Catastrophe: Küçük Kıyamet; Büyük Felaket

Salı, 14 Temmuz 2015 10:57

Romantik komedilere karşı doğal bir antipatim olmasa da son yıllarda bu türün iyi örneklerinin nadir olduğu kesin. Bunun için de “romantik komedi” kelimelerini duyunca içim bir tuhaf olur. Tüm bölümleri aynı anda gösterime sokulan ve nispeten alternatif bir kitleye hitap eden komedyenlerin dizileri de öyle çok hoşuma gitmez. Ve son olarak istisnaların bulunmasına rağmen İngiliz sitcom’larının genelde dandik oldukları kanısındayım.

Tüm bunları göz önünde bulundurunca Şubat ayında İngiltere’nin Channel 4 kanalında gösterilen ve iki hafta önce Amazon tarafından tüm bölümleri internete koyulan “Catastrophe” adlı romantik-komedi tarzındaki İngiliz sitcom’una fitil olmam gerekir, değil mi? Tam tersi. Twitter “fenomeni” komedyen Rob Delaney ve İrlandalı senarist Sharon Horgan’ın birlikte yazıp başrollerini paylaştıkları dizi senenin hem beyaz perdede hem de küçük ekrandaki en iyi romantik komedisi. Hatta son zamanların en iyilerinden. O kadar iddialı konuşuyorum.

Rob Delaney’nin kendisiyle aynı adı taşıyan karakteri, Boston’da yaşayan bir reklamcıyı oynuyor. Bir haftalığına iş ziyaretine geldiği Londra’da bir barda, sınıf öğretmenliği yapan Sharon’la tanışıyor. İkisinin arasındaki elektrik bariz: neredeyse birbirlerinin cümlelerini tamamlıyorlar; zaten mizah anlayışları da aynı; bir de bunun üstüne aralarında fiziksel bir çekim de olunca geceyi birlikte geçiriyorlar. Sonraki beş geceyi de. Buraya kadar iyi. Fakat yaklaşık bir buçuk ay sonra Rob’un telefonu çalıyor; arayan Sharon ve Sharon hamile! Rob Londra’ya Sharon’ın yanına gidiyor ve hamilelik serüvenine birlikte atılıyorlar. Bütün bunlar dizinin birinci bölümünün ilk on dakikasında oluyor. Zaten “Catastrophe”nin başarısında anlatının bu tıkır tıkır yürümesi de büyük rol oynuyor.

catastrophe-01Dizinin kalitesindeki en büyük pay şüphesiz Delaney ve Horgan’ın senaryolarına düşüyor. Her şeyden önce seyirciyi küçümsemeyen veya aptal yerine koymayan bir hikaye. Kırklı yaşlarda iki kişinin kendilerini tam anlamıyla yeri yerinden oynatacak bir travmanın ortasında bulmalarıyla başlayıp, bununla nasıl baş edebileceklerini onlarla birlikte keşfeden, plansız, programsız, zorlamadan uzak bir yapım.

Daha da fazlası, modern bir toplumda iki erişkinin çocuk yetiştirmeden önce dünyaya çocuk getirme gibi bir kararda uzlaşmaları gerektiğinin farkında. Doğruya doğru; belli bir yaştan sonra özellikle kadınlar için bu bir opsiyon olmaktan bile çıkıyor. BU sebepten dolayı dizide Sharon’ın 40’ın üzerinde olması ister istemez bebeğin Down Sendromlu olabilme riskini artırıyor. Bunun yanında tetkiklerde Sharon’da “ön kanser” ortaya çıkıyor. Doğal doğum sırasında çocukla birlikte bu “ön kanser”in de gitmesi muhtemel diyor doktor, ama doğal doğum yine Sharon’ın yaşında uygun mu? Sonra Rob, Boston’da işini bırakıp Londra’ya gidiyor Sharon’la birlikte olmak için. Londra’da ofis açıyorum ayağına sabah akşam Sharon’la takılıyor. Fakat bıldır yediği hurmalar en sonunda yapacaklarını yapıyor.

Temelinde iki tane metafor gizli dizinin. Birincisi, en önce birlikte çocuk yapıp daha sonra birbirlerini tanımaya başlayan çiftin aslında diğer normal çiftlerden ne farkı var diye soruyor. İnsanlar birbirlerini ne kadar iyi tanır ki? Hatta insan kendini bile ne kadar iyi bilebilir ki? Bir kriz anında nasıl davranacağımızı sadece o kriz gelip çattığında biliriz çoğumuz. O zaman da plan yapmak için iş işten geçmiştir zaten.

Hazırlayan: ALİ ARIKAN

Yazının devamı ve Dipnot Tablet’in 225. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play