Bir Hint düğünü günlüğü

Çarşamba, 2 Ocak 2013 13:25

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Dipnot Tablet’in konuk yazarı Duygu Demirdağ törenleri, gelenekleri, kıyafetleri ile bir Hint düğününün detaylarını kaleme aldı.

Saat sabahın 5′i… En yakın dostlarımdan biri, davetliler ve dolunayın şahitliğinde evleniyor. Nikah tüm düğün merasiminin 20. saatine, cemiyetin 6. gününe rastlıyor. “Ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar…” demek için önümüzde birkaç saat ve birkaç gün daha var. Nikahı kıyan Hindu rahibe göre, Hindistan’da boşanma oranlarının dünya sıralamasının en altında olmasının nedeni bu. “Kimse boşanıp,ikinciye evlenmeyi düşünmesin diye merasimi uzun tutuyoruz” diyor!

Burası dünya nüfusunun 7′de 1′inin yaşadığı…. Yokluğun da varlığın da başka bir gezegenden manzaralar gibi arz-ı endam ettiği yer: İnanılmaz Hindistan! Ve burada, dünyadaki en renkli düğünlerden birine tanık olmak için toplandık…

İlk Gün / Kına Gecesi:

Sari alışverişi için bir tuk tuk’la pazara gidiyoruz. Ülkenin başkentinde dahi insana tokat gibi çarpan yoksulluğu,sari’lerin renkleri kapatıyor. Rengarenk olmak bedava.

Bindi’ler,bilezikler,hızmalarla hayatın şenliğine sokakta bile misafir olmak serbest. Milyonlarcası için aynı sokaklar,aynı elbiselerle o kadar şenlikli olmasa da…

Siyahın kolay şıklığıyla yakından tanışık moda anlayışımız,sari’leri bir çırpıda bağlayıveren tezgahtar kızların gülüşmeleri arasında sarsılıyor. Bu cenahta,siyah, “pek güven vermeyen” bir renk.Beyazsa yalnızca cenazelerde giyiliyor. Eve gidiyoruz,çünkü akşama “kına gecesi” var. Gelin evi,terastan yere kadar uzanan çiçekler ve aydınlatmalarla süslenmiş.

Ankita Mamgain,üniversiteden arkadaşım. İki sıcak memleket insanı olarak,buz çiçeği bir başka memleketin amfilerinde tanıştık ve kilometreler aksini gösterir gibi yapsa da hiç ayrılmadık. 5 sayfalık düğün davetiyesinin henüz 2. sayfasını idrak edebilmiş durumdayız. Önceki sayfalardaki tören ve kutlamalara yetişemedik. Şimdiyse,ellerimiz,kollarımız,ayaklarımızda her biri ince ince ve doğaçlama işlenmiş harikulade kına motifleri var. Terasta,yerel kostümleriyle bir orkestra misafirleri karşılıyor. İçeride, Hint ve Moğol mutfaklarından harika yemekler pişiyor. Hindistan’da aileler ve mecburen çocuklar,düğünleri için yaşıyor,çalışıyor,biriktiriyor. Yani aile arasındaki bu cemiyet, cömertlikte bir film festivali bütçesi ve görkemiyle yarışıyor. Bollywood filmlerindenden alışık olduğumuz,hafif de kafa bulduğumuz dans ve şarkıların türlü çeşidini görüyor,dinliyor ve hayran oluyoruz. Bu dünyanın yılda 1300 film üreten Bollywood sinema endüstrisine bile sığmadığını anlıyoruz.

Ertesi gün düğün davetiyesinde de belirtildiği gibi sabah 9′da ilk tören var!

24 Saatlik Nikah:

O tören için tüm kadınlar sarı ve turuncu giyiyor. Rahip önce, ganesh pooja ile gelin,anne ve babasını kutsuyor. Ardından tüm misafirlerin şahitliğinde başka bir törene geçiliyor.

Ankita,ellerini zerdeçala bulayıp beyaz bir kumaşın üzerine bastırıyor. Elinin kumaşta bıraktığı iz aynı zamanda gelinin baba evine bıraktığı son iz… Sonra sıra tüm evli kadınların,gelini kutsamasına geliyor. Biberiye yaprakları önce kaselerin içindeki yağlara ve pirince batırılıyor,ardından gelinin ayakları,elleri,omzu ve başına sürülüyor. Tabakta kalan zerdeçalla da,mart ayındaki holi festivalini kaçırdığı için üzülen bizler için ufak bir meydan savaşı düzenleniyor. Şimdi yüzlerimiz ve elbiselerimiz de sapsarı.

Ankita,Hindu gelin güzelleştirme ritüeline başlıyor. Biz de sari’lerimizi bağlayacak olan görevli kızların önünde sıraya giriyoruz.

Düğün,bir nevi miting meydanında yapılıyor. Metrekareler akıl almaz ölçüde.

Şanfıstıkla beraber kaynatılmış sütten,gul gulay’a,Moğol tavuğundan,chicken tikkaya uzun bir açık büfe listemiz var.

Şimdiye dek yapılan hiçbir törene erkek tarafı katılmadı. Damat evi,görkemli at arabası,kendi bandosu ve elektrikli dev şamdanlarla alana geliyor. Kız tarafı onları karşılamak için hazır.

Damat ve ailesinin kapının önünde istediği kadar dans etme hakkı var.Takribi yarım saat kız tarafı sükut içinde bekliyor. Ve nihayet,Sumit,gelinin kardeşlerinin omuzlarında içeri taşındıktan sonra,Ankita da kırmızı ve altın renkteki gözalıcı lehanga’sıyla aramıza katılıyor.

Saat 23… Ankita’ya durup durup,”şimdi evlendin mi?” diye soruyorum.”Daha değil” diyor. Dahası için ertesi sabahı beklemek gerektiğini henüz bilmiyorum…. Ve nihayet yazının başına,törenin sonuna geliyoruz:

Saat sabahın 5′i… Hayattaki en iyi dostlarımdan biri Sumit ve Ankita,birbirlerine iyi bakacaklarına söz veriyorlar.Ateşin etrafında 7 kez dönüp yeminlerini tamamlıyorlar. Rahibin tekrar ettiği yeminler bu kez Sanskritçe’den,Hintçe’ye,oradan da ithal nedimeler için İngilizce’ye çevriliyor. Yeminler bittiğinde, gelini hep birlikte uğurluyoruz. Kız kardeşler ve akrabaların gelin uğurlanırken ağlaması şart. Biz teamül değil duygumuz gereği ağlarken araba hareket ediyor. Gelinimiz güle güle yeni evine… Nedimelerse,sakinliğiyle önce insanı deli eden,sonra içine alan bu milletin tarihine doğru yola çıkıyor…

Duygu Demirdağ