Bir şehrin koku haritası

Perşembe, 9 Nisan 2015 13:27

Bir kokuyu tanımlarken onun kültürel kodlarla ilişkili olduğunu ya da aynı kokunun farklı kişilerce farklı anlamlar ifade ettiğini biliyor muydunuz? Yürüyüş rotalarıyla kokuların peşinden giden, üzerinde çalıştığı koku projeleri ve düzenlediği etkinliklerle katılımcılara da farklı deneyimler yaşatan koku araştırmacısı Cansu Şekular ile Dipnot Tablet için konuştuk.

Hazırlayan: NAGİHAN GİRİT

Koku müteahhidi nedir, kendinizi neden böyle tanımlıyorsunuz?

Aslında kendimi koku müteahhidi diye tanımlamıyorum. Bir tanım arıyorum. Bu olabilir mi diye bakıyorum, düşünüyorum ve sesli düşünüyorum. Koku terzisi, uzmanı, müteahhidi… Kokuyu kullanarak sunabileceğim deneyim alanlarını, parçaları, uygulamaları bir araya getiriyorum. Müteahhit bu anlamıyla örtüşüyor. Ama koku; üzerine ortak bir dil kuramadığımız, duygusal dokunuşları barındıran bir dünya. Bu dünyaya müteahhit sadece biraz hantal oluyor ama, parçaları bir araya getirmek olunca bu tarafıyla uyuşuyor.

cansuSemtlerin koku haritasını çıkarıyorsunuz, nereden aklınıza geldi böyle bir şey?

Semtlerin koku haritalarını çıkarmak yaptıklarımdan sadece birkaç tanesi… Koku- mekan ve hafıza arasında sıkı sıkıya ama farkında olmadığımız bir bağ var aslında. Farkında değiliz, koklamıyoruz. Rutin, robotik ya da biraz daha kötü polis olayım; sıkışmış hayatlar yaşıyoruz. Çok fazla bir şey değil, sadece kafamızı biraz daha hareket ettirmek, eve giderken ya da yaşadığımız kentin, sokağın, mahallenin tadını başka türlü çıkarmaktan bahsediyorum. Dünyada da bunu üç-dört kişi yapıyor. Bir iletişim aracı aslında harita. Anlamadığımız, karmaşık gelen ya da dile getiremediklerimiz üzerine bir alan sunuyor. Öyle koca koca grafik çalışmasına da ihtiyacımız yok. Yaşadığımız kent ve sokaklara karşı bir arşiv görevi görüyor. Akademik çalışmalar, birbirinden kıymetli kente dair incelemeler yapılıyor. Bir kentteki değişiklikleri, aslında kokusal değişim ile de kayıt altına alabiliyorsunuz.

‘Ye İç Kokla’ ve ‘Semti Kokla’ nedir?

Aslında ‘Ye İç Kokla’ ve ‘Semti Kokla’ derken tam da bu duyunun hayatımızda unuttuğumuz şeyleri, kentlerin sokakların her birimizin burnundan kokusunu anlamaya çalışma çabası. Düşünsenize İstanbul’un müzeleri var. Bir de İstanbul’un Koku Kütüphanesi arşivi olsa mesela. Bu yürüyüşler ve herkesin katkısıyla çıkan semtlerin koku haritaları ile İstanbul’un gerçek kokusu bu semtte yaşayanlar tarafından tarafından çıkmış olacak. Sosyoloji, tasarım, antropoloji, mimari, sanat, kültürel çalışmalar, tarih, kimya yani gerçek multidisipliner bir bakış açısı. Semti Kokla Yürüyüşleri’nde görüyoruz aslında bu yapıyı. Katılımcılar mühendis, aşçı, mimar, müzisyen, genetik bilimci, antropolog, doktor…  Hepsi birbiriyle öyle bağlı ki aslında peşinden gittiğim şey tam da bu. Bireysel olup kolektif hale dönüşen bir işleyiş.

Nasıl çıkarılıyor peki bu harita?

Yürüyerek, havalandırma kanal ve menfezlerine yaklaşarak, koku kaynaklarını tespit ederek başlıyorsunuz. Sokak sokak, günün belirli saatlerinde yapmak mühim. Sabah, öğle, gece… Ayrı saat ve günler. Havalar güzelleşiyor, malum. Semti Kokla belli bölgelerde günün üç farklı dilimine yayma kurgusu üzerine çalışıyorum. Çok küçük gruplar ile… Panik yapmamak lazım. Defter, kalem ve bol bol koklamak. Yorulacaksınız elbette. O zaman bırakın. Her kokuyu hangi köşede hangi sokakta aldığınızı yazın.

Bir semtin ya da bir şehrin koku haritası neden çıkarılır ki?

Arşiv, farkındalık, kayıt altına alma ihtiyacı, şehrin aktif bir parçası olma ve deneyim… Bu kelime baloncuklarını artırmak mümkün pek tabi. Ama az önce oldukça detaylı anlatmaya çalıştığım şeylerin özeti gibi bir yerde bu sorunun cevabı. Şehrin aktif birer parçası olan bizler aslında bahsettiğim koku alamama hastalığını yaşayan kişiler, anozmik bireyler gibi yaşıyoruz. Üzerine düşünmeye tenezzül etmediğimiz koku duyumuz, aslında bir sokakta aniden duyduğumuz, hatırladığımız ve kokladığımız bir  lezzet_koku_atolyesi  (1)koku bizim duygu durumumuzu etkileyebiliyor. Mutlu, huzurlu, gergin ve tekinsiz olduğunu düşündüğümüz  kokulara anlık tepkiler veriyoruz, bilinçsizce. Bunların hepsi bu kentte olurken nasıl kayıtsız kalalım ki? Hele de koku duyumuz açık ve koku alabiliyorken. Aynı şekilde sokakta yani bu şehirde her gün bir şey değişirken kokular da değişiyor. Kadıköy’de Nalburcular Çarşısı diye bilinen yerin çimento koktuğu yıllardır söylenirken şimdi o bölge züccaciye ve ozalitçilerin baskı kokularına bıraktı yerini. Eminönü’nde balık kokusu diyoruz ilk düşündüğümüzde. Bu aslında hepimize göre değişiklik gösterse de bu koku da kendi içinde ayrılıyor, eskiden daha çok taze balık çıkıyordu, daha çok balıkçı vardı. Şimdi yavaş yavaş yok oluyor kokuları. Turşu ve turşucu kokusu da mesela. Tüm bunları kendi burnunuz ile keşfetmek ya da fark etmek için, kokular yitip gitmeden bir nevi koku arşivi tutmak için ve biraz daha bu kenti başka bir gözle keşfetmek için yapıyoruz.

Yazının devamı ve Dipnot Tablet’in 211. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play