Cüneyt Özdemir yazdı: Dış Haberleri Neden Sevmeliyiz?

Pazar, 22 Mayıs 2016 16:57

CÜNEYT ÖZDEMİR

Kaybettiğimiz daha doğrusu çalınan mesleğime bundan 25 yıl önce Türkiye’nin ilk dış haber programı 32. Gün’de başladım. Nerede ise 26 yıldır hayatımın çoğunu yurtdışında haberleri takip ederek geçirdim. Öyle ki bazen yılın 5-6 ayını bazense tamamını yurtdışında geçirdiğim dönemler oldu. Savaşları, diplomatik siyasi gelişmeleri , olimpiyatları, dünya kupalarını, uluslararası anlaşmaları, bienalleri, moda şovlarını artık aklınıza ne gelirse dünyayı ilgilendiren bütün gelişmeleri anlatan uluslararası haber meydanlarında çalıştım ya da 5n1k gibi bizzat ben yaptım. Böyle bir girişten sonra Türkiye ile ilgili çok ilginç bir gözlemimi paylaşmak istiyorum. Son birkaç yıldır artan bir ivme ile Türkiye’nin içine kapandığına dair bir hisse kapılmaya başladım.

‘Nereden çıkartıyorsun?’ diyenler için bana gelen tepkileri göstermek isterim. Düne kadar dünyadan farlı haberler yaptığımız için bizi takip eden, destekleyen tebrik edenlerin yerini eleştiren kızan hatta öfkelenen bir kalabalık aldı.

Son bir yıldır mesela 5n1k’nın nerede ise yüzde doksanını yurtdışındaki gelişmelere ayırdığım için kızanlar, küfür edenler, küçümseyenler o kadar çok ki… İnanın bir süre sonra insan kendi içinde de çelişkiye düşüyor. ‘acaba harbiden dünya değişti, haberimiz mi yok?’ diye kendinizi sorguluyorsunuz. Sonra derken bir gün New York Times’a üye oluyorsunuz. Her gün düzenli olarak dünyanın en iyi gazetesini okumaya başlıyorsunuz. Moraliniz yerine geliyor. Hayır biz yanlış yapmıyoruz. Dünya diye bir yer var. Hayat sadece Türkiye’den hatta geçtim Türkiye’yi, gazetecilik sadece Erdoğan karşıtlığı ya da yandaşlığından ibaret bir iş değil. Bizim görevimiz sadece Türkiye’de olan biteni değil dünyada yaşananları da göstermek. Uzaktan Türkiye basınına baktığınızda zamanının tamamını birbirine laf yetiştirmekle geçirdiğini görüyorsunuz. Çok üzücü ve inanılmaz bir zaman kaybı. Ülkeyi içine kapatan, limitlerini , hayallerini sınırlayan bir tutum. Bu tutum zaten basından yayılıp bir virüs gibi bütün toplumu içine çekiyor. Bu girdabın içine girdiğinizde herkesin herkes ile kavga ettiği bir sokak savaşından başka bir şey gözükmüyor.

New York’ta oturan bir kişi Suriye’deki gelişmelerden nerede ise günlük haberdar olurken, siz yanı başınızdaki ülkeden hiçbir şey duymuyorsanız. Bunda bir gariplik olmalı değil mi?

Neden bir Amerikalı Afganistan’daki bir gösteriden ertesi gün haberdar oluyor da biz olmuyoruz?

Ya da nedir bu dünya haberlerini küçümseme tavrının arkasında yatan kompleks!

Cehalet mi, kör görü mü, aptallık mı, kendi cehennemine aşık olmak mı?

Bence hepsi ve dahası…

Böylesine bir ortamda inadına ve ısrarla uluslararası gazetecilik yapmanın ihtiyacını görüyorum. Düne kadar bu kulvarda Türk gazeteciler arasında da bir rekabet vardı. Uluslararası olaylarda nerede ise her haber merkezi bir hatta birkaç muhabir gönderirdi. Oysa bugün dış bürolar kapatıldı. Bütçeler bahanesiyle vizyonsuzluklar kapatılmaya ve dış haberler ajanslardan gelen uyduruk haberlere hapsedilmeye başlandı. Sadece bir ya da iki kişi kaldık inanın. Bizim de sesimiz kesildiğinde Türk basını kapılarını tamamen dünyaya kapatacak.

Bu yüzden ısrarla ve istekle radarımızı dünyaya tutmaya devam ediyorum. Hemen her gece iç siyasetin esir aldığı gündeme bir saatliğine olsun dünyadan haberlerle yer açmak inanın sadece bizi değil sizi de geliştirir.

Bakın dünya diye bir gezegen var.

Ve bu dünyadan yapılan haberler emin olun Ankara kulisleri diye verilen onlarca uyduruk ve yönlendirme yüklü haberden çok daha zihin açıcı ve ilginç. Ufkunuzu açmaya, arkadaşlarınızla konuştuğunuzda yeni bir konuya değinmeye imkan veriyor. Uykunuzu kaçırmıyor. Umut aşılayabiliyor. Sıkılmıyorsunuz..

Dış haberleri seviniz ve sevdiriniz, bakın faydaları saymakla bitmiyor…

 

-

Yazının devamını okumak ve Dipnot Tablet’in 270. sayısını indirmek için

https://www.youtube.com/watch?v=6VHf_AXcd1k

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play