Cüneyt Özdemir yazdı: Kendi kendime nasıl akil insan oldum?

Cumartesi, 6 Nisan 2013 14:11

akil_insalar_1790Bugün yeni seçilen akil insanları yazacaktım. Aslında o listede kim olursa olsun akil insanların ne kadar işlevsiz olduğuna değinecektim. Medyanın özellikle sosyal medyanın böylesine geliştiği bir ortamda asıl akil insanların bu mecrada kendilerine yar açmış olan insanlar olduğunu söyleyecektim.

Barış elçisi olarak asıl bu insanların toplumu etkilediğinden dem vuracaktım. Öcalan olduğu sürece hiçbir akil adamın Kürt kamuoyunda söylediklerinin bir şey ifade etmeyeceğini Tayyip Erdoğan vazgeçmedikçe sürecin Türk kamuoyunda tıkır tıkır yürüyeceğini ayrıntıları ile anlatacaktım. ‘Bizi susturuyorlar’ diye ağlaşan mızmızlanan savaş lobisinin 30 yıldır bizleri nasıl susturduğu ile yazıyı bağlamayı da planlamıştım kafamda. Gelin görün ki hepsinden vazgeçtim bakın.

Bugün oğlum bir yaşına bastı.

Benim de babalığımın birinci yılı.

Evin iki akil insanının bir yıllık hayat tecrübesini geride bıraktık. Belki de siyasetin akil insanlarından bahsetmektense bir baba olarak bizim evin akil insanının şu bir yılda başından geçenlerden bahsetmek çok daha ilginç olur diye düşündüm. Bırakın ilginç olmasını daha samimi ve tecrübeye dayalı olarak daha gerçekçi olacağı kesin.

Mavi doğduktan bir yıl sonra bir akil insan olarak ilk olarak şunu söylemek isterim. İmkanınız varsa herkes bir çocuk yapmalı. ‘Müthiş bir hayat tecrübesi’ derlerdi inanmazdım, gerçekten öyleymiş. Hayatınızda yepyeni bir kapı aralanıyor. Ve o kapıdan geçtiğinizde bambaşka bir hayata geçiyorsunuz.

Sürekli elinizde büyüyen ilgi bekleyen size bağımlı küçücük bir insanın hayatındaki akil insan olmanın yükünü taşımak kolay değil.
Özellikle annelere saygım emin olun bin kat daha arttı. Böyle bir adanmışlık sanırım dünyanın hiçbir işinde olamaz.

Olmamalı da zaten…

Evet biz baba akil insanlara da çok şey düşüyor ama inanın annelerin yeri apayrı.

Çocuklar sizi yontan, insanın fazlalarını alan varlıklar.

Son bir yıldır bizim oğlana birkaç şeyi cömertçe verdik. Sevdik, güldük, oynadık yanında hiç kavga etmedik hatta tartışmadık bile…

Mutlu bir dünya yaratmaya , o yatmadan yanından ayrılmamaya çalıştık. Evet hayatımızı biraz ona göre biçimlendirdik ama asıl o hayatını bizim hayatımıza göre yaşadı. ‘Bizim kaderimiz onun kaderi’ dedik. Başkaları 40. Gününe kadar çocukları evden çıkartmazken biz 20. gün uçağa atlayıp soluğu Bodrum’da almıştık bile… Annesinin işi nedeniyle geldiğimiz İngiltere’de dadılarla konuşa konuşa İngilizce öğrenmek zorunda kaldı! Yemek yemeye giderken mümkün olduğunca onu da yanımıza aldık. O da bizimle masaya oturdu.

Ama biz de onunla beraber uyanmaya alıştık. Gece acıktığında sorgusuz sualsiz kalktık. Sabah erkenden onunla kalkmaya alıştık. Tamam itiraf ediyorum annesi daha çok alıştı!

Kendimizi bir aile olarak hissettik.

Akil insan olmak kolay değil. Bir aile olmak hiç değil…

Pek çok sorumluluğu var. Hem kendinizi hem başkalarını düşünmek zorundasınız. Hele de bir yaşına gelen ve ayağa kalkıp koşturmak üzere olan canavar gibi emekleyen bir oğlunuz varsa.

Birinci yılın sonuna korkulardan korkmayarak alnımızın akıyla geldik.

Ancak buraya kadar anlattığım bu hikayenin bizim açımızdan yaşanan kısmı elbette bizim oğlan da kendince bambaşka bir açıdan akil insanlığımızı anlatabilir. Ancak sanırım önce konuşmayı öğrenmesi gerekiyor. Zira şu anda biz ne desek anlıyoruz da onun dediklerini anlamamız mümkün gözükmüyor.

Hele bir yürüsün, hele bir konuşsun siz akil insanlığı asıl o zaman görün!

Dipnot Tablet AppStore ve Google Play Market’te. Hem de ücretsiz…