Bu haberi okuyun, çapınızı öğrenin!

Çarşamba, 6 Şubat 2013 14:05

Dipnot Tablet yazarı Mehmet Doğan dünyadaki ünlü üniversiteler Cambridge, Oxford ve Harward’ın mülakatta sordukları soruları kaleme aldı.

Bilgiyi ölçmek her zaman zor olmuştur. Bilgiyi ölçmek için yapılan sınavlar hep tartışılır. Ancak bir bireyin hedeflerine ulaşmak için bilgiden çok daha fazlasına ihtiyacı vardır; analitik düşünme yetisine.

Günlük hayatın “fast food” kültürüne o kadar alıştık ki belki de ‘bizden talep edilmediği sürece düşünmüyoruz. Ee talep edildiğinde de hakkını vererek düşünüyor muyuz dersiniz? Bir bakın çevrenize, düşünmenize gerek kalmadan yapılabilecek ne kadar çok şey var.

Bilgi denildiğinde akıllara okullar gelir, okul denildiğinde is Oxford-Cambridge şüphesiz ilk sıralarda yer alır. Bu okullara kabul almak için, hangi şartlar aranır? Dil yeterliliği, etkileyici bir not ortalaması ve referans…. Hayır bu üçü yeterli değil. Baktıkları en önemli özelliklerden biri, hobinizin olup olmadığıdır. Çünkü ‘’sanat ya da spor ile ilgilenen bireyler beyinlerini daha aktif kullanırlar ve dünya ile ilişkilerini hep sıkı tutarlar’’ diye düşünülür. Diğer bir aşama mülakattır. Mülakatta sorular sorulur ve beynimizi nasıl kullandığımızı test etmeye çalışırlar.

Mülakatta sorulan sorulardan bazıları;
1. Bir salyangozun bilinci olur mu? (Deneysel Psikoloji, Oxford)
2. İnsan ne zaman ölmüş sayılır? (Tıp, Oxford)
3. Hangi kitaplar senin için zararlıdır? (İngiliz Dili ve Edebiyatı, Cambridge)
4. Elmayı nasıl tarif edersin? (Sosyal ve Siyasal Bilimler, Cambridge)
5. Neden küresel bir devlet yok? (Felsefe, Sosyal ve Siyasal bilimler, Oxford)
6. Dürüstlük nerede hukuka uyar? (Hukuk, Cambridge)
7. Doğa acaba doğal mı? (Coğrafya, Oxford)
8. Bir Bilgisayarın vicdanı olabilir mi? (Hukuk, Oxford)
9. Dünyada kaç kum tanesi vardır? (Fizik, Oxford)
10. ‘’Irk’’ diye bir şey var mı? (Tarih, Oxford)

Cambridge üniversitesi öğrenci adaylarına elmayı tarif etmeleri istenmiş. Kuşkusuz, bir ressamın ya da bir matematikçinin, bir şair ya da bir manavın tarifi farklı olacaktır. Bu soruların mutlak bir cevabı olduğunu düşünmeyin. Aslına bakarsanız varsa bile soran şahsın umurunda olmadığına emin olabilirsiniz. Bu sorular düşünceye ‘yem atmak’ iddiası taşıyor. Kişiyi düşünmeye zorlayıp, beynini ne ölçüde etkili kullandığını ölçmeye niyetleniyor. Belki de cevabı saçmalayarak anlatıp, jüriyi etkileyeceksiniz. Dünyanın en zor işlerinden birini; etkileyici olmayı başarmış oluyorsunuz.

John Farndon kitabında, bu sorulara ilişkin analitik cevapları, kendi kapasitesi dolayında cevaplamıştır. Sorular mutlak doğruyu değil, aklın girintilerini, zihnin dalgalarını gözlemlemeyi amaçlar. Basit bir örnek vermek gerekirse, bu havuzda yüzebilir misin? Sorusuna cevap vermeden önce, yüzme bildiğimizden çok daha ötesini sorgulamamız gerektiğini öğretmeye çalışıyor. Örneğin, havuzun derinliği, içindekinin su olup olmadığını, başka canlılar olup olmadığını sorgulayabilmenizi istiyor. Demem o ki bir Pirana sürüsüyle pek yüzmeniz mümkün olmayacaktır ama Bodrum’daki yazlığınızın havuzunu düşünüp cevap verirseniz, bu okullara girebilmeniz de mümkün olamayacaktır.

Aradığınız her şeyi bulabileceğiniz derginiz Dipnot Tablet 98. Sayısı ile ücretsiz olarak AppStore ve Android Market’te.