Cüneyt Özdemir yazdı: “The Jinx/Nazar”

Cumartesi, 20 Şubat 2016 10:49

CÜNEYT ÖZDEMİR

Para ya da zenginlik! Hem de öyle böyle değil, çok zenginlik ne işe yarar?

The Jinx adlı 6 bölümlük reality show’u seyrederken bunun çok basit bir cevabını bulabiliyorsunuz.

Çok para, cinayet işleseniz bile özgür kalmanızı sağlayabilir. Üstelik öyle bir kez de değil. İki, hatta üç ayrı cinayeti işleseniz bile, elinizi kolunuzu sallayarak dünyayı dolaşabilirsiniz! Zira hukuk dediğiniz sistem hangi ülkede olursanız olun ‘satın alınabilir’ bir sistemdir. Yanlış anlamayın son yıllarda az gelişmiş ülkelerdeki rüşvet, nepotizm veya kan parası saçmalığı altında insanlara para verilerek, adam ayarlanarak, hakim atanarak, olmadı satın alınarak trafik kazasından cinayete kadar bu davalardan ‘yırtmayı’ başaranlardan bahsetmiyorum. Bunlarda az gelişmiş ülkede yaşamanın cilveleri! İngiltere, ABD gibi hukukun öyle ya da böyle hatırı sayılı bir ‘değeri’ veya ‘standardı’ olan ülkelerde de durum ne yazık ki böyle. 2016 yılının başından bu yana ABD’de yayınlanan O.J. Simpson davasının anlatıldığı dizi, bunu bir kez daha gözümüze sokmaya başladı.

“The Jinx” yani “Nazar” adlı yapımsa bir yıl öncenin olayı.

Bir HBO dizisi… Gerçek bir olaydan yola çıkan 3 kişilik bir araştırma ekibi, New York’un sahibi olarak adlandırılan bir emlak kralı ve ailenin iki çocuğundan birinin hikayesine odaklanıyor. Kayıp eş, sonrasında Teksas’ın ücra kasabalarında işlenen bir üçüncü sayfa cinayeti, uzaklarda bir şehirde, bir zamanlar sözcülüğünü üstlenen bir kadının öldürülmesi ve her seferinde aklanan bir ‘kahraman’ın dehşet dolu hikayesi. İzlemeyenler için hala spoiler vermeyeyim ancak, özellikle Teksas’ta bir mahkemenin verdiği cinayet kararı var ki, evlere şenlik. Bu kararı en azından kabaca da olsa anlatmadan geçemeyeceğim. Olay şu, adamın birinin parçalanmış cesedi sahilde bulunuyor. Kol, bacak, ikiye kesilmiş bir bacak daha, bel… Birisi kasap gibi bir adamı doğrayıp çöp torbalarına paketleyip sahile bırakmış. Maktulün bir tek kafası ortada yok. Olağan şüpheli olarak kahramanımız gözaltına alınıp tak diye hapse atılıyor. Yerel gariban polisler tüm iyi niyetleri ile şak diye cinayet olayını çözüyorlar. Sonra ne mi oluyor?

Mahkeme 250.000 dolar kefalet istemiş, para ertesi sabah hapishaneye ulaşıyor. Cani kahramanımız elini kolunu sallayarak hapishaneden çıkıyor. Mahkemede ise, elbette ülkenin en pahalı ve en en en iyi avukatları tutuluyor. İşin en ilginç yanı, parçalara ayrılan adamı kahramanımızın öldürüp parçaladığı mahkemede kabul ediliyor. Velhasıl avukatlar öyle bir hikaye anlatıyorlar ki olay ‘meşru müdafaa’, cesede takılmayın deyip dava beraat ile kapatılıyor. Kahramanımız yine elini kolunu sallayarak bu sefer mahkeme salonunun dışında buluyor kendini. Kimsenin diyecek sözü yok. Her şey hukukun kılıfına uygun. Her şey herkesin gözü önünde gelişiyor. Alın size paranın gücü…

Neyse ki dışarı çıktığında insanlar ABD’de de olsa hukukun bu şekilde satın alınabileceğinin bilincinde ve hala tam olarak aklını yitirmiş değiller. Mesela New York Post kapaktan ‘Katil serbest kaldı canınızı kurtarın’ manşetini çakıyor! Komedi programları çıkan beraat kararını dalgaya vuruyor. Ne olursa olsun kahramanımız serbest mi serbest!

Biz de nerede ise benzer bir olayı Münevver Karabulut cinayetinde yaşayacaktık. Son anda benim gibi bazı gazeteciler duruma uyanıp meseleye el koymasalar, kafası kesilen kızcağızın katili aylarca saklandığı o delikten çıkıp, tıpış tıpış hukuk önünde hesap verip cezaevine gitmek zorunda kalmayacaktı.

Bugün zengin kişilerle ilgili hemen her suçta her cinayette muhakkak bir ‘gölge’ oluşmasının nedeni ülkelerdeki hukuk sisteminden çok paranın bu ‘satın alabilme’ gücü olmalı. Paranın ve siyasi iktidarın elbette!

Kimi ülkede avukatı satın alıyorsunuz kiminde ise hakimi..

Ha, bu küçük fark sanırım ülkedeki hukuk sisteminin kalitesini belirliyor.

Bu küçük fark yine de züğürt tesellisi olabilecek kadar önemli bir fark sanırım.

-

Yazının devamını okumak ve Dipnot Tablet’in 257. sayısını indirmek için

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play