Bir Babanın İsyanı

Pazar, 18 Ağustos 2013 12:19

ahmetdemir1385Tarih 3 Temmuz 2011…

Eker ve Demir aileleri 24 yaşındaki kızları Sevgi ve biricik torunları Rodi’yi Antalya’da bir trafik kazasında kaybettiler. Bu kayıp, aileleri ve yakınlarını büyük bir acıya boğdu.

Ahmet Demir gelini ve torununu kaybetmenin verdiği acıyı web sitesinde yazdığı yazılarla ve verdiği seminerlerle dile getirmeye çalışıyor. Demir ”Ölümle tanışmak” adlı yazıyla duygularını böyle ifade ediyor;

“Sevdiklerimi kaybetmenin acısını kelimelerle ifade edemem, ama bu benim için ve sevdiklerini kaybeden başkaları için kaçınılmaz bir gerçek. Bizler bu acı ve kayba farklı bir şekilde tepki gösteriyoruz. Onun için şimdi bu yaşadığım acı ve kaybı bedenimle ve duygularımla nasıl tepki verdiğim konusunda seminer veriyorum. Sevdiklerimi kaybettikten sonra hayatımdaki bu konular üzerinde düşünmeye başladım:

Hayata önem ve değer verme.

Kişisel ve ortak anlar yaşamak için aileye ve yakın arkadaşlara yer ve zaman ayırma.
Aileye öncelik verme ve sahip olduğun sürece tadını çıkarmak, özellikle çocukların.
Benim için derin anlamı olan aileyi ve diğer insanları bilmek ve bu anlamı açıkca dile getirme.
Ölüm yokmuş gibi her anı dolu dolu yaşama.”

Biz de Dipnot Tablet olarak Demir’in büyük acısını, bu kazaya sebebiyet veren unsurları, ihmaller ve onun doğurduğu sonuçları konuştuk;

Ahmet Bey, oğlunuz hamile eşi ve torununuzla birlikte 2011 yılında Antalya’ya tatile gitti. Sonra bir trafik kazası geçirdiler ve gelininizi ve torununuzu kaybettiniz. Olay nasıl ve nerede olmuş tam olarak bize anlatır mısınız?

Olay 03.07.2011 saat 19.15 sıralarında Antalya – Döşemealtı – Yeniköy’deki Atatürk caddesi ile Karain caddesinin kesiştiği 4′lü kavşakta meydana geldi. Genişliği 8,30 cm Burdur yolu istikametine seyir halinde iken.

Cezaevi istikametinde Atatürk caddesine (genişliği 7 m) takiben Döşemealtı Şehir Merkezi istikametine seyir halinde iken. Sürücü Mehmet Yücel Türker (sarhoş) kazadan 3 saat sonra polise teslim oldu yapılan tipi incelemede alkol değeri 1,19 promil ölçülmüştür. Kendimizde bilirkişi hazırladığımız raporda kaza anında sürücünün aldığı alkol değeri 1,69 promil. Benim oğlum ifadesinde ben yolun yabancısıydım ve Danimarka’da yolların, trafik işaretlerin ve yol durumuna göre yıllardır araba kullanıyorum benim seyir etiğim yolda hiç bir dört yol uyarı levhası görmedim, dört kavşağına varmadan önce herhangi trafik uyarı levhası yok. Kavşağa varmadan önce sette hızımı düşürdüm karşı tarafa seyir halindeyken alkolü sürücü park eden tır sollayıp oğlumun sol arka kapısına çarpması sonucu sonucu 24 yaşındaki gelinimi ve 4 aylık ve 18 aylık torumun hayatına mal oldu.

“İnsanlık dışı tavır”
Polis araştırmalarına dayalı edindiğim bilgiler kazadan hemen sonra Mehmet Yücel Türker’in yakın akrabası Necati Çetin’i telefonla arıyor, kaza yaptığını söyleyip hemen gelmesini istiyor. Necati olay yerine geldiğinde oğlumun arabasına çarpan arabanın ruhsatnamesi alıp gelen polis ekiplerine, ben arabayı kullanıyordum, ifadesi alınırken kazada 2 ölü olduğunu öğrenince. Necati kaza yapan ben değilim. Kaza sırasında kahvede olduğunu ve kazadan sonra Döşmealtı Belediyesi’nin özel şoförü ile beraber olay yerine geldiklerini söylüyor.

Soruyorum bu komplodan başka bir şey değildir de nedir? Bence bu insanların yaptıkları insanlık dışı ve insanlığın yüz karasıdır.
Bu insanlar senaryolar düzenlerken, benim gelinim ve torunum kavşak ortasında yaşam mücadelesi veriyordu ve oğlumun isyanı ve orada yalnızlığı… Bana kazadan sonra gelen telefonda halen oğlumun isyan sesini duyuyorum. Kaza yapan ve oradaki yakın insanlar onu sakinleştirmeye çalışıyorlardı.

Başkası kullandı arabayı. Bu şahsın ismi Atilla. Mehmet Yücel Türk’ün oğlu arabayı kullandı. Atilla da ifadesini verirken ölü olduğunu öğrenince kendisinin kullanmadığını ifade etti.

Kazadan 3 saat geçmiş arabayı kullananın Mehmet Yücel Türker olduğu öğrenildi .

Gelininiz ve torununuz olay yerinde mi vefat etti?
Bize verilen bilgiler gelinim olay yerinde vefat etmiş, torunum yol ortasında kalmış. Orada gecen bir yolcu torunumu kendi arabasına alıp Antalya devlet hastane götürürken yolda ambulansa devir etmiş, hastanede torunumu da kayıp ettik.

İlginç ve ihmaller
Kaza yerine oradaki yakınlarımızın ifadelerine göre ambulanslar yaklaşık 45 dakika sonra geliyorlar . Oğlum hastaneye geldiğinde isyan ediyordu. Ne yazık ki oğlum hastanenin bazı personelleri tarafından ağır hakaretlere uğramış. Oğlumun hatırladığı kadar bir sağlık görevlisi kendisine: “Bağırma …. Rahat dur… Köpek gibi havlama … Yoksa kendi dışarıda bulursun” demiş.

Bu mudur insanlara hayatında en çok sevdiği eşi ve oğlunu kayıp eden babaya karşı muamele. Nerede bu babaya verilen değer ve onu teselli eden sağlık personeli?

Oğlunuzun arabasına çarpan kimdi, biliyor musunuz?
Yukarıda değindiğim gibi kaza yapan 3 kişi; birinci Necati Çetin ( emniyette görevli ) ikinci kişi Atilla Yücel Türker, üçüncü kişi Mehmet Yücel Türker. Mehmet Yücel Türker’in alkol değeri yapılan polis araştırmalarında 1,69 promil çıktı. Bu kişinin araba kullandığı tespit edildi.

Bu olayla ilgili dava açıldı mı? Göz altına alınan oldu mu? Şu anda cezaevinde yatan kimse var mı, konuyla ilgili?
Olayla ilgili asli ve hukuk davalarını açtık. Mehmet Yücel Türker 6 ay cezaevinde yattı. 29.12.2011 aslı mahkeme kararı ile 3 yıl hapis verildi fakat bu kişi 6 ay sonra serbest bırakıldı. Bu üç yıl af vb. durumlardan dolayı serbest bırakıldı.

Avukatımız, mahilli mahkemenin verdiği kararı yargıya gönderdi, şu an bekleme aşamasında.
Hukuk davası halen devam ediyor.

Kazada yolun da kusurlu olduğunu söylüyorsunuz. Bunu neye dayandırıyorsunuz?
Trafik kaza tespit tutanağında; Yol ve Çevre özellikleri bölümünde “trafik işaret levhası var mı?” sorusuna; VAR cevabı verilmiş.
Dörtlü kavşakta benim oğlumun seyir etiği istikamette DUR işareti vardı. Bu “dur levhası”na engel cisim var mı? sorusuna; YOK diye cevap verilmiş. Çevre ve yol özellikleri ile ilgi rapor, bilirkişi ve adlı tıpta bir kusur görmüyor.

Biz kazadan 14 gün sonra olay yerine gedip yol durumu ile ilgili fotoğraf çektik. Bu fotograflarda görüleceği gibi kaza esnasında polisin iddia ettiği DUR levhasını ağaç ortasında görmek mümkün değil. Artı hiçbir kavşakta uyarı trafik levhası yok. İlk bilirkişi raporu olay yerinde hazırlanırken; biz olay esnasında dur levhasının ağacından görülmediğine dair fotoğraflar verdik ve keşif esnasında da bu ağacın dalları kesilmişti ve DUR levhası görünür biçimdeydi. Maalesef bizim ilk keşif esnasında sunduğumuz fotoğraflar ve yollarda herhangi bir trafik işaret ve uyarı levhalarının olmadığını dile getirmemize rağmen ne bilir kişi ne de adli tıpta bizim bu iddialarımızı göz önünde bulundurmadılar.

Oğlumun dörtlü kavşağın sol tarafında bir tır tam dörtlü yolun kesiştiği noktada park ediyordu, polis bu tır sahibine neden kanunsuz yerde park ettiğini ne raporunda ne de bir bilirkişi hesap soruyor.

Kazaya sebebiyet veren önemli unsurlar
- Oğlumun geldiği istikamette herhangi bir trafik işaret uyarı levhası ve “İleride dörtlü yol kavsaği var” diye ne kaza zamanında ne de böyle bir uyarı levhası mevcuttur.

- Polisin , bilirkişinin, adli tıpın iddia ettiği DUR levhasının dört yol kavşağında olduğunu iddia ettiler. Fotoğraflarda ve videoya da görüldüğü gibi bu DUR levhası ağaç dallarıyla kaplanmış olup oğlumun görme imkanı yoktur. Belediye kazadan hemen sonra dörtlü yola trafik lambalarını koydu, ne yazık ki bu lambalarda ağaç dallarından görülmüyor.

- Soruyorum Döşmealtı Belediyesi’ne: Yolunu işaretlenmesinde ve trafik levhalarından belediye sorumludur. Bu sorumluluğu elimizdeki fotoğraflar ve video ile kanıtlamamıza rağmen, ne polis ne de hukuki süreçte hiçbiri Döşemealtı Belediyesi’nden hesap sorulmadı. Neden sorumluluğunu yerine getirmiyor?

- Karşı tarafın hem sarhoş olması ve çok süratli gelmesi, artı dörtlü yolda önündeki park eden tıra çarpmamak için yolun sol şeridine girip, oğlumun karşı tarafa geçmesi esnasında sol arka kapıya çarpması ile gelinim ve torunumun ölümüne sebep oldu.

Bundan dolayı;
Yolun trafik işaret ve levhalara olmadığını belgelerle dile getirmemize rağmen aslı davada oğlum 8/6 kusurlu asli kusurlu, sarhoş sürücü ise tali kusurlu 8/2 görüldü.

Bu adalet midir?

Bu olaydan sonra ailenizde neler değişti? Oğlunuz şimdi ne yapıyor? Hayatı nasıl değişti?

Bence bu sorunun cevabını ölen gelinimin annesi Semra’nın yazdığı şiirle cevap vermek istiyorum;
“… Sevgi dünyaya gelince güneşim doğdu … İsinmaya başladım … Sevgiyi kayıp etim güneşim battı şimdi üşüyorum …
Rodi dogmadan önce astama hastalığım vardı… Rodi dünyaya gelince kendisini kokladim… Rodimin kokusu astma hastalığıma dermani oldu … Rodi kayıp ettim şimdi boğuluyorum….”