Canavar mısın yoksa insan mı?

Pazar, 16 Şubat 2014 11:35

Kaç kere doldun taştın hatırla. En önemsiz en küçük damla değil miydi sonunda, her şeyi yerle bir eden?

Sonra kaç tane karar aldın değişmek için. Bazı insanları çıkardın da hayatından rahatlamadın mı?

Her şeyin yeri değişti.

İşte tam bu zamanlarda soruyoruz kendimize. Neden? Ben mi seçiyorum başıma gelenleri? Neler oluyor?

Kalbi sürekli halden hale sokulan insan, her anı farklılaşan ve yaşadığı her şeyi sonsuzlaştıran insan, korkudan ışıkları açmayıp, yorganı üstüne çekiyor, hayattaki tüm gördüklerine ve görmediklerine!

Dağları taşların kabul etmediği gücü insan kabul etmiş ve sonrasında seçme şansın kalmamış, artık buradasın, dünyada. Dönme ihtimalinde yoksa, tek bir soru kalıyor kendine!

Ne yapacağım?

‘Ne yapacağımdan önce ne yapıyorum?’ sorusuna bakalım önce.

Şu an aldığım nefes az sonra yok olup gidiyor. Her defasında bir eksikliğin var. Sürekli yenilenme çaban devam ediyor. Her nefes alış verişinde farklılaşıyorsun. Devamlısın süreklisin.

Pişmanlıkla keşkeler ile kalbini yorup, nefesini hızlandırıyorsun. Ya kaçıyorsun ya da acele edip yakalamaya çalışıyorsun. Bir seni yaratana bakıyorsun ne kadar küçüğüm, sonra yarattıklarına bakıyorsun en büyüğüm diyorsun. İşte burada başlıyor karmaşan.

Dünyada bencil, egoist, narsistleştikçe suçlu sorumlu, hatalı sen değil, diğerleri oluyor gözünde.

Kalbini yaralıyorsun! Onu da kabul etmeyip üstünlük kompleksiyle kapatıyorsun.

Aslında hayat fısıldıyor sana gerçeği, yapman gerekeni. Kendini bil ve uyum sağla diyor. Önce yerini bil sonra uyumla.

Yağmur da ıslandın diye yağmur kötü diyemezsin .Dünyada her şey anlamlı. Sıkıntılar, problemler, engeller!

Sadece insan kendi konforu bozulduğunda savunmaya geçiyor. Savunmada aşırılaştıkça anlamlardan uzaklaşıyor. Kendine düşman biliyor başına gelenleri. Duyduklarını gördüklerini dokunduklarını. Gerçekten bu mu anlamları?

Sanki abartmayı da abartmış durumdayız. Bir kalbin var farkında mısın? İçine neler doldurdun? Sadece senin değil, ailenin, mahallenin, çevrenin, vatanının hatta dünyanın bile kalbi var. Hepsinin kalbi doldu taşıyor. Dayanamadığı acı veren, saklamış ne varsa geri püskürtürcesine harekete geçmiş durumda. Dünya bile taşıyamaz hale geldiyse eğer, görmek lazım mesajı.

Herkesin gizli kasasını açtı dünya. Saklanmış yalanlar, yenilmiş haklar, yapılmış zulümler, dolandırılmış hayatlar ne varsa kusuyor hepsini. Yıllarca mutlu fotoğraflarda gördüklerimizi cezaevi ya da yurtdışına kaçarken resimliyor. Bazılarını cenazelerde, duası okunan, bazılarını bir kurşunla yaralayıp, yeter diyor.

Kim sevgisiz, samimiyetsiz evlendiyse boşatıyor. Hak yiyenleri yediklerinde boğuyor. Çünkü dünyanın kalbi de dayanmıyor artık bu kadar siyahlığa.

Kimi şansını yitirdi, kimine son şansları vermiş durumda. Düşünüyor teker teker maskeleri ve anlıyoruz ki çizgi filmlerdeki kurgularla yönetildiğimizi.

Korkunç canavarı sevimli kılmak için takılan papyonların anlamını görüyoruz artık. Bize saldıran zulmeden yalan söyleyen insanların renkli papyonlarından da rahatsız oluyoruz artık.

İki varlık çıkıyor karşımıza.

“Canavarlar ve İnsanlar.”

Oysa insan olarak yaratılmadı mı hepsi?

Ne oldu da CANAVAR’a dönüştü birileri?

Ya çok canı yandı önceleri ya da canavarların içine doğdu.

Amaç neydi?

İnsan olmaksa eğer! Üzülme artık etrafında olanlara. Dünyanın kalbi bu, biraz hızlı atıyor. Olan biten ne varsa canavarları öldürmek, canavar olmak isteyenleri engellemek için.

Adalet dönemi hızlandı, üst üste dağıtılıyor şu günlerde ,maskeler düşene kadar devam edecek. Sen hemen yargıda bulunma sakın.

Bekle ve gör hemen inanma her duyduğuna, bekle ve gör.

Asıl gerçekler herkes dedikodusunu yaparken değil, ortalık sessizleştiğinde çıkacak.

Sen bu geçen zamanda kendine şunu sor:

Canavar mıyım? İnsan mıyım?

Aşkım Kapışmak (@Askapismak)

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ İNDİRMEK İÇİN