Savaşın yara alan yüzleri bu sergide!

Cuma, 29 Mart 2013 17:29

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Üzerinden tam 10 yıl geçti. 2003’te başlayıp 2011’de biten Irak Savaşı’nın izleri, yaraları hala sarılmaya çalışılıyor. Hafızalarda patlayan bombalar, ölü-yaralı taşıyan araçlar ve Bağdat’ta o meşhur Saddam Hüseyin’in heykelininin yıkılışı var. Savaşı başlatanlar, bu savaşta rol oynayanlar hiç pişman oldular mı bilinmez ama heykeli yıkan Kadim el-Cuburi hemen her röportajında bin pişman olduğunu açıklıyor.

Yine her savaşta olduğu gibi bu savaşta da hem fiziksel hem de ruhsal açıdan en çok siviller etkilendi. Savaş siyasileri, askerleri değil, masum sivilleri vurdu. Kimi yakınını kaybetti, kimi tüm maddi varlığını kimi ise bedeninin bir parçasını!

 

“Sizin medeniyetinizi, paranızı, modern yaşantınızı istemiyoruz. Sadece bizi rahat bırakın!”  

Ünlü fotoğraf sanatçısı Niko Guido, tüm bu yaşananları unutturmamak ve bir daha dünya üzerinde böylesine ağır kayıpların yaşandığı savaşların olmaması için Ürdün’ün başkenti Amman’a giderek savaş sonrası plastik cerrahi ameliyatları geçirmiş Iraklıların portre fotoğraflarını çekti ve savaş karşıtı bir fotoğraf projesi hazırlamaya karar verdi.

Fotoğrafı çekilen her Iraklı’nın 5’er dakikalık ses kayıtlarını aldı ve Iraklı’lar savaşın hayatlarından neleri çekip koparttığı anlattı.

Niko Guido, bu fotoğrafların çekimini gerçekleştirirken Iraklılar ile duygusal bir bağ kurdu.  Kerkük’te doğan 8 yaşındaki Suru da bunlardan biri… Henüz 3 yaşında evde oyun oynarken bomba yüklü bir arabanın evlerinin önünde patlaması sonucu yüzü ciddi bir şekilde yandı. Birçok kez ameliyat geçirdi ama Suru’nun vücudu tedaviyi bir türlü kabul etmedi. Niko Guido fotoğraf çekiminden sonra küçük kıza bir mektup yazdı.

“Çirkin olan biziz!”

Sevgili Suru,

Yüzünü ilk gördüğümde içim burkuldu. Sana bakıyordum ama seni görmüyordum. Belki farkettin, fotoğraf makinamın arkasına saklanıyordum. Fotoğraf çekmesem bile çeker gibi yapıyordum. Sen ise bana gülümsedin. O an güzel gözlerini fark ettim. Yüzündeki yanık izleri yavaş yavaş yok olmaya başladı. Sonra geldin bana sarıldın. Dakikalarca öyle kalakaldık. Güzel gözlerinden, güzel yanaklarından öptüm. Yanmış yüzünü okşadım. Ellerimi tuttun, bırakmadın. Sonra kendimden utandım. Sana bakmamak, seni görmemek için ne yapacağımı şaşırmıştım. Sen, yüzün yanık diye hiç utanma olur mu! Çık sokaklara, dolaş insanların arasında. Utanması gereken birisi varsa sen değilsin. Benim, biziz, hepimiziz! Seni bu hale biz getirdik. Koruyamadık. Henüz üç yaşındaydın bomba patladığında. Yüzünün yanmamış halini hatırlamıyorsun bile. Senin yüzüne baktıkça para için, daha fazla zenginlik için ne kadar kötü olabileceğimizi daha iyi anlıyorum. Senden insanlık adına özür diliyorum. Bu savaş yüzünden aileni, akrabalarını, arkadaşlarını, geleceğini kaybettin. Tüm dünya gözlerini kapatsa da seni görmemek için, ben ve arkadaşlarım kapatmayacağız.  Sen üzülme güzeller güzeli, sen üzülme prensesim!

Gözlerimdeki yaşlar nihayet seni görebildiğim için. Bak, artık senin yüzüne bakarken gözlerimi kaçırmıyorum.

Çünkü sen çok güzelsin, biz ise çok çirkiniz. . .

 

Sergi ile ilgili detayları http://www.leaveusaloneproject.org/TR/3/Sergiler.htm adresinden alabilirsiniz.