Bir Yaz Klasiği: Cehennem Silahı! Ali Arıkan yazdı

Salı, 13 Ağustos 2013 09:00

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

İki haftadır ABD’de tatildeyim. Sabahtan akşama koşu, yüzme, bisiklete binme gibi çeşitli aktivitelerden sinemaya gitmeye vakit olmuyor. Önümüzdeki iki gün, Türkiye’de daha sonra vizyona girecek filmleri izleyip açığımı kapatacağım.

Dün akşam yine çok hareketli bir günün sonunda eve döndük. Baktık televizyonda Lethal Weapon var. Tabii ki izlemeye koyulduk. Çünkü film tam anlamıyla bir Amerikan klasiği ne de olsa.

1980’ler aksiyon sinemasına üç tür film damgasını vurmuştur. Bunların ilki, Reagan yönetiminin ilk yıllarındaki dış politikasının doğal uzantısı olan şoven militarist savaş filmleridir (Top Gun, Red Dawn, vb). İkincisi, yine paranoyak Reagan Amerika’sının dışa vurumu olan, “bir orduya karşı tek adam” destanlarıdır (Rambo: First Blood Part II, Die Hard, vb). Sonuncusuysa, politik yerine sosyolojik korkulara dayanan buddy cop, yani “kanka polis” türüdür. Bu akşam saat 19:45’te TV8’de gösterilecek olan Cehennem Silahı (Lethal Weapon) da bu türün en önemli örneklerindendir.

11 Eylül’den sonra Anka Kuşu gibi küllerinden yeniden doğan şoven-militarist filmlerin aksine, “kanka polis” türü artık kendisinin parodisi oldu. Yapı taşlarını herkes biliyor: Her işi kitabına göre yapan, makul ve mazbut yaşlı polis ve yeni ortağı, içi içine sığmayan, hafif çatlak, kuralları hiçe sayan genç kurt. Tabii bu ikilem, dramanın temel ilkelerinden birine dayanıyor. Çatışma, dramayı yaratır; ne kadar çelişki, ne kadar anlaşmazlık, ne kadar sürtüşme varsa, bir hikaye veya oyun da o kadar ilginç olur. Hatta daha da ileri gidersek çatışmanın kendisi dramadır. Çatışma olmadan drama da olmaz. Her şeyin güllük gülistanlık olduğu, herkesin iyi geçindiği, bütün dünyanın buna inandığı, hayatın bayram olduğu, insanların el ele tutuşup sonsuza uzandığı bir hikâyeyi kimse okumaz, böyle bir filme kimse gitmez.

İşte “kanka polis” filmleri de, temelinde insan uygarlığı kadar eski bir dramatik düzen olan “uyuşmaz çift” modelinin modern bir türevidir. 1967 tarihli, Norman Jewison’ın yönettiği ve başrollerini Sidney Poitier ve Rod Steiger’ın paylaştıkları Oscar ödüllü In the Heat of the Night (“They call me Mr. Tibbs,” vs) bu türün ilk temsilcisi olsa da, kabul edilen kavramıyla en etkili “kanka polis” filmi şüphesiz Cehennem Silahı’dır (Lethal Weapon).

Cehennem Silahı’nın sinema tarihindeki önemi, ondan sonra gelen ve giderek daha da kötüleşen devam filmleri sebebinden ister istemez sulandı (istisnasız tüm devam filmleri ticari kaygıyla yapılır; iyileri de kötüleri de). Oysa Richard Donner’ın filmi 1987’de gösterime girdiğinde tam anlamıyla sinemada bir çığır açmıştı. Matrak olmasına matraktı ama alabildiğine karanlıktı da. Eski çınar Murtaugh (Danny Glover), yaşlanmaktan korkarken, izleyiciye sadece dillerine dolayacakları bir replik vermiyordu (“I’m too old for this shit”). İnsanın faniliği ve o faniliğin ne kadar ince bir çizgi üstünde olduğunu da ima ediyordu. Filmin giriş sahnesindeki “intihar” da bunun habercisiydi zaten.

Ya diğer kahraman Riggs (Mel Gibson)? Film, onu da bir kahraman gibi değil, trafik kazasında ölen karısının anılarında kendini kaybetmiş, intiharın eşiğindeki acıklı bir ayyaş olarak betimliyordu. Karakterlerin kendileriyle olan sorunları, birbirleri veya çözmeleri gereken vakadan daha zordu onlar için. Karakterlerin boğuştuğu iç çatışmaları da, her gittikleri yerde sebep oldukları vuruşma ve patlamalarla hayata geçiyordu adeta. Cehennem Silahı’nın, diğer aksiyon filmleriyle arasındaki fark, tema, form ve aksiyonu mükemmel bir şekilde evlendirmesinden geçiyordu.

Neredeyse çeyrek asır sonra, hem filmin hem de türün üzerinden çok sular geçti. Bir de o yetmezmiş gibi, Mel Gibson’ın ırkçı, antisemitik bir kadın düşmanı olduğunu öğrendik. Ama bir filmi zamanımızın değerleri üzerinden yorumlayamayız (öyle olsa Triumph des Willens veya Birth of a Nation’ı kimsenin izlememesi gerekirdi). Cehennem Silahı bir zaman kapsülü gibi. Modern sinema tarihinin mihenk taşlarından biri olduğu için izlenmesi gerekiyor. Bir de acayip eğlenceli olduğu için. Bir yerden DVD’sini bulun ve izleyin derim!

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ