Cüneyt Özdemir yazdı: Medya Sirki

Cumartesi, 12 Ocak 2013 13:02

Dipnot Tablet’in 95. sayısı “İmralı Görüşmeleri: İki taraftan özel kulis notları” kapağı ile yayında! Derginin başyazarı Cüneyt Özdemir bu haftaki yazısından”Medya Sirki”ni kaleme aldı.

İşte Özdemir’in “Kooza” başlıklı o yazısı;

Bir Palyaço kafasında kral tacı iki ayrı soytarıyı haşlıyor. Soytarılar kral taçlı palyaçonun bir dediğini iki etmiyorlar ama akılları başındaki tacında. Tacı kim kafaya geçirirse o kral olacak palyaçolar arasında. İki soytarı ara sıra seyircilere bulaşıyorlar. Biri gedip kel bir adamın kafasını öpüyor inadına. Salonda bir kahkaha, diğeri bir kadının çantasını karıştırıyor. Diğer izleyicilerde bir kahkaha.. İki palyaço kel adamı gösterip parmaklarıyla gülüyorlar kahkaha ile salonda bir kahkaha daha…Gülüşler gülüşler gülüşler..

Sonra sahneye tapezciler çıkıyor. Ortada bir tahteravalli. Sırayla taklalar atarak yükseliyorlar havaya, sonra hop bir başka trapezcinin omuzuna. Sırayla yer değiştiriyorlar. Kim taklacı kim başrol oyuncusu , kim kimin üzerine zıplıyor kim altta kim üstte belli değil. Performans mükemmel seyircilerden alkışlar alkışlar alkışlar..

Derken sahneye iki bıçkın adam çıkıyor. Saldırgan kıyafetleri, sert ifadeleri, kendinden emin omuz yükseklikleri var. Havada garip iki tarafında daireler olan bir alet gökten aşağı inip hızla iki uçlu bir çekicin dönmesi gibi dönmeye başlıyor. Bu iki atak genç hızla bir maymun becerikliliğinde aletin üzerine tırmandılar biri bir yanında diğeri öteki uçta. Biri altta diğeri üstte, biri zıplayınca yürekler havaya kalkıyor, diğeri düşer gibi yapınca millette bir heyecan. Alkışlar alkışlar alkışlar…

Sonra sahneye tek başına elinde bastonu ile bir beyfendi çıkıyor. Kibar konuşması, kıyafeti kendini ele veriyor. Seyircilerden birini yanına çağırması ile iki arada bir derede gözlerimizin önünde önce cebinden cüzdanını sonra kolundan saatini, iç cebinden mendilini kahkahalarımız eşliğinde çalıveriyor. En son kravatı çalınırken şaşkın masum sahnedeki izleyici de su koyvermiş nasıl soyulduğuna kahkalar ile gülüyor. Gülüşler gülüşler gülüşler..

Bir sonraki sahnede iki direk ortaya bi ip ve ipin üzerinde 4 cambaz çıkıyor. Cambazlar düşecek gibi oluyor herkesin yürekleri ağızlara geliyor. Bir bakıyorsun cambazlar üst süte çıkmış telde yürüyor yine yürekler selanik! Neyse ki kazasız belasız atlatıyorlar. Alkışlar alkışlar alkışlar..

Derken sahneye tek başına bir incecik küçük bir kızcağız çıkıyor. Elinde halkalar hula hup taktı beeline çeviriyor. Bir halka da sağ bacağına o da dönüyor bir halka da boyuna o da dönüyor. Halakaları farklı yerleri ile öyle iyi idare edebiliyor ki insanın hayran olmaması mümkün değil bu fırıldaklığa. Alkışlar alkışlar alkışlar…

Birden ortaya üç çocuk görünümlü moğol çıkıyor. Her yerleri eğiliyor bükülüyor ayaklarını başlarından başlarını birbirinin iki büklüm bellerinin arasından mahiretle geçiriyorlar. Ama ne geçirme! İnsan olamaz dedirtiyor bu esneklik ve kıvraklıkları. Yine alkışlar alkışlar alkışlar..

Bütün bunlar olup biterken fonda canlı bir müzik çalıyor iki kadın bütün bu telaşı ve velveleyi egzotik şarkılar ve orkestranın gaza getiren ritmi ile kucaklıyor.

Gösteri bitip evlerimize doğru giderken bu pahalı gösteriyi izlediğinden herkes memnun gözüküyor. Cirque de Soleul ‘un yani İnsan Sirkinin KOOZA adlı bu gösterisi bana nedense bizim medya sirkini anımsatıyor. Bütün bunlar olup biterken o kadar çok tanıdık isim var ki sahnede gülmekten ve düşünmekten kendimi alamıyorum.

Düşünceler düşünceler düşünceler.…

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ