedi. Bölgede kurulmakta olan yeni düzenin stabilitesinin güvenlik ve özgürlükler dengesine dayandığını söyledi. Bir ülkede özgülüklerden taviz verilirse diktatörlük rejimi oluşur dedi.

Konuşmasında Birleşmiş Milletlerin statikosu sebebi ile yeni dünyanın sorunlarına cevap veremediğini. Birleşmiş Milletlerin reforma ihtiyacı olduğunu ama sadece bunun bile yine Birleşmiş Milletlerin mevcut yapısı nedeni ile yapılamadığından yakındı. Suriye’de krize ve 70,000 insanın ölümüne seyirci kalan Birleşmiş Milletlerin 10 yıl sonra özür dileyeceğini öngördü.

Türkiye’nin Somali’deki çalışmalarından bahsetti. Türkiye’nin hiç bir siyasi amacı olmaksızın Somali’ye yardım ettiğini söyledi. Eğer dünyada 5 yıldızlı bir otelin yıllık yiyecek tüketimi Somali’ninkinden fazlaysa bu sürdürülebilir bir sistem olamaz dedi.

Davutoğlu dünyadaki kültürel değişikliklere de değindi. 19yy. Avrupa’nın yüzyılı idi dedi. Avrupa’da sadece Avrupa tarihi öğretildiğini, bunun Avrupa’nın dışında bulunan medeniyetleri yok saymak olduğunu söyledi. Böylece Avrupalı olmayanların sanki dünya tarihinde yeri yokmuş ve gelecekte de bir rolü olamazmış gibi bir hava yarattığını söyledi. Davutoğlunun konuşmasında ilginç bulduğum bölümlerden biri de Türkiye’yi tanımlarken kullanılan o klişe, Avrupa ile Asya arasındaki köprü örneği ile ilgili söyledikleri oldu. “Köprü örneğini sevmiyorum çünkü köprü edilgendir. Türkiye ise iki bölgenin de etkili bir aktörüdür.” dedi. Bu bakış açısı sanırım Davutoğlunun uluslararası siyaset vizyonunu en iyi şekilde anlatan örneklerden biri.

Davutoğlu, hem akademik ve bilgilendirici, hem de yer yer tüm salonu güldürdüğü espirili konuşmasının ardından dinleyicilerin ve çoğunlukla da öğrencilerin sorularını yanıtladı.

Bir öğrencinin Ortadoğu’daki yeni rejimleri destekliyorsunuz ama nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz? Bu rejimlerin riskleri yok mu? sorusuna. “Bu ihtiyatlı tavrı benim yaşımda bir siyasetçi söyleseydi anlardım, ama genç bir öğrenciden bunu duymak şaşırtıcı. Şunu şöylemeliyim bütün devrimlerde risk vardır, ama bu riski almak zorundayız. Yoksa bunun alternatifi eski düzene geri dönmektir” dedi. İran ile ilgili gelen bir soru üzerine ise İran ile Suriye konusunda görüş ayrılığı içerisinde olduklarını, İran’ın bölgedeki yeni dinamikleri anlamasını beklediklerini söyledi. Sadece bu dinamikleri anlayanlar bölgedeki yeni düzenin aktörleri olacaklar dedi.

Yağmurlu bir Londra akşamındaki konferansın sonunda güvenlikten çok kıymetli şemsiyemi kapıp, Kingsway’den Holborn’a doğru yürürken farkettim ki uzun zamandır bir siyasetçiden, konuşup konuşup hiç birşey söylemeyen o bayat siyaset dilinden uzak, düşünmeye zorlayıcı ve ilginç bir konuşma dinlememiştim.

 

İLDEM WİLSON

Londra