Bu bir hanutçu yazısı değildir! Bu mekanlara gitmeden önce bu yazıyı okuyun

Salı, 30 Nisan 2013 14:01

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Dipnot /Özel -Son zamanlarda şehirde (İstanbul’da) bir Karaköy popülaritesidir aldı başını yürüdü. Bütün randevular Karaköy’de veriliyor, sabah kahvaltısına, öğlen yemeğine, akşam yemeğine gece eğlencesine Karaköy’e gidiliyor… Yıllarca Karaköy lokantası ve sahildeki üçüncü sınıf lokantalarından başka hiçbir yeme içme mekanı olmayan Karaköy’de şu sıralar işletmeciler yer açmak için sıraya girmiş durumda.

Sayıları şimdilik fazla olmamakla birlikte Karaköy’ün dar arka sokaklarından birkaç mekan önereceğiz sizlere. Aslında muhtemelen siz bir süredir sağda solda yazılanları okudunuz ama benim okuduğum bütün yazılar birer güzelleme. Biz size olanı da söyleyeceğiz, kusura bakmasınlar ama olmayanı da… Zira hepsine gittik, parasını verdik, yedik, içtik…

BEJ
Trendleri en iyi koklayan Lal Dedeoğlu, Karaköy’ü ilk keşfeden isim. Henüz geçtiğimiz yıl Karaköy’ü sadece bilenlerin bildiği, yolu düşenlerin gittiği bir dönemde Lal Dedeoğlu Karakol’un yanına Bej’i açtı. Şimdi her ne kadar yeni mekanlar açılsa da Bej çoktan Karaköy’ün klasikleri arasındaki yerini aldı bile. Hoş bir mekan, günün her saatinde, ama özellikle akşam saatlerinde gidilir, yenilir, içilir, keyfe bakılır. Bej’in içine değil ama dışına sözümüz var. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla birlikte Bej’in önündeki valelere arabayı verdik. Sonra içeri girdik, bir baktık tıklım tıklım, çok kalabalık. Biz de o havada değiliz, çıkalım dedik. Aradan 2 dakika geçti geçmedi, geri döndük. Aracımız daha caddede duruyor, park edilmemiş bile. O kadar yani. Ama ne olsa dersiniz valeler, park parası istiyor. Böyle bir şey olabilir mi? Resmen soygunculuk. Elin mahkum veriyorsun tabi…

KARABATAK
Tamam iyi güzel hoş mekan. İyi kahve, özellikle de kahvaltı için cool bir mekan. Gerçekten oturunca kendinizi başka bir yerde hissediyorsunuz. Bir yandan şehrin göbeğinde bir yandan da dünyadan kopmuş hissetmek kendini, böyle bir şey olsa gerek. Çok mu abarttım? (Bir sonraki cümle biraz sert de o yüzden galiba, tamamen duygusal) Arkadaş, her işin bir adabı var. Bir arkadaşım anlatıyor. 4 kişi gitmişler. Üç kişilik bir masa boş. Yan taraftan da bir sandalye alıp oturmak istemişler. Hop durun bir dakika. O da ne? Garson kız, ‘kusura bakmayın masa düzenimizi bozamıyoruz’ demiş. Nasıl yani? Şöyle: Üç kişilik masaya üç kişi, dört kişilik masaya dört kişi oturacaksınız. Orada masa boş da olsa, siz ayakta da kalsanız oturtmuyorlar. ‘Yassak kardeşim’ zihniyeti. Bizimkiler de eh napalım yukarı çıkalım diyorlar ve tam merdivenlere doğru yönelmişken, arkadan bir ses enselerinde bitiyor. ‘Kusura bakmayın yukarı kalabalık grupları almıyoruz. Orası daha çok sessizliği tercih edenler için’. Haydaaaa… Sonradan aklıma takıldı. Bu kadar gıcık olabilirler mi yoksa bizimkileri (4 kadın bu arada) gözleri tutmadı da göndermenin yolları mı bunlar diye düşünmedim değil. Yoksa, bir işletme bu kadar ‘welcome’ olamaz di mi? Bu arada, menülerinde istemedikleri kişiye servis yapmayacaklarını belirtiyorlar, ona göre. Bütün bunlar bende ‘Destuuuur. Karabatak’a gitmek senin haddin mi?’ hissi yaratıyor.

UNTER
Karabatak’ın tam karşısında. Sandalyeleri rahatça sağa sola çekebilirsiniz. Kasmayan, kasılmayan rahat bir mekan. İster yiyin, ister için. Bloodymary’yi herkes yapamaz, onlar güzel yapıyor. Süper sosisli sandviçleri var. Üst katı özellikle grup yemekleri, iş yemekleri için hoş. İletişime açık, çözüm üretici, zarif servis elemanları var. Gidin, görün…

MAYA
Aslında Karaköy’ü ilk keşfedenlerden. Ama son zamanlarda daha bir popüler oldu. Şehrin ‘tanıdık simalarına’ Karaköy’de Bej’de rastlamazsanız burada rastlarsınız. Enfes yemekleri var. Öyle böyle değil… İnanılmaz lezzetli. İlk açıldığı günlerde mekanın sahibi ve aynı zamanda aşçısı Didem Şenol, masanıza uğrar sohbet ederdi. Son zamanlarda rastlamadım. Yalnız baştan söyleyelim, porsiyonlar biraz küçük ve fiyatlar biraz tuzlu. Öğrenciyseniz hiç bulaşmayın.

OPS
Alkol yok. Sırf daha popüler diye Karabatak’a gidip garsonlarından azar işitmeyi göze alamıyorsanız Ops’a gidin. Çay, kahve, kahvaltı, sandviçse burada da var. Üstelik Karabataktaki garsonlardan sonra buradakiler acayip iyi geliyor. Sarılıp ‘Tolga naber’ demek istiyor insan…

KARAKÖY LOKANTASI
Hala görmediyseniz söyleyecek sözümüz yok. Karaköy lokantası demek, İstanbul demek. Tek geçerim…

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ