Cüneyt Özdemir yazdı: Kelebeğin Kabusu

Cumartesi, 2 Mart 2013 17:24

timthumbDipnot Tablet Baş yazarı Cüneyt Özdemir bu haftaki yazısında Yılmaz Erdoğan’ın yönettiği ve Türkiye’de büyük ses getiren Kelebeğin  Rüyası filmini kaleme aldı.

Vay arkadaş Bu Yılmaz Erdoğan ne yapmış böyle!

Türkiye’nin unuttuğu belki de hiçbir zaman hakkını vererek hatırlayamadığı değerini bilemediği iki şairin hikayesini sen misin film yapan! Adamı bir Emek sinemasının önünde kıstırıp dövmedikleri kaldı.

Pek çok köşede dövmekten beter ettiler, o ayrı.

Film hakkında çıkan eleştirileri okuyorum ve Türkiye’de yaratan üreten insanlara karşı Türkiye’de hiç bir bok yaratmadan ahkam kesen, eleştiren insanların öfkesi karşısında bir kez daha şaşkınlığımı gizleyemiyorum.

Bu neyin birikmiş öfkesi?

Bu kaç senenin hangi birikmiş hıncı?

Bu neyin bir türlü görülememiş ve görülemeyecek hesabı?

Yılmaz Erdoğan ne tür bilmediğimiz bir suç işledi de böylesine yerden yere fütursuzca vurulmayı hak etti?

Kelebeğin Rüyasını henüz izlemedim. En kısa zamanda izlemek istiyorum. Bu yazı da zaten bir film eleştirisinden çok film eleştirilerinin geldiği seviye üzerine bir çift kelam ederek başlıyor. İlerleyen satırlarda sizlerle başka bir şeyi tartışmak istiyorum.

Kelebeğin Rüyası ile ilgili kimi eleştirileri okuduğumda zannedersiniz ki bu ülkenin değerini bildiği şairler var, zamanında baş tacı edilmişler, açlıktan ve hiçlikten ölmemişler milli kahraman gibi yaşamışlar da Yılmaz Erdoğan şimdi gelip bunun rantını yiyor. Zannedersiniz ki o şairlerin mirasına oynuyor. Kitapları çok satan o şairlerin hayat hikayelerini anlatarak parayı vuracak, malı götürecek, tehlikenin farkında mısınız!

Bu ülkenin aydınının en büyük düşmanı yine bu ülkenin aydını. Kelebeğin Rüyası hakkında çıkan eleştirenlerin büyük bir kısmı bunu bir kez daha suratımıza okkalı bir tokat olarak çakıyor.

Bu entel köyde herkes birbirinin başarısızlığının peşinde. Her ne kadar memlekette hiç kimse rezil olmasa da herkes herkesi rezil etmenin kumpasını kuruyor.

Bir insanın çektiği bir filmi beğenmeyebilirsiniz anlarım. Eleştiriye de hiçbir itirazım yok. Ancak iş artık bütün bunları aşıp ‘dokunma lan bizim şiirimize’ noktasına geldiyse ‘yuh artık’ deme hakkımız da var.

Zira Yılmaz Erdoğan bunu bu şekilde asla diyemeyecek olması bunun kimse tarafından denilmeyeceği anlamına da gelmiyor.

Kötülük bulaşıcı bir hastalık gibi. Habis ruh hali ise o bulaşıcı hastalığın kabızlık hali. Böyle çok insan ile aynı gazetelerde aynı medyada yazıp duruyoruz. Bu insanları çok iyi tanıyorum zira ben de bir ara bunların arasında bayağı bir zaman harcadım. Ayılıp , bu hastalıktan kurtulmaya çalışmam ve kötü niyeti bayrak etmiş insanları hayatımdan çıkartmam kolay olmadı. Bu yüzden bu insanları şık diye tanımakta şak diye teşhir etmekte üzerime yoktur bakın.

Kelebeğin Rüyası iyi bir film mi bilmem.

Ancak Yılmaz Erdoğan kendi içinde özellikle ‘Bir zamanlar Anadolu’ filminden sonra büyük bir devrim yapmaya çalışıyor. Bakın buna saygı duyarım.

Üreten insana ise sevgim sonsuz.

En kısa zamanda Kelebeğin Rüyasını seyredip film hakkında kendi izlenimlerimi yazmak için sabırsızlanıyorum. Film hakkında diyorum, Yılmaz hakkında değil. Zira ikisinin arasında çok büyük fark var.

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ