‘Çocuğum olmadan asla’ Film Değil Gerçek Bir Hikaye

Salı, 28 Mayıs 2013 16:40

resimler 006Adı Rindan Göçmen,

44 yaşında

Biri Khan diğeri Doruk adında iki çocuk annesi.  Ancak Khan’ı tam iki buçuk yıldır göremiyor Rindan. Ondan hiçbir haber alamıyor. Hayatta mı onu bile bilmiyor. Kayıp mı? Aslında değil. Peki nerede Khan?

Khan, Doruk ve Rindan’ın hikayesini anlamak için filmi biraz başa sarmak gerekiyor.

Bu hikayenin adına ister kader deyin ister şans. Hikayemizin kahramanı Rindan Amerika’ya ilk kez 1993 yılında eğitim için gider. İki yıl boyunca New Jersey’de 9 çocuklu bir ailenin yanında pansiyoner olarak kalır. Niyeti iki yılın sonunda Türkiye’ye dönüp eğitimini aldığı elektrik elektronik mühendisliği alanında çalışmak. Öyle de yapıyor. Dönünce eğitimli ve iyi bir mühendis olarak kariyerinde hızla ilerlemeye başlar. 2002 yılında üç aylık bir tatil için yıllar önce öğrencilik yıllarında gittiği Amerika’ya gider. Burada eski arkadaşlarını, eşini, dostunu görür. Dönmeden önce aradığı ve görmek istediği son kişi ise öğrencilik yıllarında evlerinde kaldığı Lagemann ailesi olur. Ancak Bayan Lagemann Rindan’ı California’ya çağırır. Rindan da atlar gider, Lagemann’ların yanına. Bayan Lagemann’ın 9 çocuğunun en küçüğü olan John’la da ilk kez burada tanışır. Rindan’ın bundan neredeyse 10 yıl önce ilk Amerika’ya geldiğinde John ailenin California’daki evinde kaldığından, New Jersey’deki evde pansiyoner olarak kalan Rindan’la hiç karşılaşmamış. Ancak ilk görüşte aşık olur. 5. gününde evlenme teklif eder. O günlerde aklından evliliğin e’si geçmeyen Rindan Türkiye’ye geri döner. Ancak John Rindan’ı Türkiye’de de ziyaret edip onu ikna eder. Birlikte Amerika’ya giderler. 2002 yılının Şubat ayında Amerika’ya gider gitmez John, Rindan’ı LA’e tatile götürür.

Los Angeles’te Rindan’ı büyük bir sürpriz beklemektedir. Beyaz bir gelinlik, beyaz bir limuzin, küçük bir şapel…. Evlilik için bütün hazırlıklar tamamdır.

Herşey mutlu mesut giderken evliliklerinin 6. ayında Rindan, John’un alkolik olduğunu fark eder. Şiddet başlar. Bir gün evdeki kriz o kadar büyür ki, eve polis gelir. John’u evden atarlar. Ve bir kliniğe yatırılar. Uzun bir süre burada alkol ve psikolojik tedavi görür.

Bir süre sonra eve temiz halde dönen John karısından özürler diler. Rindan zaten onu affetmeye hazırdır. Mutlu günlerine geri dönerler. Artık aralarında ne alkol ne de şiddet vardır. En mutlu günlerini yaşarlarken John eşine çocukluğunu anlatır.

Rindan: ‘Ben John’un psikolojik sorunlarının altında hep annesiyle olan sorunlu ilişkisinin olduğunu düşünürdüm. Kişilik kayması vardı. Bir gün bir canavar ertesi gün ise melek gibiydi. Ve çoğu zaman bir gece önce yaptıklarını, söylediklerini hatırlamıyordu bile. Annesi İrlandalı bir Katolik kadın. 9. Çocuğu John. Aslında istememiş, ama inancı gereği doğurmuş. Fakat doğduktan sonra bir gün bile bakmamış. Kendisinden birkaç yaş büyük ağabeyleri, ablaları tarafından büyütülmüş John. Ama anne sadece John’a değil aslında hiçbirine bakmıyor. Bu çocuklar kendi kendilerine büyüyor. O yüzden de her türlü şeyi kendi aralarında yaşıyorlar. Örneğin abisi ablasına tecavüz etmiş. Bir abisi akıl hastası. Çocukların hepsi uyuşturucu kullanıyor. Evin damında yetiştirip içiyorlar aşağıda içiyorlar, partilerde satıyorlar ama bundan ne annenin ne babanın haberi var. Ablası ilk kez 12 yaşında uyuşturucu kullanmış. 8 yaşında sigara içmiş. Bunları bana John kendisi anlattı. Bir gün anneleri çocukları kenara çekip size bundan sonra yemek yapmayacağım diyor. O tarihten sonra babaları eve hazır yemekler taşıyor. Konserve. Ama kendinden büyük çocuklar sütleri, peynirleri yiyip bitiriyor ona genelde bişey kalmıyor. Bu 9 çocuk aç ve sefil büyüyorlar ama aslında gayet halleri yerinde bir aile. California’nın en iyi bölgesinde yaşıyorlar. Açlık parasızlıktan değil, ilgisizlikten. Hatta öyle aç kalıyor ki John, yan komşunun kuşlar için bıraktığı yemleri yediği günler bile oluyor. ‘

Rindan bütün bunları John’un kendisiyle dertleştiği iyi günlerinde öğreniyor. Kocası için üzülüyor, bütün agresifliklerini, aşırılıklarını, sorunlarını o çocukluk günlerine bağlıyor ve onu anlamaya çalışıyor. Tam o günlerde hamile olduğunu öğreniyor Rindan. Bu güzel haberi kocasıyla paylaşıyor ama onun tepkisi hiç de beklediği gibi olmuyor. Hamilelik testi tüpünü kafasına atıp evi terk ediyor. 9 ay eve gelmiyor. Boşanmak istediğini söyleyip mahkemeye başvuru dilekçesini gönderiyor.

2004 yılının Kasım ayında Khandünyaya geliyor. Çocuğun dünyaya gelmesinden bir süre sonra John da yavaş yavaş eve yeniden gelmeye başlıyor. Bir süre sonra her şey normale dönüyor. Daha doğrusu Rindan öyle sanıyor. Çünkü tam bu sırada bu kez de John’un uyuşturucu kullandığını tesbit ediyor. Aynı dönemde ikinci kez hamile olduğunu da öğreniyor. Çocuk haberi her aileyi sevindirir ama nedense John’daki tepkiler böyle olmuyor. Bu kez hamile karısını ve 2 yaşındaki çocuğunu sokağa atıyor.

Khan ile birlikte şiddet gören kadınların yaşadığı sığınma evinde kalmaya başlıyor Rindan. Bu arada boşanma davası başlıyor. O günleri şöyle anlatıyor: ‘Ama yine de huzurluyduk. O gergin ve mutsuz günlerden sonra bize en azından başımızı sokacak bir yerin olması iyi gelmişti. Ama çok sert kuralları olan bir yerdi. Akşam 8 den sonra yemek yasak. Ne sana ne de çocuğa… Yemekten, temizlikten sırayla oradaki kadınlar sorumluydu. Her türlü insan vardı. Delisi de, hırsızı da…. O kadar aç kaldım ki anlatamam…. Hamileydim ama yemek belli bir saatten sonra verilmediğinden doymuyordum. 8 ay kaldım sığınma evinde…’

Bu arada dava devam ederken mahkeme ara bir kararla Khan’ın velayetini geçici olarak babasına verir. Üç gün annesinde, 4 gün babasında kalır Khan. Ancak babasından her geldiğinde eli yüzü morluklar içinde olur. En sonunda bir gün susar ve bir daha konuşmaz Khan. Neredeyse iki yıl doğru dürüst konuşmaz… Sadece çığlık atar. Ve kendi etrafında dönüp durur çocuk. Rindan: ‘Otistik teşhisi kondu Khan’a. 4 ay otistik çocukların gittiği bir okulda eğitim gördü. Ancak götürdüğüm bir profesör üç saat boyunca Khan’la vakit geçirdikten sonra bana ‘kızım bu çocuk otistik falan değil, sadece sensizliğe dayanamıyor, senden ayrı kalmaması gerek’ dedi.

Rindan doktorun ’12 saaten daha fazla annesinden ayrı kalmasın. Babasıyla olan görüşmelerinde de annesi yanında bulunsun’ raporunu mahkemeye sunar. Ama tüm mahkeme sürecinde olduğu gibi yine dikkate alınmaz. Tüm dava boyunca Rindan tutanaklara üçüncü dünya vatandaşı olarak geçer. Parasızlıktan avukat tutamadığında, hakimin öğüdü git temizlik yap, para kazan, kendine bir avukat tut, olur.

Bu sırada hamileliğinin 8. ayına giren Rindan, stres, açlık ve susuzluğun yol açtığı rahatsızlıklardan iki kere hastaneye kaldırılır. Hastane mahkemelere katılamaz diye rapor verir. Rindan da mahkemeden erteleme ister. Ancak bu kez de hakimin cevabı ‘gerekirse burada doğurur, hamilelik bahane değil’ olur.

Anlayacağınız ne Rindan’ın sağlık durumunun yetersizliği, ne şiddet gördüğüne dair belgeler,  ne John’un alkol ve uyuşturucu tedavisi gördüğüne dair raporlar, ne John’un evinin çocuk için uygun olmadığına dair bilirkişi raporları, ne de Khan’ın annesinden ayrılamayacağına dair doktor raporları  hakimin kararında etkili olabilir.

Tarih: 3 Mayıs 2007 Çarşamba

Khan kendisinde kaldığında her gün sabah 10:30 ve 18:30’da telefonla babasına haber verme mecburiyetinde olan Rindan o gün kalktığında ilk iş olarak mahkemeyi arar. Ve erteleme talebinin kabul edilip edilmediğini sorar. Cevap ‘Kabul edilmedi’ olur. O an kafasında bir ışık yanar Rindan’ın: ‘ Bir delilik anı diyebilirim. Artık her şey son noktaya gelmişti. Çok kötü bir psikolojideydim. Bir yandan hamilelik bir yandan çocuğumu kaybetme korkusu derken kaçmaya karar verdim. Tek isteğim ülkeme dönmekti. Dönersem kurtulurum diye düşünüyordum. Önce 10:30’da etmem gereken telefonu ettim. Ertesi gün aslında Khan’ı verecektim. Ama telefonda John bana bir gün daha sende kalabilir mi, dedi. Tabi ben bu duruma çok sevindim. Bir gün daha kazanmıştım. Telefonu kapattım. Sadece küçük bir el çantası hazırlayıp bir alışveriş merkezine gittim. Çünkü artık her şeyden şüphelenmeye başlamıştım. Acaba Khan’ın kafasına çip yerleştirildi ve takip mi ediliyorum diye düşünüyordum. Güzel bir tıraş ettirdim. Baktım bir şey yok. Bir mağazaya girdim, Khan’a mayo, yeni doğacak bebeğime de battaniye aldım. Bir Taksi çağırdım. Taksici Türk çıktı. Durumu kendisine anlattım. Bana yardım etti. 48 saatlik bir yolculuktan sonra Türkiye’deydim. ‘

30 Mayıs’ta Doruk doğar. Bu arada Lahey sözleşmesi kapsamında çocuk kaçırmadan Türkiye’de dava açar hakkında John.

Beyoğlu Asliye Hukuk’ta açılan dava üç celsede biter.  Mahkeme hakimi ‘Khan’ın psikolojik durumuyla ilgili 5 ayrı doktor raporuna’, ‘tüm aile içi şiddet gördüğüne dair belgelere’, ‘John’un uyuşturucu ve alkol kullandığına dair belgelere’ rağmen ‘üzerimde baskı var gidin ne haliniz varsa Yargıtay’da görün’ diyerek Khan’ın babasına iadesine karar verir. Hem de annesi ve kardeşiyle görüşmesini hiçbir düzenleme altına almadan…

Türkiye’nin 2000 yılında dahil olduğu Lahey sözleşmesine göre çocuk alıştığı ortamdan uzaklaştırılmamalı. Ve alışkın olduğu ortama iade edilmeli. Ancak 13. Maddesine göre çocuğun yüksek menfaatlerine ters bir durum varsa bu değerlendirilmeli. Ancak Khan’ın hiçbir menfaati göz önünde bulundurulmadan, henüz belgelerin pek çoğu Türkçe’ye bile çevrilmeden iadesi isteniyor. Yargıtay da bunu onaylıyor.

İşte bu tarihten itibaren Rindan, Khan ve Doruk’un hayatında yeni bir dönem başlıyor. Tam 2.5 yıl filmlere taş çıkartan bir kaçış hikayesiyle çocuklarını saklıyor Rindan. Tek amacı, iki kardeş mümkün olduğu kadar birbiriyle vakit geçirsin, birbirini tanısın. Zira kendine itiraf etmese de bir gün Khan’ın elinden alınacağını o da biliyor.

İşte bu kaçak yaşanan günlerden bir gün, bu ailenin sofrasında Khan’ın en sevdiği yemek hamsi vardır. Tarih 22 Şubat 2011. Daha çocuklar sofraya oturmamışken kapı çalınıyor. Kapıyı açan Rindan karşılarında polisi görünce her şeyin bittiğini anlar. Ondan sonrası ise kopuk bir film sahnesi Rindan’ın hafızasında: ‘Polisler bütün binayı sarmış. Karakola götürdüler bizi. İfademi aldılar. Ardından kimsesiz çocuklar yurduna. Bana bir belge imzalayacaksınız sonra yine çocuğunuzu alıp götüreceksiniz. Babası gelene kadar sizde kalabilir, dediler. İnandım imzaladım. O anda çocuğumu elimden aldılar. John gelene kadar yurtta kaldı Khan. Sabahlara kadar uyumamış. Ağlamış. O geceyi nezarethanede geçirdim. 5 gün sonra babası geldi. 28 Şubat’ta aldı, gitti. ‘

Şimdi Rindan Doruk’la birlikte yeniden hayata tutunmaya çalışıyor. İki buçuk yıldır Khan’dan ne bir haber alabiliyor, ne sesini duyuyor.  İki buçuk yılda elektronik posta kutusuna iki üç kere fotoğrafı düşmüş o kadar.

Lahey’in Türkiye’de yanlış uygulanmasına ve yorumlanmasına son vermek için kendisi gibi aynı konudan muzdarip anne-babalarla bir araya gelip çözüm yolları üretmeye çalışıyorlar. Çocuklarını yeniden görebilmenin yollarını arıyorlar. İmza kampanyası düzenliyorlar.

Bugüne kadar Lahey kapsamında görülen 380 dava var. Sonuçları nasıl dersiniz? Hiç şaşırtıcı değil. Dava konusu olan diğer ülke Batı Avrupa, Amerika ve İsrail ise çocukların tamamı iade edilmiş. Diğer ülkeler, yani bizim üçüncü dünya saydıklarımıza ise iade edilmemiş.

Rindan’ı bugünlerde en çok üzen şey Khan değil Doruk. Daha doğrusu Doruk’un şu sözleri: ‘Anne ben artık abimin yüzünü unutmaya başladım’. İşte bu cümle Rindan’ın kafasına demir bir yumruk gibi vuruyor bugünlerde…. O zaman ‘Khan da benim yüzümü unutmaya başladı mı acaba sorusu’ beynini kemiriyor.

Doruk’sa bir hafta sonra 6 yaşına basacak. Yüzünü unutmaya başladığı abisini son gördüğünde abisinin bulunduğu yaşa….

Khan’sa ….. Türk Adaleti’nin Amerika’ya elleriyle teslim ettiği Khan’ı ise bilmiyoruz. Duyan, bilen, gören olursa bir haber eder diye umuyoruz, o kadar.….

Emiyra Yılmaz

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ