“Cihangir yazarları ve şairleri bir eksik!”

Pazartesi, 14 Ocak 2013 11:59

Dipnot Tablet Başyazarı Cüneyt Özdemir en naif İngiliz filmlerinden biri olan Fishing in Yemen’i ve Londra’nın Cihangir’i sayılabilecek Shortic semtini sizlere tanıttı. Bunun yanı sıra geçtiğimiz günlerde intihar ederek hayatına son veren Metin Kaçan’ı kaleme aldı.

FISHING IN YEMEN

Son zamanlarda seyrettiğim en naif İngiliz filmlerinden biri. Çok sıkı bir senaryo İngilizler’e has alaycılık, sonu güzel bir aşk hikayesine bağlanan orta doğu güzellemesi. Bazen İngiltere’de öylesine iyi film senaryoları ile karşı karşıya geliyorum ki şaşırmaktan kendimi alamıyorum. Bu film muhtemelen vizyona hiç girmeyecek ama olur ha girerse ya da dvd’sini bulursanız kaçırmayın. Ailece seyredebilinecek filmler vardır ya onlardan biri. Biz çok keyif aldık.


CİHANGİRYAZARLARI VE ŞAİRLERİ BİR EKSİK

Metin Kaçan intihar etti. Allah Hasan Kaçan ‘a ve kardeşi Fatih Kaçan’a sabır versin. Bir de Metin’in en yakın arkadaşı Aslan Özdemir’e sabırlar… Benim Metin ile bir dostluğum yoktu ama onun hikayesini yıllarca (bir dönem Fatih’ten) Aslan’dan dinledim. Geçtiğimiz gün Nihat Genç’in bir yazısını okuyunca onun asıl şaşaalı yükseliş dönemini değil de ceza evindeki zor yıllarını dinlediğimi fark ettim. Metin’in kitapları film oldu ama hayatı film olsa belki kitaplarından bile daha çok ilgi çekebilir. Hüzünlü, eğlenceli ve trajik bir hayat hikayesi. Bazen tanımadığınız insanların hikayeleri de üzer ya sizi… Düşününce Metin Kaçan’ın hikayesi bana hep bir roman kahramanının hikayesi kadar yakın oldu. Belki de bu yüzden etkiledi. Tek bir olayın tek bir gecenin insanın hayatında ne tür bir travma yaratabileceğini bu hikayede gördüm. Üzülmemek mümkün değil.

SHORTIC

Bazı semtler var bir mıknatıs gibi yaratıcı insanları kendine çekerler. Aynı kafelerde, aynı barlarda, aynı evlerde, aynı çevrelerde yaşayan bu insanların ortak özelliği yaratıcılıklarıdır. İstanbul’da bir dönem bu görevi Cihangir yüklendi. Hala yükleniyor mu emin değilim. Ben son yıllarda Cihangir’in yükselişi döneminde bohem bir hayatın ortasında yaşadığım için anlatacak çok hikaye var. Belki bir gün anlatırım kim bilir. Benim lafı getireceğim yer Londra’nın Cihangir’i sayılabilecek Shortic semti. Bir zamanların uzak doğulularının yaşadığı gettosu son yıllarda hızla toparlanıyor. En son Hüseyin Çağlayan’ın Shortic’deki ofisine gidip söyleşi yapmıştım.Geçen gün de yemeğe bir restorana gittik. Beğenmedik bir kaç yüz metre ötede bir başkasına geçtik. Yolda onlarca restoran vardı ve ağzına kadar doluydu. Üstelik öyle kasıntı tiplerle de değil. Tıpkı bizim Cihangir tayfası… Londra’ya yolu düşenlere bir tur atmak için tavsiye ederim. Yine de gündüz turu atmakta da fayda var. Gece ne olur kefil olamam bana hala pek tekin gelmedi. Tıpkı Cihangir geceleri gibi…