“Bu Karara Fazıl Say da Sevinmeli” Say’ı Savcılığa Veren Mühendis Dipnot’a Konuştu

Cumartesi, 20 Nisan 2013 15:38

emre7Ünlü piyanist Fazıl Say’ın 10 ay hapis cezası alması ile sonuçlanan davayı açan mühendis Ali Emre Bukağılı davanın ardından Dipnot’a konuştu. Cezadan ibret alınması ve davranışlarını düzeltmesi için bir fırsat olarak görmesi gerektiğini belirten Bukağlı “Bence bu karara Fazıl Say da sevinmeli dedi.”

-Ali Bey, Fazıl Say’ın hapis cezası almasına neden olan tweeter mesajını ilk ne zaman, nasıl gördünüz ?

Ali Emre Bukağılı: İlk olarak internette haberler çıkınca gördüm, sonrasında şikayetçi oldum.

-Savcılığa başvurmaya nasıl karar verdiniz? Bu süreci bize anlatır mısınız?
Ali Emre Bukağılı: Fazıl Say’ın yazdığı yazılar öyle kabul edilebilir, ifade özgürlüğü kapsamında görülebilecek fikir açıklamaları değil. Müslümanlara ve dini değerlere yönelik açık küfürler ve hakaretlerden oluşuyor. Elbette ne inancımıza ne de kendimize hakaret ettirmeyiz. Fazıl Say’ın yaptığı Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanan, dünyanın birçok ülkesinde de suç olarak görülen bir eylem. Ben de savcılığa gidip şikayetçi oldum.

-Neden sikayet etme gereği duydunuz?
Ali Emre Bukağılı: Aslında Fazıl Say bu konuda uslanmaz bir kişilik gösteriyor. Herkese hakaretler ediyor ve hakaretlerinden dolayı kimseden, özür de dilemiyor. Ama kendisine yapılan en hafif eleştirileri bile dava ediyor. Hülya Avşar’a, Müslüm Gürses’e, Ercan Saatçi’ye davalar açtı. Bu basın tarafından dile getirilmiyor. Bu konunun önemli ve öne çıkarılması gerektiğini düşünüyorum. Kendisi istediği gibi dava açabiliyor, bu davalarının takipçisi oluyor ama biz ona dava açtığımızda “Bana dokunmayın, ben sanatçıyım, ünlüyüm” diyor. Türkiye hukuk devleti. Fazıl Say müslümanlara yönelik ağıza alınmayacak küfürlerle kapsamlı hakaret ettiği ve çok aşağılayıcı ağır cümleler kullandığı için ceza almıştır. Ve bu hakaretleri Allah’a inanan herkese söylemiş oluyor. Dolayısıyla bir Müslüman olarak bana da hakaret etmiş oluyor. Elbette ki hakkımızı hukukla arayacağız. Hiç kimsenin bir başkasının şahsına veya dini değerlerine hakaret etme hakkı yok. Fikirlerini açıklayabilir, ateist olduğunu ifade edebilir. Ancak bunları ifade ederken hakaret ifadeleri kullanması olmaz. Herkes öncelikle birbirinin fikirlerine saygı duymalı.

-Verdiğiniz dilekçeden ne sonuç bekliyordunuz? Ne umarak sikayet ettiniz?
E.B: Elbette ki cezalandırılması sonucunu bekliyordum ve beklentim de gerçekleşti. Başka deyişle adalet yerini buldu. Umarım bundan böyle bu şekilde ifadeler kullanmaz. 5 yıl denetim süresi var, elbette ki takipçisi olacağım, aynı suçu bir daha işlerse bu sefer hapis yatar. Aynı suçu tekrarlamasını da istemem, hapis yatmasını da. Hiç kimsenin suç işleme ayrıcalığı olamaz. Bu Fazıl Say da olsa, sokaktaki vatandaş da olsa kanun önünde herkes eşittir.

-Fazıl Say’ı tweeterda takip ediyor musunuz? Bu olaydan sonra takipe devam ettiniz mi?
E.B: Hayır takip etmiyorum. Ancak dava süreci nedeniyle ara sıra tweeter hesabına bakıyorum. Zaten hesabı herkese açık bir hesap. Bütün takipçileri ve takipçisi olmayanlar da tüm yazdıklarını görebiliyor. Zaten o yüzden, aleniyet unsuru gerçekleştiği için aldığı cezada arttırım yapıldı.

-Bu olaydan önce Fazıl Say’ı tanır mıydınız? Hakkında ne biliyordunuz?
E.B: Elbette ki tanırdım, herkesin tanıdığı kadar. Bir kısım insanlar bu dava açıldığından beri Fazıl Say’ın tanınmış bir müzisyen olduğunu vurguladılar ve hala da vurguluyor. Bunu zaten herkes biliyor. Ama piyano çalmasının konumuzla ne ilgisi var onu anlamıyorum. Ayrıca ben sanatçı yönünü de zayıf buluyorum. Propagandayla, gündemde tutma yöntemleriyle, solcuların desteğiyle dikkat çekmeye çalışıyor. Bir söyleşide de söyledim Ciguli ondan çok daha iyi sanatçıdır. Bin kat daha iyi bir sanatçıdır. Ciguli insanları güzel şekilde eğlendiriyor, neşeli, tevazulu. Kimseye küfretmiyor. Hakaret etmiyor. Ağzını bozmuyor. Mazlum ve kendi halinde bir insan. Ciguli Fazıl Say’dan binlerce kat, milyonlarca kat daha iyi sanatçı.

-Hiç Fazıl Say ya da bir başka klasik müzik konserine gittiniz mi?
E.B: Klasik müzik konserine gittim tabi ki ama Fazıl Say konserine gitmedim.

-Eğitiminiz nedir? Hangi işle uğraşıyorsunuz?
E.B: İnşaat Mühendisiyim. İTÜ’den mezun oldum. İ.Ü. İşletme Fakültesi’nde işletme masterı yaptım. İnşaat ve ticaretle uğraşıyorum.

-Sonuçta sizin şikayetinizle bir insan 10 ay hapis cezası aldı, ‘mutluyum’ diye tweet attınız. Hiç pişman olmadınız mı?
E.B: Elbette ki pişman olmadım, bilakis karar çok doğru bir karar. Kanunda suç olarak görülen bir eyleme karşılık verilmiş bir ceza. Ben de şikayetçisiyim. Bence bu karara Fazıl Say da sevinmeli, bu ceza hatadan dönmesine vesile olmuştur umarım. Cezadan ibret almalı, davranışlarını düzeltmesi için bir fırsat olarak görmeli.

-Bu karar hem yurt içinde hem yurt dışında ifade özgürlüğüne dair bir engelleme olduğu söylenerek çok eleştirildi. Sizce ifade özgürlüğü kısıtlanmadı mı Fazıl Say’ın?
E.B: Kesinlikle böyle birşey yok. İfade özgürlüğüne engelleme olarak görülmesi tamamen Fazıl Say’ın ve belli çevrelerin yurtdışını yanlış bilgilendirmesinden kaynaklanıyor. Sanki sadece ünlü birinin şiiri paylaşılmış gibi bir imaj verilmeye çalışılıyor. Böyle birşey yok. Birincisi paylaşılan Ömer Hayyam’a ait bir dize değil. İkincisi Fazıl Say’ın yazdıkları direkt kendi yazıları ve açık küfür ve hakaretler içeriyor. Cezayı da bundan dolayı aldı, şiiri paylaştığı için değil. Mahkemeye emsal AİHM kararları sunduk. Yabancı basın ve radyo kuruluşlarından da bu konuda bana görüş soranlar oldu, kendilerine konunun gerçeğini anlattım. Hepsi bana hak verdiler ve yanlış bilgilendirildiklerini söylediler.
Ayrıca sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarında değil, gelişmiş ülkelerdeki hiçbir hukuk sisteminde kişilere ve özellikle de inançlara hakaret etme özgürlüğü bulunmamaktadır. Buna karşın, yapılan bazı taraflı açıklama ve yayınlarda Fazıl Say’a dava açılmasının güya Türkiye’ye özgü, Türkiye’yi mahçup edecek, fikir özgürlüğüne aykırı bir uygulama olduğu havası estirilmeye çalışılmaktadır. Gerçekte ise tüm gelişmiş hukuk sistemlerinde, özellikle din ve inanca dayanarak hakaret etmek suç olarak düzenlenmiştir.

- Sizce ifade özgürlüğü nedir? Türkiye’yi bu anlamda nasıl biliyorsunuz?
E.B: Eleştiri yapmak, görüş açıklamak, fikir beyan etmek “yasal hak”lardır. Ama bunları yaparken başkalarının kişilik, onur ve inançlarına saldırmak kanunlarımıza göre “suç”tur. Türkiye’de hukukun işlemesi herkes için sevindirici olmalıdır. Temennim, herkesin görüşlerini açıklarken sağduyulu, yapıcı, başkalarının görüş ve inançlarına saygılı davrandığı bir anlayışın hakim olması, bunun sonucunda ülkemizde ve dünyada sevgi, anlayış, barış ve huzurun kökleşmesidir.

Nitekim ifade özgürlüğü konusunda Türkiye’nin gittikçe iyiye gittiğini görüyorum. Bu çok açık, bunu yabancılar dahil herkes görüyor. Yeni hukuki düzenlemeler de bunu gösteriyor zaten. Ama tekrar ediyorum Türkiye’ye en büyük zararı verenler Fazıl Say’ın mahkumiyeti konusunda yabancıları yanlış bilgilendirenlerdir. Fazıl Say Müslümanlara ve dinimize hakaret ettiği ve aşağıladığı için ceza almıştır. Fikirlerini açıkladığı için değil.
Ayrıca dünyanın hiçbir ülkesinde, hiç kimseye ve hiçbir inanca hakaret edilmesi alışılacak ve kabul edilebilecek bir durum değildir. Tüm dünyada Müslümanlar’ı önce öldürmeye alıştırdılar. Amerika’da, Irak’ta, Afganistan’da her yerde milyonlarca Müslüman öldürdüler. Almanya’da Müslümanlar’ı yakma, aşağılama modası çıktı. Müslümanlar’ı hakarete alıştırdılar, ‘bunda ne var ki’ mantığıyla yaklaştılar. Şimdi de Türkiye’de Müslümanlar’ı hakaret edilmeye alıştırmaya çalışıyorlar. ‘Bunda ne var ki?, Niye suç olsun ki?’ şeklinde yaklaşımları medyada yaygınlaştırıyorlar. Bunların hiçbiri kabul edilemez. Hiçbir insan adaletsizliğe, hukuksuzluğa, hakarete alışmaz. Hakaret ederek suç işleyen kişi kim olursa olsun kanunla, hukukla karşılığını alacaktır.

- Sonuçta Fazıl Say Ömer Hayyam’ın olduğu söylenen dizeleri retweet etti. Sizce Ömer Hayyam da mı suçlu o zaman?
E.B: Fazıl Say’ın Ömer Hayyam’ın şiirini aktardığını ifade etmesi de dürüstlükle bağdaşmaz. Çünkü ceza aldığı konu bu değildir, şiir aktardığı için suçlu bulunmamıştır. Nitekim twitterdan paylaştığı suça konu yazılar sadece bu dörtlükler değil. O yazıların dışında çok daha açık küfür ve hakaretler var. İnanan insanlara son derece çirkin hakaretler ettiği için ceza almıştır. Mahkeme de şiir konusuna hiçbir şekilde atıfta bulunmamıştır, mahkemenin suç saydığı Fazıl Say’ın hakaretleridir. İnsanlar bu konuda yanlış bilgilendirilmekte ve yanlış yönlendirilmektedir.

-Nedim Gürsel’i de savcılığa şikayet ettiğiniz yazılmıştı. Doğru mu, onu niye şikayet ettiniz?
E.B: Evet ben şikayet ettim. O da yazdığı kitapta dini değerlerimize ve inançlı insanlara hakaretler etmişti.

-Ekşi Sözlük, İTÜ Sözlük ve İnci Sözlük’ü de şikayet ettiniz mi?
E.B: Ekşi Sözlük ve İnci Sözlük de dinimize ve inançlı insanlara hakaret edenleri şikayet ettim. Aynı suçu işleyen başka kimse olursa onları da elbette ki hemen yargıya intikal ettirerek anayasal hakkımı kullanırım.

-Başka hakkında savcılığa başvurmayı düşündüğünüz kimse var mı?
E.B: Oturup düşünmemi gerektiren bir durum yok. Ama dinimize, mukaddesatımıza, şahsıma hakaret eden olursa elbette ki hakkımı kanunla, hukukla ararım.

Kenan Taş

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ