Cüneyt Özdemir yazdı: Diplomasinin ‘Zor’ Baharı

Cumartesi, 12 Mart 2016 10:47

CÜNEYT ÖZDEMİR

Türkiye son yıllarda eşi benzerini görmediği ilginç bir ‘diplomatik’ bahar yaşıyor. 2016 baharı Türkiye’nin önümüzdeki 10 yılını etkileyecek kadar önemli kararların alınacağı, ilginç pazarlıklara sahne olan bir mevsim olacak. Son yıllarda içeride herkes birbirinin gırtlağını sıkmaya çalıştığı için, Türkiye dışında ne olduğunu bilmek öğrenmek pek de kimsenin umurunda olmadı. Oysa yerel seçimler, genel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Survivor, şusu busu bitince nihayet kafalarımızı biraz yukarı kaldırıp etrafımızda ne oluyor diye bakmayı hatırladık. Gelin görün ki gördüğümüz manzara pek iç açıcı değil.

Türkiye’nin hemen dibindeki Suriye sorunu tıpkı bir dönem Pakistan’ın Afganistan’da yaşadıkları gibi dallanıp budaklanıyor. Üstelik hediyesi de en az 2,5 milyon mülteci!

Tabii diplomatik jargonda bunlara ‘mülteci’ de demiyoruz. Zira derseniz uluslararası anlaşmalara göre farklı yükümlülükler üstlenmek zorunda kalacaksınız. Bu yüzden ‘misafir’ daha kullanışlı bir kavram. Gelin görün ki yılda 45.000 Suriyeli çocuğun hayata geldiği bir Türkiye artık geçici bir ‘misafirhaneden’ çok kalıcı bir ‘ev sahibine’ benziyor. Suriyeliler yetmezmiş gibi dünyanın farklı yerlerinden gelen binlerce umut yolcusu da Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışıyor.

İşte diplomasinin bu zor baharının en temel konularından biri ‘N’olucak bu Misafir Suriyelilerin durumu?’ gözüküyor.

İktidar son derece başarılı müzakere yürüttüğünü iddia ediyor. ‘Kayserili usulü pazarlık yapıyoruz’ diye böbürleniyor, muhalefet ise bu pazarlığı utanılacak bir at pazarlığı olarak tanımlıyor. Bana sorarsanız Türkiye diplomasisi AB ile bu konudaki pazarlıkta öyle bir çıkış yaptı ki, şimdilik bütün AB’yi ters köşeye yatırdı. Türkiye’nin son dakikada ortaya çıkartıp masanın üzerine koyduğu yeni ve orijinal göçmen pazarlık planı bu haliyle hayata geçerse şimdiki durum için hiç de fena olmayan bir antlaşma elde edebiliriz gibi gözüküyor.

Elbette ‘hayata geçerse…’

Ne yazık ki yanı başınızdaki bir ülke yangın yerine dönüşmüşken can havliyle ülkenize sığınan insanları Mars gezegenine ışınlayıp kurtulamıyorsunuz. Bu yüzden diplomaside ‘uçmak’ ve bol keseden sallamak yerine gerçekçi çözümleri konuşmanın gerektiğini düşünüyorum. AB elbette kendi çıkarları için bir plan ve görüşme içinde… E o zaman neden Türkiye de kendi çıkarları için bir diplomatik hamle geliştirmesin.

AB ile göçmen pazarlığı yapılması gereken diplomatik olarak iyi yönetilmesi gereken hayati öneme sahip bir konu. Sonuçlarının ne olacağını şimdiden kestirmek kolay değil ama, belki de bir sonraki adımda bizim de bu milyonlarca Suriyeliyi Türkiye’ye nasıl entegre edeceğimizi konuşmamızın zamanı geldi de geçiyor. Şu anda bu konuya uluslararası arenadan gelen milyar dolarlık yardım paketleri ile AFAD gibi bir oluşumun çatısı altında çözmeye çalışsak da bu sorun AFAD’ın boyunu ve kapsama alanını misliyle aşıyor. En kısa zamanda acilen bir GÖÇ VE ENTEGRE BAKANLIĞI kurulması kaçınılmaz olarak gözüküyor.

Avrupa’da diplomatik durumlar böylesine gerginken Rusya ile de belki de son yılların en zor diplomatik baharını yaşıyoruz. Türkiye’nin (şimdi oldukça pişman olduğunu görsek de) Rus uçağını düşürmesinin bedeli çok ağır oldu. Bakın daha bahar aylarının başındayız Türkiye’de 2000 otelin satışa çıkarıldığı haberlerini okuyoruz. Gelin bir de siz bunun sonbaharını düşünün. Bir de buna Suriye’deki Rus varlığını ve hala bizim uçağımızı düşürmek için dört gözle beklediklerini hesaba katarsanız diplomatlara çok iş düştüğünü görüyorsunuz.

Rusya ile Türkiye arasında bu bahar bir diplomasi koridoru açılır mı? Zor. Açılmalı mı? Şart.

ABD’ye geçeceğim ancak isterseniz Suriye sınırımızda biraz daha duralım. Türkiye’nin terörist ABD ve Rusya’nın ise özgürlük savaşçıları ilan ettiği PYD ve YPG konusu bu baharın ve önümüzdeki günlerin en belirleyici diplomatik vakalarından biri olduğu ve olacağı aşikar.

Türkiye’nin neredeyse gün aşırı obüs topları ile vurduğu örgütü ABD ve Rusya paylaşamıyor!

Aslına bakarsanız PYD ve YPG’nin gelecekte kimin tarafında saf tutacağı Suriye savaşında önümüzdeki yıllardaki dengelerini de yakından etkileyecek. Türkiye şimdilik bunu görmezden geliyor ancak diplomatların çok rahat olduklarını söylemek doğru olmaz. Kapalı kapılar ardında bunun hesapları yapılıyor. İsrail ile dondurulmuş hatta düşmanlaştırılmış ilişkilerin bir anda canlandırılması da zaten bu hesapların bir parçası.

Suriye’den sonra daha bugün açık açık bağımsızlık ilan etmekten bahseden Barzani’yi ABD diplomatlarına emanet edip İran’a uzanalım biraz da isterseniz. Bu bahar Ortadoğu’da İran baharı olur mu ? Olur.

Zira kolay değil yılların uluslararası ambargosu resmi olarak ilk kez bu bahar İran için kalkıyor. Bir de buna son seçimlerde İran içinde reformistlerin zaferini eklerseniz Türk diplomatlar için orta doğudaki dengeleri belirleyecek ve Türkiye’den rol kapacak bir İran ile karşı karşıyayız.

Gelelim ABD’ye…

Bu yıl ABD’de seçim yılı… Görüyoruz ki ABD seçimlerinin bir numaralı maddesi dış gelişmeler. Dış gelişmelerin başında da İŞİD var. Bu seçimleri farklı kılan ise Donald Trump’ın popülizm ile faşizm arasında gidip gelen anti-Meksikan ve anti-Müslüman söylemi. Şimdilik gülüp eğleniyor herkes ancak bir kaç ay sonra seçim yarışı başladığında Trump’ın oyları artarsa şaşırmamak lazım. Bu işler hiç belli olmaz. Bakmışsınız Meksika’ya duvar çekeceğim diyen adam Türkiye ile ilişkilere de duvar çekmiş. Gülmeyin. Popülizmin politikada şakası olmadığını ne iyi bilen ülkelerin başında geliyoruz!

Ancak Trump iktidara gelmese de ABD ile ilişkilerdeki sıkıntı kapalı kapıların ardında sızıyor. Bir zamanların garanti müttefiki hiç de öyle çantada keklik gözükmüyor. Sadece bu ayın sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Washington gezisini bile düşündüğünüzde hiç umulmadık sürpriz sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz.

shutterstock_353116925

Velhasıl diplomasinin zor baharı derken belki az bile söylüyoruz.

Bu bahar alınacak kararlar Türkiye’nin yakın geleceğini uzun dönemli etkileyecek kararlar olacak.

Biraz kendi iç gündemimizden çıkıp en azından etrafımızdaki gelişmelere bakmanın konuşmanın tam zamanındayız. İç politikadaki yılgınlık ve durgunluk için diplomasiyi de güzel bir ilaç olarak sunabiliriz.

Şimdilik siyasi partilerin çoğu kış uykusundalar ama umarım uyandıklarında çok geç kalmış olmazlar.

Tarih günün birinde bugünleri yazarken sanırım bu yazıyı da olacakların ilk habercisi olarak tozlu sayfalarının nadir bir köşesinde saklayacak.

İzleyelim ve görelim.

-

Yazının devamını okumak ve Dipnot Tablet’in 260. sayısını indirmek için

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play