Çevik Kuvvet Polisi’nin Psikolojisi! Şiddet ortamının önceden önlenmesi için neler yapılıyor?

Cumartesi, 8 Haziran 2013 08:20

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Başbakan Erdoğan Taksim’de Gezi Parkı direnişi ile başlayan protestolarla ilgili çeşitli açıklamalarda bulundu. İlk açıklaması şiddet yönetimi ile ilgili sorunların olduğu ve bunların denetlendiği yönündeydi. Başbakan Erdoğan’ın bu konudaki görüşleri belki de eylemcilerle Başbakan’ın hemfikir oldukları tek konuydu.

Yıllardır en ufak protestoya dahi tolerans göstermeyen, 4+4+4 protestosundaki öğretmenlerden Tekel işçilerine, öğrencilerden çevrecilere kadar binlerce insanı şiddetle muhatap eden çevik kuvvet polisinin yaptıkları deyim yerindeyse yanlarına kar kalıyor. Son zamanlarda orantısız güç kullanımına yönelik, polise dair verilmiş bir karar, cezalandırma ya da önlem ben hatırlamıyorum.

Kameraların kaydettiği görüntülerden yola çıkarak şunu söyleyebiliyoruz: Polisler şiddete bulaşmamış da olsa eylemcileri ‘’vatan haini’’ olarak dahi tanımlayabiliyor. Devlete karşı geldiği düşünülen vatandaşlar, kadın, erkek, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan orantısız şiddete mağruz kalıyor.

Peki bu şiddet ortamının önceden önlenmesi ve Çevik Kuvvet polislerinin ilgili konularda eğitimi için neler yapılıyor?

Çevik Kuvvet polisinin katıldığı bazı seminerler;

“Toplum Psikolojisinin Özellikleri” -‘’Stres Yönetimi ve Öfke Kontrolü’’ – ‘’Öfke Kontrolü ve İletişim Teknikleri’’ – ‘’İletişim Becerileri’’ – ‘’Bir Çatışma Modeli’’ (ilgili model üzerinde psikolojik eğitim) – ‘’Psikodrama Yöntemi ile Çalışma’’ – ‘’Stresle Başa çıkma Yöntemleri’’ – ‘’Sık Görülen Ruhsal Bozukluklar’’ – ‘’Kişiler Arası Iletişimde Sorun Çözümleme ve Öfke Yöntemi’’ – ‘’Iletişim Teknikleri Ve Algılama’’ – ‘’Özgüven ve Benlik Kavramı’’ – “Kitle Psikolojisi.’’

Çevik Kuvvet polisleri, eğitimleri boyunca orantısız güç uygulaması ile ders de alıyorlar: ‘’Suçluya Yaklaşma’’ – ‘’Cop Kullanma ‘’ – ‘’Orantılı Güç Kullanımı Uygulamaları’’.

Ancak bugünlerde yaşadığımız olaylara baktığımızda polislerin eğitimlerden yeterli verimi almadıklarını ve protestoları demokratik hak olarak teşhis etmediklerini görüyoruz. Geçtiğimiz hafta görüştüğüm bir polis memurunun sözlerinden yola çıkarak şunu da söylemekte yarar görüyorum: Polis memurları Temel İnsan Hakları konusunda eğitimsiz ve devletin gücünün karşısında her hareketin gayri-meşru olduğunu düşünüyor.

Polis Bilimleri Dergisi’nin 2012 yılındaki sayısında ‘’Çevik Kuvvet Polislerinin Psikolojik Belirti Düzeyleri Ve Stresle Baş Etme Yollarının İncelenmesi’’ konulu bir araştırma yayınlandı. Bu araştırmaya göre, Emniyet Teşkilatında Çevik Kuvvet Personelinin Yaşadığı Psikolojik Belirtiler ve Stresle Baş Etmede Kullandıkları Yollar Arasındaki İlişkiye Ait Bulgular şu şekilde özetlenmiş: Anksiyete, Depresyon, Olumsuz Benlik, Somatizasyon, Hostilite. Araştırmaya göre bu sorunlarla mücadelede kadın memurların daha başarılı olduğu, ayrıca bakar memurların daha fazla psikolojik problem yaşadığı tespit edildi. 872 kişiyle yapılan çalışmada 672 kişi sorunlar için talepte bulundu. Bu taleplerin 231’i Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik hizmeti…. 23 memur ise sorunların hiç bir şekilde çözüleceğine inanmadığını söyledi. Ek olarak, polis memurları arasında hobisi bulunan polis memurlarının daha az psikolojik sorun yaşadığı tespit edilmiş.

2009 yılında Çukurova Üniversite’sinden Nuriye Okyay imzalı Emniyet Teşkilatına Bağlı Okullardan Mezun Olup Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde Görev Yapan Polislerin Psikolojik Hizmet Algıları, İş Doyumu Ve Tükenmişlik Düzeyinin İncelenmesi başlıklı yüksek lisans tezini inceledim. Bu teze 270 polis katılmış, daha fazla psikolojik destek talep eden polis sayısı %80 oranlarında tespit edilmiş. Ayrıca şimdiye dek verilen psikolojik rehberlik eğitimlerinin yeterli olduğunu ifade eden memur sayısı sadece %23 oranındadır.
Tarihi sadece kavga unsuru olarak görüp, tarihin kendisiyle savaşmakta tereddüt etmezken, geçmişten ders çıkarmak konusunda hep sınıfta kalıyoruz.

Mehmet Doğan