“Bir Mahallenin Uyuşturucu Çeteleriyle Mücadelesi” Ali Mendillioğlu Dipnot Tablet’e yazdı!

Cumartesi, 27 Temmuz 2013 15:13

fotograf(2)Bir süredir Gaziosmanpaşa Emek mahallesinde uyuşturucu çeteleri ile mahalle halkı arasında yaşanan gerginlik kulağıma geliyordu. İddialar öyle vahim boyutlarda ki mahalleye giderek mahalleliler ile görüşmeye karar verdim.

Emek mahallesine girdiğimde beni ilk karşılayan duvarlardaki yazılar oldu. Uyuşturucuya, fuhuşa ve çeteleşmeye karşı tepkiler Emek mahallesinin tüm duvarlarında dile geliyor. Mahalle girişinde torbacılara karşı güvenliği sağlamaya çalışan gençler nöbetteler. Gençlerle selamlaşıyoruz ve yanıma verdikleri refakatçi eşliğinde mahalle sakinleri ile görüşmelere başlıyorum.

Mahalle halkının anlattıklarına göre, Sarıgöl ve Küçükköy mahallelerinde başlayan uyuşturucu ticareti ve beraberinde mahalleli gençlerin yaygın olarak uyuşturucu kullanmaya başlama süreci, birkaç yıl öncesinde Emek mahallesine sıçrıyor. Emek mahallesinin her sokağında torbacılar köşeyi tutmaya başlıyorlar. Tabi beraberinde mahalle gençliği içerisinde de uyuşturucu kullanımı başlıyor.

‘Mahallemizde dolaşan arabaları ancak Etiler civarında görebilirsiniz’ diyerek söze giriyor bir mahalleli. Son model arabalar ve jipler hatta Ferrari ile bile uyuşturucu almak için gelenler var. Durumu polise intikal ettirmişler ama torbacıların gözaltına bile alınmadığını, alınanların ise serbest bırakıldığını söylüyorlar.

Mahalleli bir genç uyuşturucu tacirlerine 60 lira borçlandığı için uyuşturucu satmaya zorlanmış. Kabul etmeyince bıçaklanmış. Bu tek bıçaklanma vakası değil. Uyuşturucu satıcıları daha önce de bir kişiyi bıçaklamışlar. Son olarak bir mahalleliyi kurşunla yaralamışlar ve tedavisi hala devam ediyor. Birkaç ay içerisinde peşpeşe gelen bu olaylardan sonra, mahallenin yaşlıları tepki olarak uyuşturucu almaya gelen bir müşterinin arabasını durdurmuş. Bu olayın üzerinden 10 dk geçmeden arabalarla gelen uyuşturucu çeteleri mahalle içerisinde pompalı tüfekler ile rasgele ateş açıyor ve arabalarını oyun oynayan küçük çocukların üzerine sürüyorlar.

Bu son olay mahalle halkı için de bardağı taşıran son damla olmuş. Sokaklarda megafonla duyurular yapılarak halk protesto yürüyüşüne çağırılıyor. Tüm mahalle halkı durumu protesto etmek için Gaziosmanpaşa Meydanına kadar yürüyor ve basın açıklaması yaparak yürüyüşlerini sonlandırıyorlar.

Halk polisin tavrından da çok rahatsız. İki bıçaklama, bir ateşli silahla yaralama ve mahalle içerisinde rastgele ateş açma vakasına rağmen tek kişinin bile tutuklanmadığını belirtiyor. Bu durumun ise polis ile çeteler arasında bir bağlantı olabileceği konusunda kafalarında güçlü şüpheler oluşturduğunu yüksek sesle dillendiriyorlar.

Sohbetimize devam ederken kağıt toplayıcısı bir kadın bize doğru gelmeye başlıyor. Yanımıza geldiğinde oğlunun madde bağımlısı olduğunu öğreniyorum. Hikayesini anlatıyor Satı abla. Satı abla kocasından ayrıldıktan sonra iki oğlunu dedeleri bakmayı kabul etmediğinden yetiştirme yurduna bırakmak zorunda kalmış. Kardeşlerin arasında iki yaş fark olduğundan, birbirlerinden ayırmışlar yurtta. Küçük kardeş Murat’ın yurt hikayesi hepimizin bildiği ama bilmiyormuş gibi yaptığı hikayelerden biri. Şiddet, angarya ve küfüre daha fazla dayanamadığı için bir çok çocuk gibi yurttan kaçmaya başlıyor. Bu kaçışların sıklaştığı bir dönemde 15 yaşında uyuşturucu ile tanışıyor.

18 yaşına geldiğinde ise yurttan atılıyor. Anne Satı bu arada ikinci evliliğini yapıyor. Üvey babası Murat’a sahip çıkmaya çalışır ve eve kabul eder. Satı abla o günleri şöyle anlatıyor. “Saçı sakalı birbirine karışmıştı. Peltek peltek konuşuyordu. Gözleri mal gibi bakıyordu. Kolları jilet izleriyle doluydu.”

Murat 19 yaşına geldiğinde askere alınır. Askerlik dönüşü bir işe başlar. Kazandığı tüm parayı da uyuşturucuya yatırmaya devam eder. Tinerden eroine kadar bulabildiği her maddeyi kullanır. Sık sık uyuşturucu krizlerine girmeye başlar. Kriz anlarını Satı anadan dinleyelim: “Kimseyi tanımıyor, tatlı dille yumuşaklıkla sakinleştirmeye çalışıyorum ama nafile. Kendini duvarlara vuruyor, küfürler ediyor, bir keresinde beni bile bıçakladı. Gardaşlığı ile bir olup elini kolunu bağlıyoruz. Ağzına limon suyu döküyorum. O zaman içtiklerini istifra ediyor. Hastaneye yatırmayı da denedik. 800 lira param vardı o da gitti. 15 gün tedavi gördükten sonra hastaneden bıraktılar. 6 ay verilen ilaçları içti. İlaç içtiği zaman sanki dünyadan kopuyordu. ‘

Üvey babasına da saldırınca, üvey babası Murat’ı eve almamaya başlamış. Satı abla oğlunu artık dışarda görebiliyor. Evden yemek götürüyor, üç beş kuruş ne biriktirebiliyor ise oğluna harçlık veriyor. Satı abla aynı zamanda yürüyüşe de katılmış. “Hayatımda ilk defa bir yürüyüşe katıldım. Başka yürüyüşlere katılamam beyim izin vermez. Bu yürüyüşe katılmama beyim izin verdi. Mahallede herkes yürüdü ben de yürüdüm, oğlum için yürüdüm”

Mahalleden ayrılırken , hoş olmayan son bir sürprizle karşılaştım. Emek mahallesi gençleri park içerisinde tanımadıkları 4 gençle karşılaştılar. Gençleri uyuşturucu satıcısı zannedip, demir sopalar ve başka aletlerle kovaladılar. Yakaladıklarına üst araması yaptılar. Uyuşturucu bulunamadığı için özür dilenerek serbest bırakıldılar. Üzerlerinde uyuşturucu bulunsaydı, o gençlerin halini ve neler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.