Bu da mı gol değil hakim bey? Dipnot Tablet spor yazarı CAS cezalarını değerlendirdi

Cumartesi, 31 Ağustos 2013 12:10

fenerbahce_hisselerine_cas_dopingi_h51139Dipnot Tablet spor yazarı Erdi Aydemir, Fenerbahçe’nin yaşadığı ceza-temyiz ıstırabını kaleme aldı.

O elim 3 Temmuz 2011 gününden beri her fırsatta acı yaşayan Fenerbahçe taraftarı, bu acının en büyüğünü de Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi kanalıyla yaşadı.

Bundan önce Avrupa çapında önemli cezalar alan Türk kulüpleri ya da Türk Milli Takımı vardı fakat şike nedeniyle bu kadar ağır bir ceza alan tek takım olma unvanını kazandı. Anlayacağınız, ülke futboluna en kara lekeyi sürmüş takım oldu.

90’lı yılların Türkiyesi’ndeki dış politika algısı gibi “Fenerbahçe’nin Fenerbahçe’den başka dostu yok” mantığıyla uzun yıllardır Fenerbahçe taraftarını konsolide eden Aziz Yıldırım’ın bu stratejisi, kısa vadede sonuç getirse de bugünkü tabloyu yaratmaktan da geri durmadı.

Galatasaray ve Trabzonspor’un uluslararası camiada yaptıkları başvurular, zamanın TFF yöneticilerinin yaptıkları hamleleler ve taraftarlar kanalıyla giden ihbar mektupları, Fenerbahçe’nin kendi ayağını sıkmasına neden oldu.

Çünkü Türkiye’de bu kadar yalnız olmasaydı, Avrupa’da da bu kadar yalnız olmayacaktı. Ya da şöyle düşünelim. Diğer takımlar tarafından lehte de ihbar mektupları gitseydi, sonuç yine bu kadar acı olur muydu?

Zaten Ceza Almıştı
Aslında Fenerbahçe taraftarı zaten en büyük cezayı 2011’den beri yaşıyordu. Gelen son bu ceza, işin tuzu biberi oldu.

2011-12 sezonundan beri sürekli Galatasaray’ın güçlenmesini ve kendi takımının zayıflamasını gören Fenerbahçe taraftarı, zaten mustarip haldeydi. Zaten çok acı çekiyordu. Zaten her fırsatta rakip taraftarların arkasında kalıyordu.

Son CAS kararı da müteveffanın karnının üstüne bıçak konulması gibi oldu. Artık cenaze namazı için imam, taziye evi için yemekler bekleniyor.

Hangi Hataların Arkasındayız
Fenerbahçe yönetimi daha doğrusu Aziz Yıldırım, bugüne kadar o kadar çok hata yaptılar ki bunların listesinin çıkarılması başka bir yazının konusu. O yüzden hataları biraz daha yüzeysel geçmek gerekiyor.

Aziz Yıldırım’ın hem UEFA hem de CAS duruşmalarına bire bir dahil olması, fazlasıyla olumsuz bir hava yaratmıştı. Hali hazırda anlaşma yapılmış yabancı bir hukuk bürosu zaten vardı. O halde Aziz Yıldırım’ın bu kadar müdahil olmasına ne gerek vardı?
Getirilen tanıklarda neden hep Türk mahkemesinde ceza almış kişiler seçildi?

Hep Aynı Hikaye
Aslında Fenerbahçe taraftarı bu tip ceza ve temyiz süreçlerine şerbetli hale geldi. Önce şike soruşturması başladı. Önemli simalar nezaret altına alındı.

Ondan sonra UEFA kendilerini Şampiyonlar Ligi’ne almadı. Fenerbahçe hemen itiraz etti ve CAS sürecini başlattı.

Sonrasında spor basınında hiç tanımadığımız spor hukukçularını tanır olduk. Hiç kimse Fenerbahçe’nin kazanacağını düşünmüyordu.
Ardından Fenerbahçe’nin CAS davasını geri çektiği haberi geldi. O günler, şike duruşmalarının da başladığı günlerdi.
3 Temmuz’un sene-i devriyesinde şike cezaları açıklandı. 2 Temmuz günü Aziz Yıldırım serbest bırakıldı ve tüm hukuki mekanizmaların çalıştırılacağını açıkladı.

Yargıtay süreci ise biraz ağırdan işliyordu. Fenerbahçe bir önceki sezon UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final oynamıştı. Herkes artık işin Avrupa ayağının bittiğini düşünüyordu ki disiplin soruşturmalarının yapılacağı açıklandı.

Yine hiç duymadığımız spor hukukçuları, manşetlerimizi işgal etti. Yine Fenerbahçe yönetimi sivri açıklamalar. Yine Fenerbahçe duruşmalar sonucunda suçlu bulundu. Fenerbahçe yine temyize gitti ve yine temyizde tabiri caizse 2. golü yedi.

Soruşturma-iddianame-ceza-temyiz kare ası, Fenerbahçe’nin az gol atmasından daha çok konuşuldu bu dönemde. Fenerbahçe yorumcuları bile kendilerini spor hukukçuları gibi görmeye başladılar.

Sonuç mu? Sonuç, Türk futbolunun en büyük kara lekesi. Fenerbahçe’nin cezasının açıklanmasının ardından kuzu kuzu Beşiktaş için de kara bir haber bekliyoruz. Zaten başlığımızda Part I de buradan geliyor. Prison Break’in ilk partında ana karakterimizin ceza aldığını öğrendik.

Bundan Sonra Ne Olmalı?

Fenerbahçe’ye bu kadar kara bir leke süren insanların durumu ne olmalı? İsviçre Federal Mahkemesi’ndeki ikinci temyiz süreci de beklenmeli mi?

Artık pembe açıklamaların, alık bekleyişlerin zamanı olmamalı. Artık Fenerbahçe taraftarına bunları yaşatanların hesapları kesilmeli.

Aziz Yıldırım, başkanlığı bırakırken İlhan Ekşioğlu, Şekip Mosturoğlu gibi ceza alan diğer isimler de bundan sonra kulübün kapısından dahi geçmeleliler.

Artık radikal zamanlara has radikal tedbirlerin zamanıdır. Artık şeriatın parmak kesme günüdür.

Artık TFF’nin Trabzonspor’a hak ettiği kupayı vermesi zamanıdır.

Artık Ali Koç’un başkanlık günüdür. Çünkü Fenerbahçe’yi bu bataklıktan motivasyon ve enerji, sadece ve sadece Ali Koç’ta vardır.

Twitter: erdi_aydemir

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ