Cüneyt Özdemir yazdı: Kapalı Kapılar Ardında Ankara!

Cumartesi, 13 Nisan 2013 17:09

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Kaptırınca kaptırıyorum. Müdavim ve müptela olmakta üzerime yok!

Son üç gündür eve kapandım House of Cards’ı seyrediyorum.

Kevin Spacey’nin başrolünü oynadığı dizinin İMDB puanı 9.00. Düşünün…

Müthiş bir dizi.

Kuşkusuz bunda dizinin yönetmeninin, Fight Club’ın da yönetmenliğini yapan  David Fincher’ın olmasının da payı var, prodüktörünün Kevin Spacy olmasının da, senaryosunun da, dizideki oyunculukların da…

Çocukluğumuzda ‘Kapalı kapılar ardında Washington’ diye bir dizi vardı hatırlar mısınız?  Benim ilgimi çekmese de hayal meyal hatırlıyorum. İşte bu yeni diziyi onun reloaded hali diye özetleyebiliriz.

Bir hırs sirki!

Politikada hırsın neler yapabileceğinin gösterildiği bir ibret panayırı.

İlk 13 bölümünü soluksuz seyrederken hep bu dizinin bir Türkiye versiyonu çekilse nasıl olur diye düşünüp durdum.

Mesela MİT Başkanı Hakan Fidan’a tutuklama kararı çıktığı gecenin hikayesi dizi haline getirilse nasıl anlatılırdı gözümde canlandırmaya çalıştım. Düşünsenize…. Başbakan ertesi gün önemli bir ameliyata girecek ve ülkenin gizli servis başkanı ve yardımcısı (muhtemelen tutuklanmak üzere)savcılığa çağırılıyor. Bir sonraki adım Başbakan’ın tutuklanması.

Bırrrrr…

Kapalı kapılar ardında Ankara’da yaşananları gözünüzde canlandırın.

Veya Deniz Baykal’ın gizli çekilen kasetinin yayınlandığı gece CHP’de yaşananları düşünün. Sadece o gecenin anlatıldığı bir senaryo nasıl olurdu acaba?

Önder Sav’ı , Kılıçdaroğlu’nu ve Baykal’ı…

Soluk soluğa izlemez miydiniz?

Olmadı MHP milletvekillerinin gizli kasetlerinin yayınlandığı günleri düşünün. O tansiyonu. MHP içindeki telaşı. kapalı kapılar ardında ‘sıra kimde’ tartışmalarını.

Bakın daha senaryo alternatiflerini Genelkurmay’a getirmedim bile…

BDP’nin Oslo görüşmeleri sızdırıldığında o gece yaşadıkları nasıldı acaba?

En az bir ya da bir iki bölüm dizi konusu olmaz mıydı?

İşte House of Cards’ı böyle bir ruh hali ile izledim. Elbette gazetecilerin siyasetçilerle ilişkileri gözümde canlandı.

Bilip de anlatamadığımız ilişkiler, duyup da doğrulayamadığımız dedikodular ve daha neler neler…

Kabul edelim ki Ankara’da istenirse süper malzeme var.

Gelin görün ki normal şartlarda doğruları bile yazmanın zorlaştığı bir ortamda bir de bunların pek çok kişiyi andıracak sepkülasyonunu yapan bir dizi çekmek hiç kolay değil.

Neyse Ankara’daki ‘erk’ tarafından günün birinde gazetecilikten kovulursak bu alanda bambaşka bir üretime geçebilmemiz adına ilham verici bir serüven olacağı kesin.

Bu diziyi Kevin Spacey’i en son İstanbul’da 3. Richard’taki müthiş performansı ile seyretmiş bir şanslı olarak sizlere gönülden tavsiye etmek isterim. Arada sırada ekrana bakıp epik bir  Shakespeareyen bir dillle anlattığı insanlık hallerinin sergilendiği bu dizide bize de ait çok şey var.

Iskalamayın.

Kendinize dair çok şey bulacaksınız.

Darısı başımıza!

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ